İdris İshak ve Şit azığı
İlyas gölgesi
Bir Yusuf akşamı
İlerde bengisu doldurulmak için
Bünyamin'in yüküne saklanmış
Gümüş su tası
Yakub'un koyun postu
İbrahim atlası
Bekçiyse Musa'nın asası
İşte böyle bir tören içinde açıldı gök sofrası
Bu bir yas mıydı düğün müydü
Büyük bir şehirden geçen
Bir kasaba halkası
Sona eriyor demekti bir dağ çağı
Orda anlatıldı gece yarısı
Bir iç çağrısı gibi sofradan
Ve İsa' dan yükselen
Havariyun'da yankı yapan
Gelecek dönemin Mekke çağrısı
Gelecek vakitlerin mescitleri kurulsun diye
Onlar yıkıyorlardı mihrabında
Putperest ateşler yakılmış
Ön cephesi yerinden oynamış tapınağı
Orda anlatıldı Cebrail'in yaprakları
Orda katıldılar Bedir Savaşı'na
Yeşil sancak tuttular
Durdu sancak
Orda da görüldü alkışlandı
Hendek Savaşı'nda
Kayaların kıvılcımlarında
Yanıp söndüğü gibi
İşte herkes yüz yüze şimdi geceyle
..... 'senin aşkındır' diyor uzun iç-çekişlerle birisi
birisi 'her şey uzakta artık'
...... belki de başka bir yerinde dünyanın
....... 'ilkinde doğrusuna rastlamadım ki'
diyor birisi
bir üzüm tanesi çürüyor azar azar
gece çürüyor
'sonrası iyi olsa ne yazar'
diyor birisi
..... kim barıştırır seni dünyayla
hangi sulh hukuk
hangi uyuşmazlık mahkemesi
..... ölümle başlayacak bir yalnızlığın
tadını duyuyor ağzında
'ölüm bir kazadır' diyor birisi
ivmesi artıyor umarsızlığın
'ne ki herkesin başına gelir'
...... 'arada bir adım sorsalar' diyor birisi
belki de öyle birini tanıyorumdur
geçmişinde cakalı ayak izleri
sonsuz denecek kadar sürekli
günden geceye geçerken şaşkın
hatta -nedense- öfkeli
koyu bir yazı için dinlendirdiğin serin mürekkep
kıvamını beklediğin iç kale, çektiğin dem
kanlı kristal
tehlikeli denge
kalpteki yer
bilinmez fal uzak ülke
çıkmadığın içeri uğradığın dışarı
herkesin gözü önünde
hiçbir yere ait olmadan
gizlenmek ve görülmek
saklı sürgün gizli hüküm reddederek
seçtiklerinin çizdiği kader
gece masalarının uzak konukları
ağırlanamıyor artık hiçbir evde
söylenmiyor hiçbir dille
geliniz gidiniz kalınız
herkes kalabalık herkes yalnız
gecenin evi nerde gecenin evi nerde?