Kitap, Danişmend’in meşhur İzahlı İslâm Tarihi Kronolojisi’ne bir “giriş” niteliğinde; Türk tarihinin en kritik sorusunu soruyor: Neden Türkler kılıç zoruyla değil, gönüllü ve kütleler hâlinde Müslüman oldular? Ve bu ihtida, Türk ırkını İslâm’ın 9 asır boyunca “bayraktarı” hâline nasıl getirdi?
Kitap, 16 ana bölüm + Tavzih (Açıklama) + Bibliyografya’dan oluşuyor. Danişmend, Batılı müsteşrikleri, Arap ırkçılarını ve “Türkler zorla Müslüman oldu” diyen herkesi tarihî vesikalar, Kur’ân âyetleri, hadisler ve Emevî dönemi kronikleriyle tek tek yere seriyor. Üslubu akıcı, keskin, ve gururlu; her sayfada “Türk ırkının muhteşem istisnası” vurgusu var. Okurken sanki bir Türk milliyetçisiyle kahve içiyorsun: zaten Danişmend güçlü bir Türk milliyetçisi aynı zamanda. Hem tarih dersi, hem de “biz niye biziz” manifestosu.
Ana Tez: Türkler “Mağlûbun Dini”ni Neden Kabul Etti?
Danişmend kitabın hemen başında soruyu patlatıyor: “Emevîler devrinden Orta-Asya fütuhatında Müslüman-Arap ordularını birçok hezimetlere uğratan bu muzaffer ırk acabâ neden dolayı nihayet mağlûbun dinini kabul ederek kütleler hâlinde toptan ihtida etmiştir?
Cevap: Zorla değil, tam uyum yüzünden. Diğer milletler kılıç altında Müslüman olurken, Türkler zaferden zaferle karşılaştı, ama İslâm’ı “kendi inançlarının tamamlanmış hâli” olarak gördü. Danişmend’e göre İslâm, ne “millî ve mahallî bir Arap dini”dir ne de Türkleri asimile etmiştir. Aksine, Türk’ü güçlendirmiş, kimliğini pekiştirmiştir.
Danişmend’i okurken gurur ve öfke aynı anda doluyor insana. Gurur: Türkler İslâm’ı “mağlûp” olarak değil, “muzaffer” olarak kabul etti; 1058’den itibaren İslâm’ın kılıcı, bayrağı, koruyucusu oldular. Öfke: Emevî ırkçılığına, “Türkler zorla Müslüman oldu” yalanına, Batılı oryantalistlerin küçümseyişine. Kitap bittiğinde şunu