Puan vermedi·264 syf.·
2026 410. kitabı
. insanların maskenin ardındaki gerçek sizi görmesinden ve yargılayacaklarından korktuğunuz için kendinizi sosyal ilişkilerden bütünüyle geri çekersiniz. Kendinizi zayıf yönlerinizle tanımlamaya başlarsınız. Benliğinizin gerçekten kusurlu olduğunu düşünür ve insanların gerçek sizi gördüklerinde sizi hoyratça reddedexeğini varsaymaya başlarsınız." Richard C. Schwartz kendimizi anlama ve kendimizle ilişki kurma konusunda devrim niteliğinde bir paradigma öğretiyor; bizi içsel uyuma getiren, özşefkati artıran ve ruhsal uyanışın kapılarını açan bir yöntem. İçsel Aile Sistemleri (IFS) terapisi ve insan olarak her birimizin acı ve hayal kırıklığıyla mücadele edebilmek adına aşırı rollere bürünmeye zorlanmış kıymetli parçalar içerdiği anlayışı, travma terapisi alanında yaşanan en büyük gelişmelerden biridir.. "Sıklıkla görürüz ki, bir duygu ya da düşünceden ne kadar çok kurtulmaya çabalarsak, o duygu ya da düşünce aynı oranda güçlenir." S:28 Bu parçaların hayatta kalmamızda oynadıkları rolleri anlamak ve kök travmalarının yükünden kurtulmayı başarmak kişiyi içsel uyuma ve özşefkate götürür. Varlığımızın tüm parçalarını kucaklama anlayışı gerçek manada bir devrimdir ve özkabule, özliderliğe uzanan yolun önünü alabildiğine açar. IFS, etkili ve sonuçları/etkisi kalıcı olacak travma terapilerinin mihenk taşlarından biridir. Bozuk Parçan Yok İlişkilerimizdeki engellerin çoğu, bir başkasının davranışının içsel sistemlerimizde yaratacağı karmaşadan korkmamızdır. S:210
Araştırma-İnceleme
Bozuk Parçan YokRichard C. Schwartz · Okuyan Us · 202240 okunma
Catilina’da Trajik Öznenin İnşası: Başkaldırı, Yalnızlık ve Yıkım
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Oyun, tarihsel olarak Roma’daki gerçek bir figür olan Lucius Sergius Catilina’ya dayanır. Tarihte Catilina, Roma Cumhuriyeti’ne karşı komplo kurmakla suçlanan bir siyasetçidir. Özellikle Marcus Tullius Cicero’nun konuşmaları sayesinde tarih boyunca “hain” olarak anılmıştır. Ibsen ise bu karaktere farklı yaklaşır; onu yalnızca suçlu biri değil, sistemle çatışan trajik bir insan olarak ele alır. Oyunun temel çatışması: Catilina hem Roma düzenine öfkelidir hem de kendi içinde parçalanmış durumdadır. Bir yandan büyük idealler ve tutku taşır, diğer yandan hırsı, öfkesi ve karanlık tarafı onu felakete sürükler. Bu nedenle oyun sadece politik değil, aynı zamanda psikolojik bir trajedidir. Önemli karakterler: * Catilina: Merkez karakterdir. Güçlü, tutkulu, öfkeli ve huzursuzdur. Roma’daki yozlaşmadan nefret eder ama kendisi de tamamen temiz biri değildir. İdealist devrimci ile yıkıcı asi arasında gidip gelir. * Furia: Oyunun en sembolik karakterlerinden biridir. Gerçek bir insan gibi görünse de çoğu yorumda Catilina’nın bastırılmış arzularının, karanlığının ve yıkım dürtüsünün temsilidir. Adı bile “öfke/fury” çağrışımı taşır. Adeta bir vicdan karşıtı gibidir. * Aurelia: Daha sakin, sevgi ve düzen tarafını temsil eder. Catilina’nın kurtuluş ihtimalini simgeler. Bu iki kadın karakter çoğu eleştirmen tarafından Catilina’nın iki ruh hali gibi okunur: * Furia = tutku, yıkım, isyan * Aurelia = huzur, sevgi, düzen Bu açıdan oyun romantik tiyatro etkisi taşır. Karakterler bazen gerçek kişilerden çok fikirlerin ve ruh durumlarının sembolü gibidir. Oyunun ana temaları: 1. Toplumla çatışan birey Ibsen’in sonraki oyunlarında da sıkça görülecek bir tema burada başlar. Catilina, yozlaşmış bulduğu düzene karşıdır ama toplum onu tehdit olarak görür. 2. İdealizm ve
Tiyatro
Catilina - Bir Halk DüşmanıHenrik Ibsen · Mitos Boyut Yayınları · 2011101 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kamuya Ders Kitabı
Puan vermedi·512 syf.··
2026 16. kitabı
Muhtemelen uzun ve oldukça kişisel bir inceleme yazısı olacak. Siddhartha Mukherjee gerçekten çok iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Bu hikayelerini de iki ana örgü (bazen üç ana örgü) ile bize sunuyor. Bir hiyerarşi barındırmadan dilin imkanları çerçevesinde birinci ve ikinci demek durumunda kalacağım lakin; bu durum bir beğeni ya da önem farkına benim açımdan işaret etmeyecektir. Birinci olarak bilimsel bilginin günümüze nasıl geldiğinin anlatıcılığında çok kıymetli bir iş yapıyor Siddhartha. Kitabın içindeki her başlığın akademik yazındaki ilk noktasından günümüzdeki bilgi birikimine ulaşana kadar emek sarf eden her bir bilim insanına işaret ediyor ve okuyucuyu da bu kümülatif bilgi artışında aktif bir izleyici olarak ağırlıyor. Diğer kısım ise okuyucu çektiği duygusal sayfalardır. Bir ders kitabı okurken okuyucu kendisini adı-sanı bilinen bir hastanın yanında Siddhartha'nın odasında şikayet dinlerken buluyor ya da hekim ile birlikte çare ararken... Aslında bu durum da duygusuz akademik bilginin omuzlarında yükselen romantize edilmiş güçlü beyaz önlüklülerin yükselmesine yol açıyor. Hastayı kurtarabilecek olan bilim insanları ya da hekimler... Örgüdeki bir üçüncü kısım ise çok daha nadir de olsa önemli yerlerde Siddhartha'nın kendisidir. Onun duyguları, boş yollarda yürüyüşleri ya da kişisel aile işlerine dair satırlar. Yani, bu kitabın yazarı da bir insan olarak ve okuyucusuyla insani ilişki kurmaya devam ediyor. Buraya kadar olan kısım kitabın nasıl kurgulandığı ile alakalı olsun. Devamı içinde Siddhartha taktiği kullanalım, durup durup farklı konulara sekelim. *** Siddhartha bilimsel olarak anlaşılması zor konuları berraklaştırmada gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Tabii ki, bu yorum taraflıdır. Ben bu kitabın muhtevasındaki her bilgiyi en azından bir kaç kere ders
Hücrenin Şarkısı: Dönüşen Tıp ve Yeni İnsanSiddhartha Mukherjee · Domingo Yayınevi · 202437 okunma
Uyuyan Vicdanları Uyandıran Bir Tokat: Hacı Ağa’yı Okurken
Puan vermedi·105 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 04:48
Sadık Hidayet’in Hacı Ağa’sını bitirdiğimde içimde tuhaf bir fırtına koptu. Kitaba başlar başlamaz o Hacı Ağa'nın nasıl bir kan emici olduğunu iliklerime kadar hissettim. Sözde dindar, özde halkın cebindekini çalan, çaldıklarıyla semiren o tanıdık silüet... Okurken sayfalara bakıp içimden hep şunu söyledim: "Ulan hiç yabancı gelmiyorsun, sanki her gün karşımda gibisin!" Gerçekten de öyle değil mi? Etrafımız insanları açlıkla, yoksullukla sınayıp dini hurafelerle uyutan, kendi kasasını doldururken her türlü arsızlığı mübah gören bu adamlarla dolu. Sayfalar aktıkça, adamın serveti ve kibri büyüdükçe benim de vicdanım sızım sızım sızlamaya başladı. Göz göre göre yapılan bu hırsızlıklar, bu riyakârlık karşısında "Kimse mi dur demeyecek, kimse mi buna isyan etmeyecek?" diye yiyip bitirdim kendimi. Bir ara o ağır, kasvetli ve ikiyüzlü dünya ruhuma öyle bir çöktü ki, kitabın sonlarına yaklaşmama rağmen kaçıp uyumak, o ağırlıktan kurtulmak istedim. Ama sonra... Tam da sessizliğin ve umutsuzluğun dibindeyken sahneye o şair çıktı ve uykum falan kalmadı! O şairin, Hacı’nın karşısına dikilip bütün şerefsizliklerini, bütün yalanlarını suratına bir tokat gibi çarpması var ya... İşte o an, okurken içimde biriken o zehirli irin aktı gitti. O adam konuştukça ben rahatladım, o haykırdıkça vicdanımın ağrısı dindi. Resmen içsel bir arınma yaşadım. İnsan o an tek bir şey diliyor: Vicdanı olan, insan olan herkes keşke o şair gibi olabilse. Dünya maalesef bu Hacı Ağalarla kaynıyor, bitmek de bilmiyorlar. Ama o şairin sözleri insana umut veriyor. Bir gün gerçekten herkesin bilinçlendiği, bu kan emicilerin yüzüne gerçeklerin korkusuzca haykırıldığı o devrim dolu günlerin geleceğine inanmak istiyorsun. Çünkü karanlığı, sahteliği ve bu uykuyu ancak gerçeği yüzlerine çarpan o cesur kelimeler
Hacı AgaSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20172,875 okunma
Olağanüstü Bir Gece
Puan vermedi·69 syf.··
2026 52. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 22:40
Duyguların Dirilişi: Olağanüstü Bir Gece Kitap, "Her şeye sahip bir insan, neden hiçbir şey hissetmez?" sorusunu şık bir aristokratın buz tutmuş ruhu üzerinden soruyor. Zweig, sıradan bir pazar günü işlenen küçük bir suçun, nasıl devasa bir ruhsal uyanışa dönüştüğünü usta işi bir psikolojik tahlille anlatıyor. Sayfalar ilerledikçe karakterin donmuş duyguları çözülüyor ve okur, hayatın o "ilk sıcaklığını" kahramanla birlikte yeniden keşfediyor. Eğer konforun uyuşturduğu ruhunuzu tek bir gecede sarsıp uyandırmak isterseniz, Zweig’ın bu kısa ama devasa içsel devrimine mutlaka kulak vermelisiniz.
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,6bin okunma
Dikkat spoiler içerebilir!
10/10
·400 syf.··
2026 8. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 02:28
Bir anda karşıma çıktı bu kitap. Kapağına bakıp önsözünü okuduğumda içim bir garip oldu. Sanki bu kitapta kendime dair bir şeyler bulacak ve bu kitabı çok sevecekmiş gibi hissettim öyle de oldu. Özellikle de amadeu de prado’yu çok sevdim. İnsanlığı, içtenliği, düşünceleri ve yazdıkları beni derinden etkiledi. İyi ki karşıma çıkmış bu kitap, iyi ki Raimund Gregorius bir kitabın peşinden gidip o yolculuğu yapmış, amadeu’yu adriana’yı ve diğerlerini tanımış. Devrimi ve devrimcilerin yaşadığı o karanlık yılları “kadife devrimi” iyi ki okumuşum. Amadeu’nun kendisi farklı görüşte olmasına rağmen güzel kalbi ve doktorluk mesleğini yerine getirmek için insan kasabı mendesi kurtarması… çok farklı duygular içerisinde okudum bu kitabı. Sonunda amadeu’nun o kadar düşünmesinden ve yaşayışından sonra beyin anevrizması olmasına çok üzüldüm. Ne diyor Amadeu de prado “Geçmiş şeylerin izleri beni neden üzüyor, bunlar sevinçli bir şeyin izleri olsalar bile? Ne kadar benziyoruz amadeu bende öyle geçen her şeye büyük bir özlem duyuyorum. Esintili bir rüzgar estiğinde çocukluğumu hatırlayıp hüzünleniyorum, eskiyi hissetmek gözlerimin dolmasına neden oluyor tıpkı senin gibi. Kötü hissettiğinde kitaplara sığınıyorsun. Onlardan medet umuyorsun tıpkı benim gibi. Adriana’ya da çok üzüldüm o kadar çok sevdiği abisini genç yaşta kaybetti. Onun odasını müzeye çevirdi. Amadeu’yu en çok adriana sevdi. Canım adriana. O mavi evin muayenesini hiç bozmamış amadeu nasıl bıraktıysa öyle kalmış. Öldüğü saatte saati durdurmuş. Sevgi böyle bir şey. İyi ki bu içsel yolculuğa çıkmışım. Her satırını sindire sindire okudum. Alıntılarımı aldım. Bazı sayfalarda uzun uzun düşündüm. İyi ki bu kitap karşıma çıkmış ve ben iyi ki Lizbon’a seyahat etmişim. Pascal Mercier Lizbon'a Gece Treni
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20122,181 okunma