İlim
"Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir". (Hadid 4 ) .Yani ilmiyle sizinledir .Acuri eş Şeri'a isimli kitabında, Allah Teala'nın kullarıyla beraberliğinin manasının, ilmiyle olan beraberliği olduğuna dair icma nakletmiştir. Ehl-i Sünnet'ten İbn Abdulber ve başka alimler ona ittifak etmişlerdir. Onlardan önce bu meseleye İmam Ahmed delil getirmiştir. O şöyle demiştir: Allah ayete "ilim" ile başlamış "ilim "ile bitirmiştir.
Din
Sahabede bile tarihselcilik varken bizdeki yobazlara ne demeli?
Öte yandan, meşhur tabiî âlim Atâ b. Ebî Rebâh (ö. 114/732), Medine döneminde Müslümanlar ile müşrikler arasındaki gergin ve problemli ilişkilere atıfta bulunan Mümtahene 60/10-11. ayetler bağlamında İbn Cüreyc'in (ö. 150/767), "Müşriklerden evli bir kadın Müslümanlara gelse ve İslam'ı benimsese, ilgili ayetteki "ve-âtûhüm mâ enfekû" (O kadınların eski kocalarına evlilik sırasında mehir olarak ödedikleri para veya malı iade edin) ifadesi mucibince o kadının müşrik kocasına herhangi bir mehir bedeli ödenir mi?" şeklindeki sorusuna, "Bu hüküm sadece Rasûlullah ile çağdaşları arasında geçerliydi" (innemâ kâne zâlike beyne'n-nebiyyi ve ehli ahdih) diye cevap vermiştir. Ebû Bekr İbnü'l-Arabî (ö. 543/1148) gibi bazı müfessirler ise aynı ayetle ilgili olarak, "Allah'ın bu ayetteki hükmü ümmetin icma ettiği üzere o zamana, özellikle o zaman ve zeminde meydana gelen olaya mahsustur"şeklinde bir görüş belirtmiştir. "İlmin kapısı" diye anılan Hz. Ali gibi bir sahâbînin, "Bu ayetteki hükmü benden önce hiç kimse uygulamadığı gibi benden sonra da hiç kimse uygulamayacaktır" dediği, tefsirdeki otoritesi tartışmasız olan İbn Abbas gibi bir diğer sahâbînin, Nur 24/58. ayetteki hüküm hakkında kendisine sorulan bir soruya, "Bu ayetteki hüküm işlevini yitirmiştir; bugün bu ayetteki hükmü uygulayan birinin varlığına şahit olmadım" diye cevap verdiği, ayrıca ilâhı vahye muvafakatlarıyla tanınan Hz. Ömer gibi bir sahâbînin Kur'an'daki sarih hükümlere, sözgelimi Tevbe 9/60. ayette zekât gelirini harcama kalemleri arasında müellefe-i kulûb sınıfı açıkça zikredilmesine rağmen, bu kalemden pay isteyenleri açıkça reddettiği halde bütün bu sahâbîlerden hiçbirinin İslam'a ve Kur'an'a sadakatsizliği akıllarının ucundan dahi geçirmemiş olmaları acaba nasıl izah edilebilir? Yine Hz. Ömer'in müellefe-i
Sayfa 19 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Nisa:59
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de... Herhangi bir şey hakkında çekişir (anlaşamaz)sanız, eğer gerçekten Allah'a ve âhiret gününe inanıyorsanız, onu, Allah'a ve Resûlü'ne arz edin (Kur'an ve Sünnet'le halledin). Bu âyet-i kerîmede önce, "Allah'a itaat ediniz, Resûlü'ne itaat ediniz." denildiği halde, "ulü'l-emre de" denilmekte, "itaat" kelimesi üçüncü defa tekrar edilmemektedir. Çünkü Allah (cc.) ve Resûlü'ne itaat mutlaktır, kayıtsız şartsızdır. Ulü'l-emre itaat ise mutlak değildir. İslâm'a göre seçilmiş ulü'l-emr, meseleleri kendi arzularına göre değil, Allah ve Resûlü'nün emirleri doğrultusunda çözecektir. Ulü'l-emre itaat ise onun Allah ve Resûlü'ne itaati olduğu müddetçedir. Resûlullah (sas.), "Allah'ın emirlerine aykırı işlerde kimseye itaat yoktur." buyurmuştur. Ulü'l-emr için "sizden olacaktır" kaydı vardır. Çünkü Allah'ın hükümlerini beğenmeyerek ve kabul etmeyerek kâfir olanlar, "sizden" ifadesi içine girmez. Buna göre ulü'l-emr, İslâm imanını taşıyacak ve Kur'an'a uygun yaşayacak kimse olmalıdır. Ayette insanlar arasında geçen anlaşmazlık konularının Allah'ın Kitabı ve Resûlü'nün sünneti ile halledilmesi emredilmektedir. İmam Şâfiî, er-Risâle'sinde, "Sadece Kitab'la yetinmek, sünneti terk etmiş nasipsizlerin görüşüdür." demektedir. Çünkü Sünnet'i kabul etmemek İslâm'ı yıkmaktır. Resûlullah (sas.); "Yalnız Kur'an'a sarılın, bize Allah'ın Kitabı yeter, biz onda gördüklerimize uyarız." diyenlerin çıkacağını haber vermiş ve onlardan sakındırmıştır. Böyle diyenlerin dinden çıkacağı hakkında icmâ vardır. Bu, (sizin için) daha hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.
Dinin Bütünlüğüne Müdahale!
Bugün bilhassa tarihselcilerin savundukları ve uyguladıkları metot, detaylara dair meselelere çözüm getirmek değil; dinin bütünlüğüne müdahalede bulunmaktır. Resullullah efendimizi ve edille-i şeriyyenin diğer iki esasını (icma ve kıyas) saf dışı bırakarak, Kur'an'ı bir felsefe kitabı haline getirmeye çalışmaktır. Sünnet, İcma ve Kıyas bir tarafa bırakıldığında, onun dediği gibi "adalet" denen şeyin içini istediğin gibi doldurmanın önünde hiçbir engel kalmaz...
Sayfa 268·Kitabı okudu
Alıntı
mezhepte muteber (esas) olan görüşe göre atın etinin haramlığı Atın etinin haramlığı/mekruhluğu) onun necasetinden (pis olmasından) dolayı değil, cihad aleti olmasındandır. Görmez misin ki, atın sütü icma ile helaldir. Aynî bu hususu 'Şerhu Tuhfeti'l-Mulûk' adlı eserinde zikretmiştir.
“Ümmet İmamiyye mezhebinin tekfir edilmesi konusunda icmâ etmiştir. Sahabenin sapıttığına inanan, onların icmâ’ını inkar eden ve onları layık olmadıkları şeylere nisbet edenlere ne denir!” — İmam Sem’âni