İbrahim Halil Gülben

İbrahim Halil Gülben
@ibrhalgul
Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Sosyolog
Sosyoloji-Fırat Üniversitesi
134 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Müzik daha çok özne kutbuna yakındır; kendi ortamıyla sınırlı değildir çünkü tümüyle soyuttur. Schopenhauer, müziğin yapısının doğal dünyayı kopyaladığına inanır: Bas sesler cansız maddeleri, armoniler hayvanlar dünyasını, melodiler ise insan düşüncesini betimler. Müzik, özde evrensel İrade'nin kopyasıdır. Müziğin öteki sanat türlerinden farkı, kendi kendini içermesidir. Başka şeylerin aksine, soyut duyguları barındırır; böylece dinleyicinin yaşamın duygusal özünü acı çekmeden algılamasına izin vererek zihni estetik bilince uyandırır.”
Sayfa 352 - Aprıl·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bugün sanayi toplumlarındaki çoğu kişi hayatta kalabilmek için dünyanın doğal düzeni hakkında çok şey bilmek zorunda değil. Fabrika işçisi, tarih öğretmeni, sigortacı veya bilgisayar mühendisi olmak için ne bilmeniz gerekir? Kendi dar uzmanlık alanınızla ilgili çok şey, fakat yaşamın diğer gerekliliklerinin çoğu için gözünüz kapalı başka insanlara güveniyorsunuz ki, bu insanların da bilgileri kendi dar uzmanlık alanlarıyla sınırlıdır. Kolektif insan bugün eski grupların bildiğinden çok daha fazlasını biliyor. Ama birey olarak bakıldığında, eski avcı toplayıcılar tarihteki en becerikli ve bilgili insanlardı.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Tarih
Şimdi düşünün, eğer tıkış tıkış apartmanlarda değil de filmlerde gördüğümüz o geniş bahçeli tek katlı evlerde yaşıyor olsaydık, birbirimize karşı yine de bu denli saldırgan olur muyduk?
Tanrı bize iki yuvarlak organ verdi. Biri düşünmek diğeri oturmak için. Başarı hangisini kullandığınıza bağlı.
Ann Landers·Kitabı okudu
İlişkiler
Saraylarda çöker....
Bir kere saray kurulduktan sonra yıkması güç, çünkü korku ve tiksinti kadar hayranlık ve imrenme de yaratır saray denen nesne. Ah! İnsanoğlunu kandırmak ne kolay. Ne çabuk zanneder sadece bakarak pay aldığına, hepsini​ yemeyeceği ekmeğin kokusunu alarak doyduğuna ve hiç yatamayacağı güzel kadınları hayalinde soymaya... Ah! O muhtarlar ne çok anlatacaklar gördüklerini dostlarına Ve ne çok övünecekler iştahlı yalanmalarıyla...