Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Müzik daha çok özne kutbuna yakındır; kendi ortamıyla sınırlı değildir çünkü tümüyle soyuttur. Schopenhauer, müziğin yapısının doğal dünyayı kopyaladığına inanır: Bas sesler cansız maddeleri, armoniler hayvanlar dünyasını, melodiler ise insan düşüncesini betimler. Müzik, özde evrensel İrade'nin kopyasıdır. Müziğin öteki sanat türlerinden farkı, kendi kendini içermesidir. Başka şeylerin aksine, soyut duyguları barındırır; böylece dinleyicinin yaşamın duygusal özünü acı çekmeden algılamasına izin vererek zihni estetik bilince uyandırır.”
Bugün sanayi toplumlarındaki çoğu kişi hayatta
kalabilmek için dünyanın doğal düzeni hakkında çok
şey bilmek zorunda değil. Fabrika işçisi, tarih
öğretmeni, sigortacı veya bilgisayar mühendisi olmak
için ne bilmeniz gerekir? Kendi dar uzmanlık alanınızla
ilgili çok şey, fakat yaşamın diğer gerekliliklerinin çoğu
için gözünüz kapalı başka insanlara güveniyorsunuz
ki, bu insanların da bilgileri kendi dar uzmanlık
alanlarıyla sınırlıdır. Kolektif insan bugün eski
grupların bildiğinden çok daha fazlasını biliyor. Ama
birey olarak bakıldığında, eski avcı toplayıcılar
tarihteki en becerikli ve bilgili insanlardı.
Şimdi düşünün, eğer tıkış tıkış apartmanlarda değil
de filmlerde gördüğümüz o geniş bahçeli tek katlı
evlerde yaşıyor olsaydık, birbirimize karşı yine de bu
denli saldırgan olur muyduk?
Bir kere saray kurulduktan sonra yıkması güç, çünkü korku ve tiksinti kadar hayranlık ve imrenme de yaratır saray denen nesne. Ah! İnsanoğlunu kandırmak ne kolay. Ne çabuk zanneder sadece bakarak pay aldığına, hepsini yemeyeceği ekmeğin kokusunu alarak doyduğuna ve hiç yatamayacağı güzel kadınları hayalinde soymaya...
Ah! O muhtarlar ne çok anlatacaklar gördüklerini dostlarına Ve ne çok övünecekler iştahlı yalanmalarıyla...