Puan vermedi·144 syf.··
2026 75. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 18:57
Bazı notlarım aşağıdaki gibidir: İntihar ürünleri temin ve tedarik eden dükkan sahipleri de intiharı düşünür ancak aileden birinin intiharı halinde hizmet akamete uğrayacaktır dolayısıyla intihar bu aile için düşünülemez ve tatbik edilemez bir eylemdir. "Ölümünüzü başaracaksınız..." Başarılabilecek son şey ölümdür insan için...ancak İngilizce'de örneğin ölmek de doğmak gibi "passive", yani edilgen bir eylemdir. İngilizce yazılan incelemelere baktığımda kaosa sürüklenmiş dünyada insanların intiharı bir çıkış yolu olarak benimsemeleri ne atıf yapıldığını gördüm. İntihar kelimesinin özellikle tercih edildiğini çünkü ölüm ile intihar arkasındaki sınırın insan iradesine bağlandığını, hayatında hiçbir şeyi başaramamış insana bir başarı alanı tanındığını görmemek kabil değildi. deliberate killing of oneself," from Modern Latin suicidium "suicide," from Latin sui "of oneself" (genitive of se "self"), from PIE *s(u)w-o- "one's own," from root *s(w)e- (see idiom) + -cidium "a killing," from caedere "to slay" (from PIE root *kae-id- "to strike"). Etimolojik sözlükte karışma çıkan ilk açıklama bu. İnsanın belirli bir kasıt ile kendini öldürmesi. (Bir mesaj bırakmak, güçlü olduğunu ispatlamak vb) Kelime kökünde saklı bir 'kendilik' var. İntihar kişinin kendisine yönelik bir eylemi ve bunu kazaen değil kasten yapması gerekiyor. Yani irade şart. Satırları aşağı kaydırdıkça 'sane" kelimesi ile karşılaşıyorum. Akıl...insane ise delilik...demek ki aklın yerinde olması gerekiyor bu eylemin gerçekleştiği sırada. Diğer yandan 'commit suicide' şeklinde kullanılıyor kelime, yani uygulanıyor, gerçekleştiriliyor... (Bir paragraf 'çünkü' ile başlamaz ama...) Çünkü terminolojide intihar ve intihara teşebbüs ayrı ayrı ele alınıyor. İngilizce inceleme yazısında da başarıya ulaşamayan
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,8bin okunma
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
Yıllarca lise edebiyat derslerinde Türk Edebiyatının ilk psikolojik romanı diye anlatıldı bize. Anlatıldı ve geçildi. Yazık! Oysa okuyunca anlıyor ki insan, tek cümleyle anlatılamayacak bir kitapla karşı karşıya. Merkezine aşkı alan ama asıl derdi aşk olmayan, isyan ve itaat arasında sıkışan düşünceleri, kadın erkek ilişkilerine dair dönemin görüşlerini, kendini feda edecek yüce bir şey arama isteğini, pek tabi varoluşçu bir açıdan bakarsak hayatın amacını bulma isteğini ve bunun gibi daha birçok konuyu içeren kapsamlı bir romanla karşı karşıyayız. '' O zaman kadere boyun eğmede bir zafer değilse bile bir güzellik, en çok da bir rahat bulunduğunu anlıyordu. Halbuki hayata karşı isyan, insanı hatta raahattan mahrum bırakıyor, felaketten felakete değil, sefaletlere hatta rezletlere atıyor, pislik içinde bile çalkalıyordu''(s.298). Kitapta geçen bu cümleler aslında tartışılmak istenen konunun özeti gibi. istek ve arzular(id) ile toplumsal beklentilerin(süperego) çatışması. O güne kadar mutluluğunu, isteklerini, düşüncelerini sorgulamadan, deyim yerindeyse kendi güvenli alanının dışına çıkmadan itaatkar bir evlilik hayatı yaşayan Suat, kocasının yakın arkadaşı Necip'e aşık olur. Ama bu öyle bir aşktır ki, sevmek ve sevilmek, heyecan ve tutkunun da ötesine kadına yani Suat'a kendi benliğinin silinmişliğini hatırlatır. Yıllarca kocasına itaat etmiş, onun isteklerini öncelemiş, ilişkide çoğu zaman kocasına göre şekil almış Suat, bunun pişmanlığını Necip ile olan gizli ilişkide fark eder. Bu öyle bir ilişkidir ki, tensel temastan uzak, bakışmalar ve içsel sorgulamalarla büyüyen, içine çektiği kadın ve erkeği yani Suat ve Necip'i bambaşka bir varoluş haline yücelten, yeni bir yaşam görüşünü öğreten ruhsal durumdur. ''Zannediyorum ki, hayatım çoğalıyor'' diyen Necip aslınd tam
1000Kitap
EylülMehmet Rauf · Can Yayınları · 202050,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·622 syf.··
2025 14. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 17:07
Klasiklerin neden klasik olduğunu bir kere daha anlamamı sağlayan kitap oldu Oblomov. Kalın olduğu için cesaret edip başlayamıyordum ama Baro Edebiyat Komisyonu sayesinde elime alıp okudum. Diyaloglara da fazlaca yer verdiği için gayet akıcı bir kitaptı diyebilirim. Oblomovluk terimini edebiyata kazandıran bir eser, kitabın ilk bölümünde bir günde karakterin odasına giren çıkanlar, odanın durumu, sorunlardan kaçmak için sürekli uyuması ve ertelemesi detaylıca anlatılmış. Sonraki sayfalarda Oblomov’un davranışları için bu tahlilleri referans alabiliyorsunuz. Bir şeylere başlamak için sürekli erteleyen, üşenen hayatı çocukluğumdaki çiftlikte Oblomovka’da gördüğü gibi yaşayıp tüketmek isteyen bir karakter. Ataları gibi bir çiftlikte yaşayıp ölecek, bir çorabını bile kendi giymeden yetiştirilmiş bir soylu. Zamanın dönüşümü ile tiyatro opera gibi faaliyetler gitmeyi soyluluk göstergesi olduğu için zoraki yapıyor çoğu kez buna bile gitmiyor. Bu karakterin tam zıddı ise ailesi tarafından genç yaşta dışarı gönderilmiş ve sorumluluk verilmiş yarı alman Ştolts. Oblomov’un ilkel yönü olan id e sürekli süperego figürü olarak değişim baskısı yapıyor Olga ile beraber. Ancak Oblomov’un ego su burada denge kuramayıp kendini kaçışa yani yatağa ve uyumaya itiyor. Klasiklerde yer alan bu tarz psikolojik gönderme ve dokundurmalar bireylerin iç yüzü ve davranışlarını anlamlandırmada gayet keyifli oluyor. Olga ile yaşanan imkansız aşk, alevlenme ve sönüş, oysa böyle olacağını biliyordu Oblomov kendini biliyor değişmek istemeyeceğini de biliyor. Koşturmacalı bir yaşam ona çok zor ve de gereksiz geliyor. Cahil değil halbuki aksine gayet kültürlü ve donanımlı ne de olsa o bir soylu:) ama değişim isteği yok, kendimden memnun konfor alanı onun için yeterli zira maddi kaygısı yok. Gerçi
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Türkçe'nin hamuru İslâm
Puan vermedi·232 syf.··
2025 21. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 15:54
Lütfi Özaydın'ın "Söyleyen Bilmez Bilenler Söylemez" adlı kitabı, Türkçe Mülahazalar serisinin 1. eseridir. Eser TİYO yayıncılıktan neşrolunmuştur. 【1】 Türkçe'de kullandığımız en temel fiil ve isimler dahil birçok kelimenin, yaşantısında İslâm'a uyan ecdadımızın lîsanında da Kur'ânî kavram ve kelime bilgisine ittibaı neticesinde, yine Kur'ânî bir anlayışla teşekkül ettiğini savunmaktadır. Bu güçlü söylemi eser boyunca; Türkçe'de istimal edilen kelimelerin Kur'ân diliyle ilişki, sarf-nahif-emsile-bina gibi kavramların Arapça'daki yeri ve Türkçe'ye olan katkıları ve Türkçe'nin hem ilmî hem de itikadî açıdan taşıdığı İslâm karakteristiğini geçerli sebeplerle ispatlamaktadır. Eserde savunulan düşünce yalnız bir söylem ve slogan olarak bırakılmamış olup, Kur'ân-ı Kerîm'deki kelime ve köklerinin Türkçe'de nasıl yaygın biçimde kullanıldığı mevzuu Ayetlerdeki kelimeler incelenerek ve derinlikli bir lügât olan el-Okyânûs'tan yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Yazar burada Türkçe'nin kaynağının Arapça olduğunu savunmaz, bilakis Türkçe'nin kaynağını manâsı yanı sıra sentaksına da varıncaya dek İslâm olarak delilleriyle tespit etmiştir. Kitabın sonunda, araştırmalara kaynaklık edecek nitelikteki bu çalışmalardan kolay faydalanılması ve kitapta bahsi geçen kelimelerin kolay bulunması için bir Fihrist bulunmaktadır. Yazar Hakkında Hakkında biyografik veriler kısıtlı olmakla beraber; Merhum Lütfi Özaydın, Tokat'ta dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta, babası ve dedesinin de teşvikiyle, Kur'ân-ı Kerîm öğrenmiştir ve Arapça bilmektedir. Eserde anlatılan ana konuyla ilgili olarak kendi hayatından verdiği örneklere göre mesleğinin öğretmenlik olduğu anlaşılmaktadır. Hayatında bir dönem, İstiklâl Marşı Derneği'nde Genel Kurul Üyesi olmakla hizmet üstlenmiştir. "Söyleyen Bilmez
Söyleyen Bilmez Bilenler SöylemezLütfi Özaydın · Tiyo Yayınları · 201865 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2025 16:17
Dr. Jekyll ve Bay Hyde'ın Tuhaf Hikayesi Robert Louis Stevenson Yazarın gördüğü bir rüyadan hareketle yazdığı bu kitap esasen insan ruhunun derinliklerini, günlük yaşamında baskıladığı id'e tutsak olmuş bir diğer versiyonunu konu alıyor. Define Adası'nın ünlü yazarı, bu kitabına eşinin beklediği geri dönütü vermemesi üzerine taslaklarını yakıp sonra yeniden üç günde kitabın çoğunu yazmıştır ve günümüzde hâla değerini koruyan psikolojik temelleri olan bir bilimkurgu-gerilim kitabıdır. Bay Hyde, kitabın sonunda kendi varoluşunu "çocukken etrafında gelişen olayların içinde yarattığı öfke" sayesinde tanımlar. Oysa benliği parçalanmış, hatta dissosiyatif bozukluk boyutuna gelmiş belirtilerin sonunda dönüştüğü kişilik yalnızca bir öfkenin arkasına sığınılamayacak kadar masumiyetini yitirmiş olan Dr. Jekyll, size de kendinizi sorgulatacak : "İnsanın iyi ve kötü iki farklı yönünün olması aslında bir anlamda da insanın laneti gibi, bilincimizde sürekli birbiri ile çatışan iki farklı benliğimiz var." (s.87) Peki siz bu ikisini nasıl ayırabilirsiniz ya da ayırıyor musunuz ? Not: Kitabı okuduğunuz zamanlarda ülkemizde 'Tatlı Küçük Yalancılar' (1S, 13B) ismiyle uyarlanmış diziyi izlemeniz tavsiyedir. Tek bir koşul var ki o da kendinizi spoilerdan kuvvetle korumanızdır. Dizinin orijinali 7 sezon olduğu için bizdeki versiyonunu öneriyorum (: Şimdiden keyifli okumalar
Dr. Jekyll ve Bay Hyde'ın Tuhaf HikayesiRobert Louis Stevenson · İndigo Kitap · 201927,2bin okunma
10/10
·687 syf.·
2025 131. kitabı
F. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanı, birçok yazar tarafından değerlendirilmiş, incelenmiş, hakkında makale, tez ve kitap yazılmış, dünyanın en çok okunan kitaplarındandır. Dünya edebiyatında gelmiş geçmiş en iyi romanları arasında hatta ilk sıralarda yer alır Suç ve Ceza. yine Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler, L.Tolstoy'un Anna Karenina’sı ve Savaş ve Barış’ı, Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde Roman serisi, Robert Musil'in Niteliksiz Adam serisi, F. Kafka'nın romanları, James Joyce'un UIysses’ı, Victor Hugo'nun Sefiller'i, Gabriel G. Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık’ı Charles Dickens'ın İki Şehrin Hikayesi, Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeler’i bunlar arasında sayılabilir. Kuşkusuz bu liste kişiseldir ve artırılabilir. Çağdaş dünya edebiyatında 21. yüzyılda da birçok romancı güçlü eserler vermiştir. Ülkemizde de roman türünde güçlü eserler vardır: Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ını, Orhan Kemal’in Bereketli Topraklar Üzerinde’sini, A. Hamdi Tanpınar’ın Huzur’unu, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Pamuk, H. Ali Toptaş ve İhsan Oktay Anar'ın romanlarını, Türk edebiyatının en iyilerinden sayabiliriz. Neyse konu bu değil, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı... Dostoyevski’nin diğer romanlarından birçoğunu okumuştum. Suç ve Ceza romanını çok defa okumaya başlayıp, bitiremeden bıraktım. ilk defa kısa sürede okuyup, bitirebildim. Suç ve Ceza üzerine bu platformda da birçok inceleme yapılmış, hepsi değerli incelemeler. Ben daha çok kitabın bende oluşturduğu izlenimleri düzensiz, kalemime geldiği gibi, serbest biçimde yazacağım iyi bir okur olarak. 1- Dostoyevski bir edebiyat türü olarak romanın en kültlerinden biri olmakla kalmayıp, ilk örneklerini veren romancılardandır. Kendinden sonra gelen romancıları derinden etkilemiştir. Sadece romancıları mı, neredeyse
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma