Puan vermedi··
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:19
Yaw tam bilimkurgu okuyorum o yıllara ait diye sevinirken hatta daha çok keşif ve hayal gücü denk gelir de eğlenceli birşeyler okuruz derken çat Bogdanov faktörü devreye giriyor. Mars'ta geçen bir bilimkurgu okumayı umarken, sık sık toplumsal düzen, ideoloji ve alternatif bir toplum modeli okurken buldum kendimi. Tamam Bogdanov bu da birden ivme ne ara tıplum düzenine kaydı diyorsunuz okuma sırasında. Yazıldığı dönem düşünüldüğünde ortaya koyduğu fikirler elbette değerli, ancak benim için siyasi ve toplumsal mesajlar hikâyenin önüne geçti kitap. Sosyalizmin gerekliliğine inanıyoruz eyvallah da bu kitap fazla propaganda kokuyor ba Kötü bir kitap olduğunu söyleyemem ama aradığım bilimkurgu olmadığı da kesin. Sorun kitapta değil kesinlikle, beklentilerin uyuşmazlığı diyelim. Yoksa kitap babalar gibi sosyalizm kokuyor..
Kızıl YıldızAlexander Bogdanov · Yordam Yayınları · 2020296 okunma
8/10
·240 syf.··
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 19:08
1959 yılında California'da bir grup insanın, "Bevatron" adlı güçlü bir parçacık hızlandırıcıyı gezerken geçirdikleri bir kaza ile başlar. Proton ışınının altında kalan sekiz kişi, fiziksel olarak baygın halde hastanede yatarken, zihinsel olarak kendilerini tamamen değişmiş dünyaların içinde bulurlar. Gezgin grup, kazanın etkisiyle sırayla aralarındaki bazı kişilerin zihninde yarattığı evrenler içine hapsolur. Her uyandıkları dünya, o dünyayı yöneten kişinin takıntılarını, korkularını, dini inançlarını veya ideolojilerini yansıtmaktadır. Karakterler bir sonraki dünyaya geçip kendi "gerçekliklerine" dönmeye çalışırken, aslında insan psikolojisinin en karanlık odalarında seyahat ederler. Grup ilk olarak Arthur Sylvester adındaki bağnaz bir ihtiyarın zihnine düşer. Sylvester’ın dünyası, dogmatik inançların ve yozlaşmanın somutlaşmış halidir. Gökyüzünde her şeyi izleyen devasa bir gözün olduğu, bilimin yerini mucizelerin aldığı bu evren, aslında günümüzde de sıkça gördüğümüz kendi doğrusunu ve inancını korku unsuru yaratarak başkalarına dayatan insan modelini temsil eder. Yalan söyleyenin dilinde çıban çıkması gibi absürt cezalar, dinin ve inancın insanları manipüle etmek için nasıl bir baskı aracına dönüştürülebileceğinin bir eleştirisidir. Bu dinsel kabustan kurtulduklarında ise tam zıt kutupta yer alan, aşırı steril bir dünyaya, yaşlı bir kadın olan Edith Pritchet’ın zihnine geçiş yaparlar. Pritchet’ın dünyası; kötü, çirkin ve müstehcen bulunan her şeyin sansürlendiği, yapay bir düzenle yönetilir. Kadın; cinselliği, eti, kanı, hatta dünyadaki tüm böcekleri iğrenç bulduğu için onun zihninde bu kavramlara yer yoktur. Bu durum, günümüz dünyasındaki hayatın tüm gerçeklerini filtrelemek isteyen, her olumsuzluktan tetiklenen ve aşırı duyarlılık adı altında her şeye sansür
Edebiyat
Gökteki GözPhilip K. Dick · İthaki Yayınları · 2026259 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·111 syf.··
2026 239. kitabı
Nizar Kabbani ömrü siyasi mücadeleyle geçmiş bir isim. Haliyle şiiri de nasibini almış. Şair 1967 Arap-İsrail savaşından sonra yayınladığı bu eserde orta doğunun ve halkının çektiği acıları, tutsaklığı, baskıyı, zulmü ele alıyor. Öyle ki özgürlükle evlenecek kadar ileri gidiyor. Okunası.
Şiir
Seninle Evlendim Ey ÖzgürlükNizar Kabbani · Kaknüs Yayınları · 200343 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap ilk bakışta kapitalizmden sosyalizme geçişin başarısızlığını anlatan bir distopya gibi görünse de, aslında çok daha derin bir sistem eleştirisidir. Birçok kişi bu eseri genel bir komünizm eleştirisi sanıyor ama yanlış. Orwell burada doğrudan Stalin dönemini ve devrimin nasıl bir diktatörlüğe evrildiğini hedefe alıyor. Kitabı tam anlamıyla kavrayabilmek için 1917 Rus Devrimi'nin aktörlerini bilmek gerekiyor. **spoiler Kitabın bence en sarsıcı kısmı, domuzlar ile insanların aynı masada kağıt oynayıp zaferlerini kutladıkları o son sahneydi. Hayvanlar dışarıdan içeriye bakarken artık kimin domuz, kimin insan olduğunu ayırt edemiyorlar. Bu sahne, "günün sonunda kazananın hep elitler, kaybedenin ise hep halk olduğu" gerçeğini yüzümüze çarpıyor. Tüm bunların yanında aslında kitap bize şunu fısıldıyor: Güç, kimin eline geçerse geçsin "kirletir". Dün ezilenin bugün gücü ele geçirdiğinde kendinden zayıfı ezmekte hiçbir sakınca görmemesi, sadece siyasetin değil, günlük hayatın da acı bir gerçeği maalesef. Yine de kitapta da olduğu gibi bunu en çok siyasette görüyoruz; teoride mükemmel olan vaatlerin pratiğe döküldüğüne kaç kere şahit olabildik? Yani diyeceğim şu ki "iyi yönetim biçimi" veya "kusursuz ideoloji" diye bir şey yoktur; yalnızca iyi niyetli yöneticiler ve en önemlisi, domuzların vaatlerine kanmayacak kadar bilinçli halklar vardır. Aksi halde, düşmanın değiştiğini sandığımız her zaferin sonunda aslında hiçbir zaman aynı tarafta olmadığımızı fark ederiz "Siz gidin artık Düşman dağıldı dedikleri bir anda Anlaşılıyor Baştan beri bütün yenik düşenlerle Aynı kışlaktaymışız" -İsmet Özel
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,7bin okunma
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2026 122. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:00
Cemil Meriç okumak; kişinin düşünce dünyasının zelzelesidir. Okuyan için bir dönüşüm, okumak isteyen için ise devrim. Toplumu kişinin varoluşu üzerinden kaleme alarak yaşadığı toplumun anatomisini çıkarırken, topluma yön veren entelektüel tayfaya da ince ayarlar içerir. Kendisi ve yaşadığı toplumla barışık ama bir o kadar da içten içe değişim kavgası yürüten yazarın bu tutumu onu nadide bir kalem yapıyor.
1000Kitap
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
Çeviri çok kötü.
6/10
·96 syf.··
2026 26. kitabı
İlk incelemem direkt diyorum, İngilizce biliyorsanız gidin direkt ingilizce versiyonunu okuyun. Kitap size kötü çeviri ile öyle güzel bir beyin cimnastiği yaptırıyor ki, kapitalizm eleştirisi yerine ezoterik bir metini deşifre etmeye çalışıyorsunuz gibi hissettiriyor. Örnek vermek gerekirse Orjinal metin Capitalist ideology in general, Zizek maintains, consists precisely in the overvaluing of belief - in the sense of inner subjective attitude - at the expense of the beliefs we exhibit and externalize in our behavior. Kitaptaki çevirisi Genelde kapitalist ideoloji, diye ileri sürer Žižek, sergilediğimiz ve davranışlarımızda dışsallaştırdığımız inançlar aleyhine, tastamam -içsel öznel tutum anlamındaki- inanca aşırı değer vermekten oluşur. Olması gereken çeviri Zizek'e göre, genel olarak kapitalist ideoloji, tam olarak içsel öznel tutum anlamında inancın aşırı değer görmesinden ibarettir; bu da sergilediğimiz ve davranışlarımızda dışa vurduğumuz inançların göz ardı edilmesine yol açar. Ezoterik yapının, gayet basit bir çeviri aracılığı ile net bir biçimde ne anlatmak istediği aşikar, o yüzden tekrardan diyorum ingilizceniz var ise orjinal metini okuyun.
Kapitalist GerçeklikMark Fisher · Habitus Kitap · 2020115 okunma