7/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 18:14
Ses Diyeti, günlük hayatın içinde çoğu zaman fark etmeden yanından geçtiğimiz seslere bambaşka bir anlam kazandırıyor. Gün içinde duyduğumuz seslerin, dinlediğimiz müziklerin ve hatta sessizliğin bile ruh hâlimizi, düşüncelerimizi ve yaşam alanlarımızı nasıl etkilediğini akıcı bir dille anlatıyor. Bilimsel bir temele sahip olmasına rağmen anlatımı oldukça sade ve akıcı. Bu da kitabı yalnızca ilgi duyanlar için değil, merak eden herkes için ulaşılabilir kılıyor. "Müzik beynin besinidir. Müziği yalnızca dinlemekle kalmayız, onunla düşünür, hisseder, belki de fark etmeden hayatımızı düzenleriz." Kitap boyunca sık sık durup kendi alışkanlıklarımı düşündüm. Dinlediğimiz her şeyin bizde küçük de olsa bir iz bıraktığını fark etmek oldukça etkileyiciydi. “Bazen bir melodi, söylenmeyen cümlelerin yerini alır." Hepimizin hayatında kelimelerin yetmediği anlar vardır ve bazen gerçekten de bir melodi anlatmak istediklerimizi bizden daha iyi anlatır. Arzu Haksun, bilimsel bilgileri gündelik yaşamla doğal bir şekilde buluşturuyor. Sayfalar ilerledikçe çevremdeki sesleri daha dikkatli dinlemeye, gün içinde bana eşlik eden müzikleri yeniden düşünmeye başladım. Seslere ve müziğe bambaşka bir gözle bakmak isteyenler için hem düşündüren hem de keyifle okunan bir eser. Belki de değişim, yeni bir şey duymakla değil; yıllardır duyduğumuz sesleri ilk kez gerçekten dinlemekle başlıyordur. "İnsan, ancak kendi içsesini ayırt edebildiğinde kendi özüne yaklaşır."
Ses DiyetiArzu Haksun · Doğan Novus · 20264 okunma
Yeşilçam, Türkiye gibi
9/10
·608 syf.··
2026 53. kitabı
Vedat Türkali'yi severek okuyorum. Ülkemizin yakın tarihinden kesitleri içinde insan ilişkileri, kaygılar, umutlar, sevgisizlikler, arzular, daha neler neler... Bu usta yazarımız, bir yandan geleneksel toplumcu gerçekçi romanlardaki gibi yazıyor ama öbür yandan ve asıl önemlisi, modern romancılarımız gibi bireyin iç dünyasına, içses, çoğul anlatım gibi tekniklerle eğiliyor. Ayrıca, ironik bir anlatımı var. Bu romanında üç anakarakter her bölümde sırayla başrolü alıyor, hepsini izlerken gülüyoruz, özellikle de Zühtü Bey'i. Romandaki Gündüz karakteri bir bakıma yazarın görüşlerini yansıtıyor gibi. Yeşilçam'ın yozlaşmasının hem ekonomik hem de politik olduğunu görüyoruz. Yerli sinema bir ara Batı taklidi oluyor, ama yeterince popüler olup iyi para kazanabilmek için alaturka melodrama başvuruyor. Politik baskı ise pornografiye kayılmasına neden oluyor. Öykünün son ana bölümündeyse, yerli-yabancı ilaç tekeline karşı mücadele etmenin çok çetin şartlar yarattığı ve yerli film sektörünün özgün ve toplumsal eleştirel içerikli üretim yapmasının önünün vahşice kesilmesi anlatılıyor.
Yeşilçam Dedikleri TürkiyeVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 2015251 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·200 syf.··
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 18:54
Söyleme Bilmesinler , karmaşık aile ilişkileri ve içsel sırların derinliklerine inen dokunaklı bir hikayeyi anlatıyor. Söyleme Bilmesinler , bir ailenin yaşadığı içsel çatışmaları, sırları ve ilişkileri merkezine alırken, karakterlerin kendi seslerinden hikayelerini aktarmasıyla şekilleniyor. dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan görünen ama içi derin sırlar, suskunluklar ve kırgınlıklarla dolu üç çocuklu klasik bir Türk ailesinin hikayesini okuyoruz. Şermin Yaşar Söyleme Bilmesinler, aynı çatı altında yaşamalarına rağmen birbirini gerçekten tanımayan, ortak bir geçmişi paylaşsalar da kendi iç dünyalarında bambaşka trajediler yaşayan aile bireylerini işler. Aile içi bağların, iletişimsizliğin ve ebeveynlerin çocukların omuzlarına yüklediği yüklerin hayatları nasıl şekillendirdiğini anlatır. Olay örgüsü ilerledikçe, saklanan büyük bir sırrın ortaya çıkmasıyla herkesin hayatındaki düğümler tek tek çözülmeye başlar. Söyleme Bilmesinler Romanın en dikkat çekici yönü, tek bir anlatıcı yerine dokuz farklı karakterin kendi ağzından konuşmasıdır, aynı ailede yaşanan tek bir olayın, her bir aile üyesi (kardeşler, eşler, anne vb.) tarafından nasıl bambaşka algılandığı sarsıcı bir şekilde gösterilir. Şermin Yaşar İnsanı en çok yoran ve yıpratan şeylerin, toplum ya da aile baskısı yüzünden "söyleyemedikleri" ve içine attığı suskunluklar olduğunu çok güzel kurgulayarak anlatmış. Gerçek anlamda karı-koca veya kardeş olmak sadece aynı evi paylaşmakla ya da kan bağıyla değil; içtenlik, şeffaflık ve dürüstlükle mümkündür mesajını da arka fonda vermiş. Okuyucunun çıkaracağı derslerden biri de herkesin dışarıya göstermediği gizli bir hikayesi ve taşıdığı ağır bir yükü vardır, bu yüzden insanları yalnızca dışarıdan göründükleri kadarıyla yargılamamak gerekir düşüncesi kitabın sonunda içses olarak ister istemez aklımıza
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 25. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 17:56
Nobelli Jon Fosse her zaman sevdiğim bir yazar olmuştur, özellikle de Sabahtan Akşama’yı pek severim. Bununla birlikte bu kez çok da alışık olmadığım ve beni şaşırtan bir tarzda yazdığı bir kitabıyla karşı karşıyayız. Beyazlık incecik, 58 sayfalık bir kitap ve arabası bir ormanın kenarında çamura saplanan bir adamın kar yağmaya başlayınca yardım bulmak için ormanın derinliklerine girmesini ve ormanda yaşadığı bazı esrarengiz olaylara verdiği enteresan tepkileri anlatıyor bize. Kitabı benim için diğer Fosse kitaplarından ayıran taraf tarzı ve üslubuydu sanırım. Kahramanımızın içsesini okuyoruz kitapta ve bunu okumak sanki tüm olay boyunca hiç durmadan kendi kendine konuşan bir adama aralıksız kulak misafiri olmak gibi. Arka arkaya, yoğun bir düşünce akışı, kendisiyle çatışma halinde olması ve gerçek ile hayal atasındaki gitgelleri ile oldukça enteresan bir metin okuyoruz. Sevdim mi sevmedim mi emin değilim ama okuduğuma memnunum kesinlikle. Bir de keşke sonundan %100 emin olabilseydim. Muallakta kalmak sanırım beni biraz rahatsız etti. Yine de güzel bir okumaydı.
Edebiyat
BeyazlıkJon Fosse · Monokl Yayınları · 2025746 okunma
Harika bir kişisel gelişim
Puan vermedi
Kitap teorik açıklamalarla birlikte pratik egzersizler ve uygulamalar da içeriyor. Bizleri kendi iç dünyasına davet ederek farkındalık yolculuğuna çıkarıyor.Dili samimi ve sohbet eder gibi; akıcı ve kitap kalın bir kitap olmasına rağmen okunması rahat. Özellikle içsesiyle kavga eden, kendini yargılayan, geçmiş kalıplardan kurtulamayan kişiler için güçlü bir rehber niteliğinde bir eser. Kitap, iç dünyandaki savaşı bitirip huzura ulaşmak isteyenler için pratik bir içsel dönüşüm rehberi. Susturmak yerine anlama ve uzlaşma odaklı bir yaklaşım sunuyor.
İç Sesim ile UzlaşmaÇiler Ezgi Odabaşoğlu · Luna Yayınları · 202533 okunma
"Sanırım ardına düştüğüm şey yanılsama. "
5/10
·312 syf.··
2026 38. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 15:09
Irvin D. Yalom'dan ilk olarak Nietzsche Ağladığında kitabını okumuştum ve hayran kalmıştım, satırlar su gibi akıp gitmiş, Yalom okuruyla birlikte Nietzsche'nin ruhunun derinliklerine inmişti. Ve kitap benim için en'ler arasındaki yerini almıştı. Hala tavsiye istendiğinde aklıma gelen ilk kitaplar arasındadır. Bu kadar beğendiğim bir kitaba inceleme yazamayışımın eksikliğini hâlâ hissediyorum. Kitabı 5 Şubat 2023'te bitirmiştim. Sonrası zaten biliyorsunuz 6 Şubat, o malum gece... Depremin etkisiyle bir süre kitaplardan uzaklaştım. Değil inceleme yazmak, okuyamıyordum bile... Yıllar sonra Yalom'a yaptığım haksızlığı başka bir kitabıyla telafi edeyim diye düşünerek bu kitabını okumak istedim. Ancak kitabı okudukça fark ettim ki benim sevdiğim doktor değil hastaymış... Nietzsche Ağladığında kitabını sevmemdeki etken Yalom'dan ziyade Nietzsche'ymiş. Nietzsche Ağladığında kitabını ne kadar sevdiysem bunu da o kadar sevmedim. Nietzsche Ağladığında kitabı ne kadar aktıysa, Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri bir o kadar durağandı. Bu durumda belki de bir kitabın roman, diğer kitabın öykü oluşunun etkisi vardır. Öykü sevdiğim ve kolay okuyabildiğim bir tür değil. Bu kitap psikiyatriye başvuran on hastanın öyküsünden oluşuyor. Hikayeler ve karakterler değişince kitaba bağlanmak da zorlaşıyor. Bazı hikayeler konusu bakımından ağır geldi, bazı hastalara karşı Yalom'un tavrını sevmedim. Örnek olarak Betty adında bir hastası geliyor, Betty kilolu bir kadın ama Yalom şişman kadınlardan nefret ediyor tiksiniyor, öyle ki Betty ile göz teması bile kurmaktan kaçınıyor. Bir psikologun insanları, özellikle de hastalarını dış görünüşüne göre yargılıyor olması bana itici geldi. Bunun yanında çekici ve güzel olan hastalarıyla ilgili de içsesleri bir miktar düşündürücü ve rahatsız ediciydi. Yalom psikolog muydu yoksa güzellik yarışması jüri üyesi miydi
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20199,4bin okunma