Ölümsüzlük Hazzında Ben Olmak!
Puan vermedi·280 syf.··
2026 100. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 19:23
Oscar Wilde Dorian Gray'in Portresi eserinde gençlik, güzellik, hedonizm ve kapitalist güç bağlamında oluşan narsist bir kişiliğin doğuş, olgunluğu ve ölüşü üzerinden şekillenmiştir. Bu bağlamda eser sadece bir roman ya da öykü değil kendi hayatlarımızın içleminde buluna bir birey olarak dahi karşımızda duran bir kişinin anatomisi olarak okunabilir. Dorian Gray'in Portresi böümleri boyunca okuyucuyu kendi içine çeken ve dönem ingileteresinin her halini yansıtan bir noktada ortaya koymaktadır. Buradan hareketle de 'güneş batmayan ülke' imajının çöküntüleri, tortuları ve kirli sayfalarını anlatan Oscar Wilde aslında bize 'devlet' denilen siyasi erkin çukurlarını gezdirmektedir. Bu gezintinin biz okuyuculara sunduğu vaziyet düşünüldüğünde; siyasetin, adaletin ve halk üçleminde para baronlarının elindeki oyuncaktan ileri gitmediğini anlatmakta ve bunu yaparkende yarattığı kahramanın ışıltılı hayatından izlekler sunmaktadır. Esere ahlaki nosyonlardan ya da dini bağıntılardan yakınsak mercek tuttuğumuzda karşımıza yine bu iki olgu ve kavramın kapitalist yani maddi olanaklar düzleminde zaafiyete uğradığı görülmektedir. Bu zaafiyet kahramnımızın sadomazoşit olduğu örüntüleri de okumaktayız. Bundan dolayı ne ahlaki bir ölçüt ne de dini bir nosyonun varlığından net bir şekilde söz edebilmekteyiz. Hatta eserde yer yer cinsiyet bağlamı düşünüldüğünde 'kadının' ikincil bir vatandaş ya da arzu nesnesinden öteye gidemediği ve sevginin sadece 'erotizm' temelinde değerlendirildiği de okunabilir. Oscar Wilde'ın Dorian Gray'in Portresi'nin ana ve etrafında kurmuş olduğu kavramları düşündüğümüzde 'gençlik, güzellik, hedonizm ve kapitalizm' bir nevi psikolojik arka planımızda yatan Sigmund Freud'un id diye tanımlamış olduğu bireyin en arkeik yapısının anlatımı da anlaşılabilir. Bir nevi bireyin tüm yaşam ve yaşantı çeperini süreklilik diyagramı da
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899bin okunma
Puan vermedi·240 syf.·
2026 132. kitabı
Sis - Miguel De Unamuno Kendi deyimiyle bir roman degil "nivola" olan bu eser yaygın görüş üzerine varoluşçu felsefe öğeleriyle bezenmiş. Okumaya başlamadan biraz bu akıma gözgezdirmek iyi olur kanısındayım. Akıcı yapısı, yer yer nükteleri ile hızlı ve eğlenceli bir okuma sağladı. Önsöze cevap niteliğinde ikinci bir önsöz yazması, finalde yazarla başkahramanı konuşturması gibi alışılmamış işleri var Unamuno'nun. İlgi alanım olduğu için mi bilmiyorum okurken bana sık sık Freudyen düşünceye atıflarda bulunuyor hissi verdi. Bu eser genelde varoluşçu felsefe üzerinden incelenmiş ben ise başka bir perspektif sunmak adına temel psikoloji kavramları üzerinden birşeyler yazmak istedim. Kitabın kahramanı Augusto, hayatının merkezine koyduğu ve yakın zamanda kaybettiği annesinin gölgesinde yaşayan bir karakterdir. Yetişkin bir erkek olmasına rağmen kendi kararlarını alamaması ve dünyayı bir "sis" gibi muğlak görmesi, sembolik olarak anne rahmindeki güvenli ortamdan tam olarak çıkamadığını gösterir. Sokakta tesadüfen gördüğü Eugenia’ya aniden tutkuyla bağlanması, aslında kaybettiği anne figürünün ve onun şefkatinin yerine koyacak bir nesne arayışıdır. Eugenia'dan sonra Rosario'ya da ilgi duyması, bastırılmış cinsel dürtüler ile anne şefkati arayışı arasındaki bölünmeyi andırır. İd, Ego ve Superego Savaşı! Augusto'nun iç dünyasını, Freud'un meşhur kişilik kuramına göre irdelediğimizde; İd : Augusto'nun rasyonel gerekçelerden uzak, anlık gelişen yoğun aşk ve sahip olma arzusu id'in kontrolündedir. Superego: Sürekli olarak kendini sorgulaması, felsefi açmazları, vicdan azapları ve annesinden miras kalan toplumsal normlar. Ego: Augusto'nun can çekişen Ego'su, Id ile Superego arasında bir denge kuramaz. Dış dünyayı algılamakta zorlanır ve gerçekliği bir "sis" (illüzyon) olarak
Psikoloji
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma
Reklam
Yaşamanın Laneti!
Puan vermedi·256 syf.··
2026 94. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 20:41
Chuck Palahniuk Lanetli eserinde modernist ve kapitalist yaşamın lanetlenmiş yanını ve bireyi 'sevgi' hasletlerini, ebevynleri arasındaki bağlanma türlerini ve ölümle kayıt altına alınan hayatın neliği üzerine karamsal, kötücül diyagramları anlatmıştır. Bu anlatımla birlikte birçok özne ve yargı ikiliklerinii eserinde yer vermiştir. Chuck Palahniuk Lanetli eserindeki 'şeytan ve tanrı' kavramları metafiziksel yönergeleri olduğu gibi eylemsel yönleri de bulunmaktadır. Bu bulunmaklığın bize sunmuş olduğu sezi ise antik, ortaçağ, modern ve postmodern dönemdeki 'tanrı' algısının da geçişleri kahramanlar üzerinden sunulmuştur. Bu sunuşun anlaşılması içinde okucunun art belleğinin geniş bir alana sahip olması gerekmektedir. Diğer bir yönse; ebeveyn kavramlarının ana kahraman tarafından sadece materyalist bir alana haiz olması, sevgi ölçütünün marka ve metayla ölçülmesi, homolikeus ve itibar diyalektiğinden davranılması gibi yüklemler üzerinden değerlendirildiğinde 'sevgi, anne, baba ve kardeş (üveyde olsa)' bireyin hem yaşayış hem düşünce hem de eylemsel çeperini belirleyenlerin yokluğu ve yoksunluğunu çektiği de anlaşılacaktır. Özellikle anne kavramının bir beğeni, baba kavramının da gösteriş gösteriş fanusu içinde kaldığı gösterilmektedir. Hatta beğeni ölçütünün 'üvey kardeş' üzerinden erotize edilerek ensest beğeni sac ayağı da gösterilmiştir. Bu sac ayağının varlıysa yine anne özelindeki fiziki görünüş ve kadınsallığını kullanma nosyonu gözden kaçmayacaktır. Bölümlerin içeriklerine tümel ve tikel olarak yakınsak bir açıdan yaklaştığımızda Chuck Palahniuk marka, materyalis ve erotize gibi modern ve postmodern dünyanın ruhunu ele geçirmiş tanımların; birey ve insanı kendine yabancı bir hale getirdiğini de göstermiştir. Bu göstergelerden harektele modern ve postmodern çağın bireyi sevgisiz, marka
LanetliChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 2020803 okunma
İnsan ve Herkes içinde Ben ve Öteki Hatta TOPLUM!
Puan vermedi·240 syf.··
2026 92. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 23:33
José Ortega y Gasset İnsan ve ''Herkes'' bireyin kendiliği ve ötekinin bakışının fırlatılışındaki konu hakkında ben ve herkes olmakla birlikte; Friedrich Nietzsche'nin 'sürü insan' ve 'üst insan' kavramlarından hareketle bir ben ve herkes algısının ve olgusunun neliği hakkında bir tanıtlama ve açıklama sunmuştur. Bu bağlamda eser hem felsefi hem de sosyolojik bir çözümleme sunmuştur. José Ortega y Gasset İnsan ve ''Herkes'' kitabında hem bireyin kendi içindeki tikel ve tümel yanlarını hem bireyin kendilik şuurunu hem de toplum olma ve toplumsal kodların bireyin oluş-bozuluş ve evrimselleşmesindeki neliğini, nasıllığını eklemleri dışsallayarak kökten yani ana ve saf halinden hareketle tanıtmalama ve tanıtmaya çalışarak; okuyucunun kendi ve herkes dualitesindeki mekan-zaman ikil boyuttaki alanını vaaz etmiştir. Bu vaaz edişin olgusallığı ve algısallığı düşünüldüğünde sosyolojik bağlamda 'insan olmanın' denklemlerini hem tartışmış hem de düşüce dünyasından hareketle sonuçlarını ortaya koymuştur. Yine kendi düşüncesinden harektle ortaya koyduğu varsayımları da aktarırken eylemsel ve duygusal örneklem uzayı sunarak kabul edilebilirliğini artırmaya çalışmıştır. Kitapta insan, toplum ve herkes olmanın metafiziksel yörüngesi bağlamı düşünüldüğünde ruhsal yönden çok az bir alan verilmiş ancak verilen alanda da hıristiyan teolojisinin kavramları kullanılarak birey-toplum, birey-öteki ve öteki-toplum arasındaki etkileşim ve iletişim üzerinden de modern dünyanın teknolojik savları hakkında da kısmi oranda da olsa okuyucu olarak çıkarım yapacak alanlar bulunmaktadır. Etnografik ve antopolojik bağlamda açıklamlar sunan José Ortega y Gasset karıncalar ve arılar üzerinden örneklem uzayı kurarak homosapiens ve biyolojik evrimselleşme sentaksında da 'insan, toplum, herkes ve öteki' kavramlarına yakınsal bir mercek tutar. Bu mercek bize bir yanda da
İnsan ve ''Herkes''José Ortega y Gasset · Metis Yayınları · 2007480 okunma
9/10
·68 syf.··
2026 3. kitabı
Gün içinde vermiş olduğumuz en basit kararlar bile aslında arka planda Id’nin bastırılmış arzuları ile süperego’nun katı kuralları arasında dönen bir pazarlığın ürünü. Kitap özellikle suçluluk duygusu ve kaygı kavramlarının kökenine inmekte ve modern insanın neden sürekli huzursuz hissettiğine dair çok güçlü psikolojik yanıtlar sunmakta… Sigmund Freud Ego ve Id
Psikoloji
Ego ve IdSigmund Freud · Oda Yayınları · 2019536 okunma
VİCDANA SAPLANAN BALTA!!!
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:25
“Bir insanı öldürmek mi daha ağırdır, yoksa o cinayetle her gün yeniden yaşamak mı?” Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün sizlere ikinci kez okuduğum, ikinci kez olmasına rağmen heyecandan ve zevkten eriyerek okuduğum, aradan 150 yıl geçmesine rağmen hâlâ popülerliğini koruyan ve dünya klasiği denince akla ilk gelen eserlerden biri olan Suç ve Ceza ‘dan bahsedeceğim. Uzun bir inceleme olacak, baştan söyleyeyim :)) İncelemeye başlamadan önce birkaç şeye değinmek istiyorum. İlk olarak, incelemede spoiler olacak. Fakat bunun okuma kalitenizi etkileyeceğini düşünmüyorum. Çünkü bu kitabın konusunu az çok genel kültürü olan hemen herkes biliyordur. Ayrıca bu başyapıtta mühim olan şey olay örgüsü değil. Kitabın “spoiler” diyebileceğimiz vurucu kısmı ilk 70 sayfada yaşanıyor; kalan yüzlerce sayfa ise vicdanın, psikolojinin ve insan ruhunun derinliklerine iniyor. Buradan bile mevzunun olay değil, insan olduğunu anlayabiliyoruz. O yüzden naçizane tavsiyem spoilera takılmadan incelemeyi okumanız olacaktır. İkinci olarak belirtmek isterim ki bu kitabı hakkıyla değerlendirebilmek için tarihi, dini, felsefi, psikolojik ve sosyolojik pek çok konuya hâkim olmak gerekiyor. Ben bunların hepsine yeterince hâkim olduğumu düşünmüyorum. Bu yüzden bir edebiyatsever olarak kendimce değerlendireceğim. Atladığım, yanlış yorumladığım noktalar olabilir. Bu açıklamayı da kitaba duyduğum büyük saygıdan dolayı yapıyorum. Şimdi incelemeye geçelim… Her şeyden önce kitabı değerli kılan en büyük unsur, bana göre bu kadar gerçekçi yazılmış olması. Raskolnikov’un duyguları, histerileri, ikircikli zihni, tutarsızlıkları, karamsarlığı, vicdanı… Her şey o kadar sahici ki daha ilk sayfalarda diyorsunuz ki bunları yaşamayan biri böyle yazamaz. Gerçekten de öyle. Çünkü Fyodor Dostoyevski ’nin hayatına
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
Reklam
Reklam