-Dört büyük şairi kendine aşık etmiş ama Tomris Uyar'ın zeki bir manipülasyoncu olduğu gayet açık.
+Onlar da kanmasaydı.
-Kanmak ya da kanmamak, kişinin kendi elinde olmuyor bazen. Öyle ikna edici yalanlar ve manipülasyonlar yapılıyor ki, ne olduğunu anlamadan, kendini nefret ettiğin birisiyle sevişirken bulabilirsin. Bazen de sırf kötü bir etkiyi üstünden atabilmek için bile düşmanınla iyi geçinmek zorunda kalabilirsin. İnsan tabiatı, öyle 'yapmasaydı, etmeseydi' diye kestirip atılacak kadar basit bir tabiat değildir. Öyle olsaydı, özünde bir kavramdan ibaret olan aşk, milyonlarca kişinin yaşam ve ölüm sebebi olmazdı.
+Sen, aşka inanmıyor musun?
-Aşk, yalnızların kendilerine söyledikleri en ikna edici yalandır. Yazılı olmayan bir kuraldır; insanları birbirine körü körüne bağlayan. Bir dindir; tüm dinlerden daha popüler olan. Yani bir çeşit manevi ihtiyaç, bir uyuşturucudur. İnanmak ve bağlanmak istemem. Kişiliğime aykırıdır.
Unutma; kişiliğinin anahtarı inandığın şeyde saklıdır. Neye inanıyorsan, hayatını ona göre yönlendirirsin ve bilerek ya da bilmeyerek, kişiliğinin kontrolünü onun eline verirsin. İster narsist, ister korkak, ister sosyopat, ister egoist, istersen de kıskanç diyebilirsin bana. Sana kalmış. Ben sadece gerçekleri söylüyorum. Kişiliğimin anahtarını aşka ya da aşık birine vermem. Çünkü Bukowski'nin de dediği gibi "aşık insanlar genellikle alıngan ve tehlikeli olurlar. Perspektiflerini ve mizah durumlarını yitirirler. Sinirli, kafadan çatlak olurlar. Hatta katil bile olabilirler."