"Üzülme, bir yandan korkun, bir yandan umudun varsa iki kanatlı olursun, tek kanatla uçulmaz zaten.." Mevlana Celaleddin-i Rumi
Alıntı
M.S. 2. ya da 3. yüzyıla dayanan mozaik, şimdi Tunus'taki El Cem antik Roma kenti Thysdrus'ta keşfedildi. Bir hipokampusa binen bir deniz perisi Nereid'i tasvir ediyor. Nemf, çıplak ve yarı geri dönerken tasvir edilmiştir. Elleriyle, başının üzerindeki yarım daire içinde dalgalanan hafif bir örtü kaldırarak klasik sanatta deniz tanrılarına özgü dinamik, yüzen bir motif oluşturuyor. Nemf mitolojik kanatlı bir hipokampusa (at ön kısmı ve balığın vücudu olan bir deniz canavarı) biniyor. Canavar, bacakları uzatılmış ve büyük tüylü kanatları ile dalgaların arasında hareket ediyor. Dibinde, denizin stilize dalgalarına dalmış, simetrik olarak düzenlenmiş iki yunus deniz alayına eşlik ediyor. El Cem Arkeoloji Müzesi
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Nergis gözlerinin değdiği o mehtaba kurbanım
rukiyesuna.blogspot.com/2026/04/calabin... youtu.be/Xj0CIWHfgfI?si=... Bir âh çeksem âlemin çatısı yerle bir olur. Bir cilveyle harlanır âhımın âteşi. Oysa şurada şuh çiçekler parıldar. Yüzünde ak allık, nâzenindir dolunay. Bense gamımdan ötürü tandır gibi yanmaktayım. Bakışlarım, arşın bûsesine mânâlar yüklemekte; Oysa mânâ benim, tesellinin ta kendisiyim. Onunla iftihar eden dudaklarım, Kalbime şerbet içirir. Oysa felekler benim, ufkun ta kendisiyim. Gamsız geçen her gece sanki bir cehennem. Dost arıyorum dedim, külhâna götürdüler beni. Aşkın fetvasında sanki görüş içindeydiler. Dağıldım ummana, sığmadım; bunda bir beis görmediler. Sonra bir cennet gördüm; Başımın üstünde değil, dizinin dibinde. Bir buyruk söyle, yeter ki göğsümü kan edeyim; Çirkefin zincirinden eteğine sarılayım. Hükmüne râm olsam, bostanını bana açar mısın?
KRAL OİDİPUS (Sophokles) ÜNLÜ BİLMECESİ
Thebai kentini kasıp kavuran ve kimsenin çözemediği kanatlı canavar Sphinks'in sorusu: "Sabahleyin dört, öğleyin iki, akşam üç ayaklı yürüyen yaratık hangisidir?" CEVAP: İnsandır. · Sabah (çocukluk): İnsan emeklerken iki eli ve iki ayağıyla yürür → 4 ayaklı · Öğle (yetişkinlik): İnsan iki ayağı üzerinde yürür → 2 ayaklı · Akşam (yaşlılık): İnsan bir değneye dayanarak yürür → 3 ayaklı
Kitap Alıntısı
KEMÂL TAHİR ve A. HAMDİ AKPINAR...
Önemli hâdiseleri otopsiye yatıran ve yeni bakış açıları getiren “tez”li romancılığın en önemli isimlerinden Kemal Tahir ile muhatablarını iç âlemlerinde yolculuğa davet eden ve bu yolculuğu zengin bir kültürle besleyen Ahmet Hamdi Tanpınar, edebiyatımızın birbirini tamamlayan iki yarım elmasıdır. Meselâ Kemal Tahir’in Yol Ayrımı adlı romanında, 1930’lu yılların Ankara'sına bir projektör tutulur ve “Serbest Fırka” meselesi, şahsî duygular bir tarafa atılarak, didik didik incelenir. Memleketin üzerinde gezinen bir ayna gibidir Kemâl Tahir’in romanları… Hatıralar bile karşılıklı konuşmaların içinde verilir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın en önemli romanı olan Huzur hakkında ise, önceki bölümlerde “mâzi ile Batılılaşmanın getirdiği yeni hayat tarzının arasında sıkışan Türk aydınının iç sıkıntılarına göndermeler yapar” demiştik. Gerçekte Tanpınar için mâzi, şahsî zevklerin ihtiyaç duyduğu bir nostaljiden ibarettir. “Nuran”la bir yaz aşkı yaşayan “Huzur”un Mümtaz’ı da, tıpkı Tanpınar gibi hem Batıyı kabul eder, hem de Doğulu zevklerinden vazgeçemez. İç dünyasında bir denge arayan aydınların “huzur” arayışlarının ve tabiî ki huzursuzluklarının romanıdır Ahmet Hamdi’nin bu meşhur eseri… Gizli duyguları ifâdede çok başarılıdır yazar. İBDA Fikriyatı’nın kurucusu Salih Mirzabeyoğlu, şöyle bir formül çıkarır karşımıza: ”İç”in dışta bulunuşu şuuruyla dış’a ve iç’e, “dış”ın içte bulunuşu şuuruyla da iç’e ve dış’a bakış…" (Salih Mirzabeyoğlu, Kayan Yıldız Sırrı, 4. Basım, İBDA Yay., İstanbul 1996, s. 7) Kemâl Tahir ve Tanpınar’ı bu formüldeki yerlerine koyarsak: Kemal Tahir, “iç”in dışta bulunuşu şuuruyla “dış”a bakmış ama iç’e dönememiş… Ahmet Hamdi Tanpınar, “dış”ın iç’te bulunuşu şuuruyla “iç”e bakmış ama dışa dönememiş… __Kısacası, birbirini tamamlar mahiyette olan bu yazarların ikisi de bir noktada takılmış ve virajdan dönüş
Kemal Tahir
ŞUUR SEVİYESİNİN YAKALAYABİLDİĞİ...
(...) Bu eserde “olması gereken”den ziyâde olamayışların üzerinde duracağız ve çoğu sonradan kavrulup giden, piyasanın seviyesine düşen ve tükenen kimi istidatların başlangıçtaki “oluş çabalarını”da hatırlatmadan geçmeyeceğiz. Elbette kendi dünya görüşümüz çerçevesinde, “Sezar’ın hakkını Sezar’a” vermeyi de ihmâl etmeyeceğiz. Pek tabiî olarak, kendi şuur seviyemizin yakaladığı gerçeklik seviyesinden… Yoksa bizim kıymet vehmettiğimiz bir eser, Büyük Doğu ve İBDA Mimarları’nın şuur seviyesine göre “bayağı” bir mevkîde olabilir. Önemli olan ölçülere doğru ve sağlam NİSBET kurabilmek… Cumhuriyet dönemi edebiyatçılarını çok meşgul eden “sanat sanat için mi, toplum için mi” sorusu çevresindeki bir tesbitimizi, eser boyunca hatırlatacağımızı belirterek, “toplu bakış”ımızın sonuna çivilemekte fayda var: İBDA’dan öğrendiğimize göre şuurun biri ferde, diğeri ise topluma dönük iki ritmi vardır ve sürekli bu iki ritim arasında hâlden hâle geçeriz. Ve yine biliyoruz ki, insan derinliğine ferd, genişliğine de toplumdur. İşte bu noktada sanat iki kanatlı bir kuştur ki; bir kanadı toplumken, diğer kanadı da ferddir. “Toplum” ve “ferd” kanatlarını takınan bu sanat kuşu, uçuşundaki ahenkle, görünüşündeki ihtişamla itibarlansa da, ona asıl kıymetini uçtuğu yön verir. Ve bu kuş, bilerek veya bilmeyerek MUTLAK YÖN’ü arar. Lâkin o “yön”e, o “yön”ün istediği zarafetle uçması da zaruridir. Vesselâm!.. -H. Y, "CUMHURİYET EDEBİYATINA TOPLU BAKIŞ – 1 (Giriş)", akademyadergisi.com, 19 Haziran 2006- akademyadergisi.com'tan mühim bir haşiye: __Kaynak: H.Y. “Hikâye, Roman ve Şiir Çevresinde Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatına Toplu Bakış” başlıklı henüz yayınlanmamış bir eser çalışmasının bölümler hâlinde naklidir. “Akademya’ya Doğru Sitesi”, 2001-2005 (2010 öncesi arşiv
Edebiyat