Ehli Sünnet Akaidi
Puan vermedi
Ahir zamanda,geçmiş Evliyaullah'ın şerrinden ve fitnesinden Allah'a yalvardıkları ahir zaman fitnesinde, İslam akaidini muhafaza edip iman üzere ölebilmek için Ehli Sünnet İtikadı üzere ölmek gerekir. "Bir fırka kurtuldu diğer 72'si ateştedir." Gecesini gündüzünü ibadetle geçiren,ilim noktasında üst seviyelere ulaşmış veli zatlar, gözyaşlarıyla son nefeste halim acaba ne olacak diye dert yanarken günümüzde kendi benliğinde bu acıyı,korkuyu yaşayan kaç kişi vardır ? Ehli Sünnet itikadı üzere olan Ömer Nesefi Hz.lerinin Şerhul Akaid eseri,zamanında alimler tarafından şerh edilmiştir.Sadettin Taftazani tarafından şerh edilen bu eserde senelerce Osmanlı medreselerinde ,kadıların,medrese hocalarının okuttuğu akaid kitabı olmuştur. Ne yazık ki günümüzde had bilmez insanlar,ezberlerinde binlerce hadisi şerifi ravileriyle beraber bilen,Kur'an-ı Kerime yüzünden mâna verip ictihad yapacak ledün ilmine sahip zatlara noksan akıl ve nefisleriyle dil uzatabiliyor. Bir hadisi şerifin sahih olabilmesi için ravilerin yani o hadisi bizlere aktaran kişilerin ahlaklarının,yalan söyleyip söylemediklerinin,haram yeyip yemediklerinin dahi dikkat edilerek didik didik herşeylerinin incelenerek günümüze kadar ulaştırıldığı sahih hadislere dil uzatma cüretkarlığını gösterebiliyorlar. İşte bu karışık asrın bilinmezliği,her kafadan bir sesin çıktığı,hayır benim dediğim doğru,hayır bu doğru,din güncellenmelidir... gibi daha buraya yazmakla bitmez birçok safsatanın dilden dile dolaştığı şu ahir zamanın belasını,Veliler efendimizin işaretleriyle bilmişler de şerrinden Allah'a sığınmışlar. "Öyle bir zaman gelecek ki imanı elde tutmak kor ateşi tutmak gibi olacak kişi tutsa eli yanacak bıraksa imanından olacak." Bu eserin aslı,daha asırlar evvel efendimizin mübarek sözleriyle fetihle
Din
Şerhul Akaid-i Nesefi Tercümesi Arapça Metin ve İzahatSadettin Taftazani · Yasin Yayınevi · 201199 okunma
İMÂM ŞÂFİÎ ve USÛL-Ü FIKIH...
9/10
·392 syf.·
Beğendi
·
2026 33. kitabı
İmâm Şâfiî'nin Er Risâle -İslâm Hukukunun Kaynakları- alt başlığıyla yayınlanmış bu eser, fakihler tarafından hüküm çıkarılırken göz önünde tutulması gereken metod ve kâideleri ihtiva ediyor... İmâm Şâfiî İsticvâb şeklinde, fevkalâde cedelci bir üslûbla, teferruata inerek usul meselelerini ele almış, kendi görüşüne uyanları müdafaa etmiş, muarız olduğu düşünce ve telâkkileri çürütmeye çalışmış... İmâm Şâfiî'den evvel de fıkıh usûlüne âit kâideler dağınık da olsa mevcut olmakla beraber, İmâm Şâfiî, bunları tenkid, tahlîl ve terkib süzgecinden geçirmiş ve kendi görüşlerini de katarak katarak Fıkıh Usûlü ilminde bir ilk olarak tedvin etmiş... Edille-i Şeriyye olarak Ehl-i Sünnetin 4 esas kabulüne nisbetle (Kur'ân, Sünnet, İcma-ı Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha) ele aldığı meselelere, (Kur'ân'ın hususiyetlerinden tutunda, Sünnetin değeri, nasih-mensuh kavramlarını izâh edişi, Zekât, Hac, Kadınların iddetleri, Yenilmesi haram olan yiyecek ve içeceklerden, Allah'ın kitabında Peygamberinin Sünnetine uymayı farz kılışına kadar) el atmış; ayrıca haber-i vahid, İcma', Kıyas, İçtihad, İstihsan, İhtilâf, Mirasla ilgili ihtilâf, Sahabîlerin görüşleri ve icma' ve kıyasın yeri ve rolü konusunda teferratlı malûmat vermiş... Kıldan ice kılıçtan keskin Şeriat'ın hukuk anlayışını böylesine mükemmel bir şekilde izâh ve ispat tabiî ki İmâm Şâfiîye (rahmetullahi aleyh) yakışır... İslâm hukuku meraklılarına hararetle tavsiye olunur... Vakur Çayseven
İslam Hukuku
Er-Risâleİmam Şafii · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2012102 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi
Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti-Ebu’l Hasan el-Nedvî Yazar Hakkında: 1914 yılında Hindistan’da dünyaya gelen Ebu’l Hasan el-Nedvî, yalnızca yaşadığı coğrafyanın değil, tüm İslam dünyasının düşünce iklimini etkilemiş ufuk açıcı bir âlimdir. Erken yaşlardan itibaren anadili olan Arapça üzerinde derinlikli okumalar ve çalışmalar yapmış; bununla yetinmeyerek çok genç yaşta Arapça, Farsça, Urduca ve İngilizceyi ileri seviyede öğrenmiştir. İlim yolculuğunda en önemli duraklardan biri olan Nedvetü'l-Ulemâ'ya önce talebe olarak kaydolmuş, aldığı köklü eğitimin ardından aynı kuruma hoca olarak tayin edilerek nesiller yetiştirmiştir. ÖZET Nedvî, çağının siyasi ve sosyal krizlerini dert edinen, bunlara sahici çözümler üreten "seyyah bir mütefekkir" olarak öne çıkar. Yazar bu eserinde; ahlaki ve insani liderliğin Müslümanlardan Batı medeniyetine geçişiyle birlikte insanlığın ödediği ağır bedelleri ve ortaya çıkan küresel yıkımı tahlil etmektedir. Bir Medeniyet Muhasebesi: Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti? Ebu’l Hasan el-Nedvî’nin kaleme aldığı Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti?, yalnızca bir İslam tarihi okuması değil, aynı zamanda insanlığın geçirdiği sosyolojik, ahlaki ve siyasi evrelerin derinlemesine bir tahlilidir. Kitap, temelde şu soruyu merkeze alır: İslam medeniyetinin yeryüzündeki önderliğini kaybetmesi, sadece Müslümanların değil, tüm insanlığın hanesine nasıl bir kayıp olarak yazılmıştır? İnsanlığın İki Ucu: Cahiliye Karanlığından İslam’ın Dengesine Nedvî, eserine İslamiyet öncesi dünyanın (5. ve 6. yüzyıllar) fotoğrafını çekerek başlıyor. Çin'den Hindistan'a, İran'dan Mısır'a kadar dönemin süper güçlerindeki sosyal ve ahlaki çöküntü, Zerdüştlük, Budizm gibi inançların toplumu sürüklediği cehalet çarpıcı örneklerle
İnceleme
Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler KaybettiEbu’l Hasan Nedvi · Çağ Yayınlar · 19781,111 okunma
10/10
·768 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
“Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir” (Mâide Sûresi: 5:32.) Âyetin mânâ-ı işarîsiyle, ✵ •⊰❉⊱• ✵ Bir mâsumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilmez. Bir fert dahi, umumun selâmeti için feda edilmez. Cenâb-ı Hakkın nazar-ı merhametinde hak haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Küçük, büyük için iptal edilmez ✵ •⊰❉⊱• ✵ , Bir cemaatin selâmeti için, bir ferdin rızası bulunmadan, hayatı ve hakkı feda edilmez. Hamiyet namına, rızasıyla olsa, o başka meseledir. Adalet-i izafiye ise, küllün selâmeti için cüz’ü feda eder. Cemaat için, ferdin hakkını nazara almaz. Ehvenüşşer diye bir nevi adalet-i izafiyeyi yapmaya çalışır. Fakat adalet-i mahzâ kabil-i tatbik ise, adalet-i izafiyeye gidilmez. Gidilse zulümdür. İşte, İmam-ı Ali Radıyallahü Anh, adalet-i mahzâyı Şeyheyn zamanındaki gibi kabil-i tatbiktir deyip, hilâfet-i İslâmiyeyi o esas üzerine bina ediyordu. Mukabilleri ve muarızları ise, “Kabil-i tatbik değil; çok müşkülâtı var’ diye, adalet-i izafiye üzerine içtihad etmişler. Tarihin gösterdiği sair esbab ise, hakikî sebep değiller, bahanelerdir. Mektubat, On Beşinci Mektub, s. 56 *** Adalet-i mahzâ-yı Kur’âniye, bir mâsumun hayatını ve kanını, hattâ umum beşer için de olsa heder etmez. İkisi nazar-ı kudrette bir olduğu gibi, nazar-ı adalette de birdir. Hodgâmlıkla, öyle insan olur ki, ihtirasına mâni herşeyi, hattâ elinden gelirse dünyayı harap ve nev-i beşeri mahvetmek ister. Mektubat, Hakikat Çekirdekleri, s. 459 Bediüzzaman Said Nursî
MektubatBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20124,478 okunma
Bosna Hersek'e Projeksiyon
Puan vermedi·135 syf.··
2026 11. kitabı
Aliya İzzetbegoviç ( 1925 – 2003) Allah (cc)) ona rahmet eylesin. Bosna Hersek'te ne görüyorsak, ne duyuyorsak, ne biliyorsak biraz da onun eseridir. Avrupa kıtasında bir Müslüman ülke varlığının iyisiyle kötüyse devam etmesinde önemli rol oynayan mücahid, fikir adamıdır kendisi. Kitaplar kesinlikle onu anlamak konusunda yeterli değillerdir; hatta yanlış anlaşılmasına dahi yol açtığı olmuştur ( kendimden biliyorum). Bu bildirisinde İslam nizamının tek gerçek ve Hak görüş olduğunun bilincinde sesleniyor insanlara ve çok doğru bir mantık ile. İlk önce insan irşad edilecek --> daha sonrasında ise var olan nizam değişecek. Çünkü Müslüman bir toplum gayri İslami bir düzende yaşayamaz. Lakin İslam gönüllere girmeden yönetimi İslami yapmaya çalışmakta bir darbeden öteye gitmeyecektir. Bir kural için dahi geçerlidir bu. Alkol yasağı şeriata dahil olunca ashap-ı kiram alkolleri sokaklara döktüler; ondan kurtulmak için. Amerika'da ise alkol yasaklandıktan sonra 13 yıl sonra halkın isyanı nedeniyle geri döndürülmüştür. İskandinav ülkeleri içinde geçerlidir bu durum. En azından Begovic böyle söylüyor. İnsanın İslam ile irşad edilmesi konusunda da muhafazakar ve modernistlere cephe alıyor; belki biraz da ictihad kapısının İzzetbegovic'de biraz geniş olduğunu da söyleyebiliriz ( direkt olmayan kanıtlarla bu iddiadayım). Bu durum anlaşılabilir, çünkü bilinir ki İmam Şafii (rhm), Mısır'a gittiğinde gördüğü hal üzere fıkhını revize etmiş ve değiştirmiştir bu Mısır halkına uygun değil diyerek. Dolayısıyla kendine özgü Bosna Hersek fıkhı da olabilir aslında, düşünmek lazımdır. Nass'ların korunması konusunda herhangi bir tartışma zaten yoktur kimse için. Ayrıca Müslüman ülkerinin yaşadığı sorunların çözümleri olarak da Halife'yi ve Müslümanların birliğini görüyor da; böyle dememiş.
İslam DeklerasyonuAliya İzzetbegoviç · Yarın Yayınları · 20189,4bin okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2026 1. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 17:15
Peygamberlerin varisleri ve ümmetin aydınlatıcıları olan alimler/imamlar/müctehidler, ictihadlarında-ki ihtilaflarından dolayı kınanamaz! Şeyhulislam İbn Teymiyye rahmetullahi aleyh, ümmetin Rabbani alimlerinin ve saygın imamlarının herhangi bir hadisle amel etmemelerinin, ihtilaf etmelerinin sebeplerini beyan ederek ihtilafların kaynağını, örneklerini ve çeşitlerini anlatmış ve ihtilaf ettikleri için ümmetin imamlarını kınamanın önune geçmeye çalışmıştır. Bu sebeplerin öğrenilmesi Müslumanın gönlünde, ibadetler, muamelat, ahlak ve diğer şerî mükellefiyetlerde muradının ne olduğunu bilmek, öğrenmek yoluyla Allah azze ve celle'ye ulaştıran ve güven duyulan ilim vasıtası haline gelmiş olan o tertemiz imamlara karşı bir sekinet ve huzur hissi uyandıracaktır. İctihad etme kapasitesine sahip bu insanların yorumlarındakı farklılıkların doğru olup olmamasının veya hatalı ictihad edil miş olup olmamasının ötesinde önemli olan; reelde böyle farklı bakış açılarının olduğunun vurgulanmasıdır. Yani bazı naslar hakkında, şeriatin bazı hükümlerı hakkına ihtilafların olduğunun belirtilmesidir. Buradan hareketle ictihad edebilen insanlar ya da yapılan ictihadlar hakkında, ihtilaf sözkonusu diye tartışmalar, ayrışmalar veya farklı mulahazalar içine girmenin yanlış olduğu ortaya konulmaktadır. Ki İslâm, birdir; farklı görüş, anlayış veya ictihadlar olsa da ümmet - Allah'ın yardımıyla - bu farklılıkları zenginliğe çevirecek, hatalar üzerinde durmayacak ve yanlışta icma etmeyecek, tevhid yolunda birleşecektir.
Rafu'l Melamİbn Teymiyye · Guraba Yayınları · 201540 okunma