10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 106. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 00:00
"SEVGİ VE CİNSELLİK" Sevgi ve cinsellik… İnsanlık bu iki kelimeyi yüzyıllardır bir elinde gül, diğer elinde bıçakla taşıyor. Çoğu düşünür bu iki gücü ya putlaştırdı (Platon’un kanatlı aşkı) ya da lanetledi (Kilise Babalarının günahkâr teni). Ama bir adam geldi, bu iki şeyin aynı madalyonun iki yüzü değil, filmin kendisi olduğunu söyledi: Sigmund Freud. Freud’un bu konudaki üç makale’sini okumak, bir şiiri okumak gibi değildir; bir fotoğraf stüdyosunda karanlık odaya kapanıp, banyo edilen bir fotoğrafı izlemek gibidir. O fotoğraflar netleştikçe kendi yüzünü görmeye başlarsın. Ve çoğu zaman hoşlanmazsın gördüğün şeyden. Freud’dan önce sevgi, âhlak felsefesinin konusuydu; cinsellik ise tıbbın. Freud her ikisini birden bilinçaltının odasına kapattı. Ona göre insan kendini ne kadar “medeni” sanırsa sansın, bilinçdışının duvarlarına kazınmış binlerce yıllık cinsel izler vardır. İşte bu yüzden Freud’u anlamak, bir arkeolog gibi kazmak değil, bir fotoğrafçı gibi geliştirmek gerekir. Çünkü o bize şunu anlatır: Sevdiğin her insan, aslında çocukluğunda karanlık odada bir anlığına ışık yaktığın bir yüzün yansımasıdır. O yüz, annenin yanağı olabilir; babasının gölgesi olabilir; ya da hiç verilmemiş bir tokadın havadaki izi. Freud’un en rahatsız edici tezi belki de şudur: Aşk dediğin o yüce, ilahi, kendini feda eden bağlanma hali, aslında libidonun (cinsel enerji) bir başkasının üzerine projekte edilmesidir. Romantik bir akşam yemeğinde gözlerinin içine bakan sevgilinin arkasında, aslında senin hiç çözemediğin bir çocukluk sahnesi vardır. Freud bu noktada merhametsizdir. Seni sen yapan seçimlerin, “özgür irade” dediğin o kutsal şey, aslında beşikten itibaren yüzüne tutulmuş bir projektörün ışığında şekillenmiştir. Ve o ışığın adı, cinsel meraktır. Tüm bu perdenin arkasında,
Edebiyat
Sevgi ve CinsellikSigmund Freud · Cem Yayınevi · 036 okunma
Puan vermedi·78 syf.··
2026 27. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 10:51
Prometheus’un ateşi Zeus’tan çalarak insanlığa verdiği mitolojik olay anlatılıyor. Azra Erhat ve Selahattin eyüboğlu çevirisi olması hasebiyle damakta güzel bir tat bırakıyor. Ara ara Atlas, İo gibi mitolojik karakterlerin de hikayelerine yer veriliyor. Kitabın kısa özetini yeni şu dizeler veriyor: Cin fikirli Prometheus gelince, Zeus Çözülmez zincirlere vurdu onu Boyunu iki kat aşan bir sütuna Sonra bir kartal saldı üstüne gergin kanatlı Olumsuz ciğerini yiyordu kartal ve karaciğer geceleri büyüyordu yeniden Gergin kanatlı kuşun gündüz yedığı kadar
Zincire Vurulmuş PrometheusAiskhylos · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201910bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·162 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 21:54
Arcven Efsaneleri Serion Bazen bir kitap okursunuz ve sadece bir hikâye anlatmaz; sizi düşünmeye, sorgulamaya ve kendi içinize bakmaya zorlar. Arcven Efsaneleri benim için tam olarak böyle bir okuma oldu. Kitabı elime aldığımda tek bir olay örgüsü ve tek bir kahramanın peşinden gideceğimi düşünmüştüm. Ama sayfalar ilerledikçe bunun aslında aynı evrene açılan 15 farklı kapı olduğunu fark ettim. Her hikâye Arcven’in başka bir köşesini gösteriyor; başka bir kaderi, başka bir yüzleşmeyi, başka bir vicdan sınavını… Fantastik bir dünya olsa da anlatılanların çoğu aslında insanın iç dünyasına dokunuyor. Öfke, merhamet, hırs, fedakârlık, güç arzusu, vicdan… Hepsi karakterlerin hikâyelerinde kendine yer buluyor. Bir vampirin vicdanıyla, bir prensin taht uğruna yaptığı seçimlerle, bir büyücünün sevdiği birini geri getirme çabasıyla ya da adalet arayan bir varlığın öfkesiyle karşılaşıyorsunuz. Ve ister istemez şu soruyu soruyorsunuz: Gerçek canavar kim? Kitaptaki öykülerden beni en çok etkileyenlerden biri “Kanatlı Adalet” oldu. Adalet duygusunun bazen ne kadar ağır, ne kadar acı verici olabileceğini çok çarpıcı bir şekilde hissettiren bir hikâyeydi. Bir diğeri ise “İki Kez Ölüm” oldu. Bir babanın sevdiği evladını geri getirme isteğinin ne kadar karanlık sonuçlara yol açabileceğini anlatan bu öykü gerçekten sarsıcıydı. Sevgiyle başlayan bir niyetin bile nasıl büyük bir bedel doğurabileceğini çok güçlü şekilde hissettirdi. Arcven’de dikkatimi çeken en güzel şeylerden biri de şu oldu: Bu evrende iyi ve kötü keskin çizgilerle ayrılmıyor. İyiliğin içinde karanlık, kötülüğün içinde kırılganlık var. Her karakter kendi seçimlerinin ağırlığını taşıyor ve bu da hikâyeleri çok daha gerçek hissettiriyor. Yazarın kurduğu dünya fantastik olsa da anlatılan duygular çok tanıdık. Okurken bazı
Arcven EfsaneleriSerion · DOA Yayınları · 202515 okunma
6/10
·409 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 21:15
Binbir Gece Masalları'nın 5. Cildi Dokuzuncu kitap ile başlıyor. 487. Gece de Şehrazat Ebu Kir ile Ebu Sir'in Öyküsünü anlatır. Ebu Kir bir boyacıdır ve herkesi kandırarak paralarını alır. Öyle bir duruma gelir ki artık kimse kendisiyle iş tutmaz olur. Ebu Sir ise bir berberdir. O da namusuyla para kazanan bir emekçidir. Ebu Kir yanına gelerek ondan yardım ister Ebu Sir de ona yiyecek verir bir süre bu böyle devam eder. Sonra berberin de işleri kotuleşince Ebu Kir gel kısmetimizi başka yerde arayalım der ve bir gemiye binip bir ülkeye giderler .Yolda birbirlerine söz verirler kimin bahtı açılsa kimin şansı yaver gitse diğerine yardım edecek derler. Yolda berberin işleri açılır ve kazandığı ne varsa Ebu Kir ile paylaşır. Ebu Kir ise kendisini deniz tuttuğunu söyleyerek hiçbir iş yapmaz. Böylece bir ülkeye gelirler bir otele yerleşirler. Ebu Sir orada da çalışır ve kazandığını yine Ebu Kir'le paylaşır ama bir gün hastalanır. Yiyecek bir şey kalmayınca Ebu Kir arkadaşını bırakıp çalışmaya gider ama hangi boyacanın yanına giderse gitsin kimse kendisine iş vermez. Bu sırada Ebu Kir'in dikkatini bir şey çeker her şey mavi ve beyazdır. Boyacilara diğer renklerden bahseder. Ama kimse bu renkleri bilmez. Bunları görünce ülkenin şahina gider ve durumu anlatır. Şah eğer dediklerin doğruysa senin bu ülkenin en zengini ederim der. Ebu Kir aldığı paralarla ülkenin en zengini olur. Herkes bu yeni renklere hayran olur. Bu sırada Ebu Sir de iyileşir ve otelden çıkarak iş aramaya gider. Arkadaşı Ebu Kir'i görünce dükkanına gider ancak Ebu Kir ,Ebu Sir'i bir güzel dövdürüp dışarı atar. Ebu Sir bari gideyim bir hamamda yıkanayım der ama ülkede hamamda yoktur ve kimse hamamın ne olduğunu da bilmez. Ebu Sir , Şaha giderek hamamı anlatır ve Şahın yardımıyla bir hamamda kurar ve o da
Binbir Gece Masalları 3/1Anonim · Yapı Kredi Yayıncılık · 202222 okunma
Tanrım, asla dinlenemeyecek miyim?
6/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 20:55
"Oradaydık hepimiz, müheyya bekliyorduk salaştı mukadderat, bozulmuş bir nişandı gebe rüzgar, ihanete uğramış deniz, kerrat cetveli dünyaya sokunmuştuk, dünya hamdı külsüzdü ocak, tellal çarşısız ağzımız noksandı. Rimbaud'nun haberi yoktu Menelik'ten Nijinski delirmemişti Mahler'in beş yaşındaki kızı ölmemişti daha nehre Haşim annesiyle karanlık geceler bazı çıkardı zonklardı öpülmek için kavlamış dudaklarımız bekliyorduk; alnımızın çatında hepimizin bir çarpı." İsmet Özel Vaslav F. Nijinsky 1890'da Kiev'de Polonyalı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Daha on yaşında, Saint-Petersburg İmparatorluk Tiyatrosu dans okuluna girer ve orada öyle başarı gösterir ki, iki yıl sonra İmparatorluk Tiyatrosu'nda dans etmeye başlar. Kendisini Don Juan'da izleyen Sergey Diaghilev'le tanışır, Diaghilev onu Rus Balelerinin Pa- ris'teki ilk turnesi için grubuna katar. Böylece, 18 Mayıs 1909'da, Le Pavillon d'Armide'de dans eder. O sıralar Marcel Proust'da salonda kendisini izlemektedir. Onun 39. defterinde, Guermantes Tarafı'ndakinden daha ayrıntılı bir Nijinsky “eskizi” bulunur: “Yabancı bir dans topluluğundaki ünlü ve dâhi bir dansçıydı (...), yüzü pastel renkte, bakışları esrik, genç bir deli (...), farklı bir yaşam biçimi ortaya koyan her şey adına ve sanki doğanın buyruğuyla, büyülenip olduğum yerde kaldım -bir kalabalığın içinde kaybolmuş bir kelebek görsem aynen böyle olurdu işte-, onun o doğal, kanatlı, şımarık ve rengârenk zarafetinin havada çizdiği kıvrımları seyre daldım.” Döneminin en iyi dansçısı, aynı zamanda ömrünün yarısını akıl hastanesinde geçirmiş; delilikle dahilik arası sınırda sürekli cephe değiştirmiş bir adamın günlüğü. Öldükten sonra kız kardeşinin evrak dosyaları arasında bulunmuş günlükleri. Açıkçası gençliğinden itibaren psikolojik
İnceleme
Nijinsky’nin GünlüğüVaslav F. Nijinsky · Yapı Kredi Yayınları · 200649 okunma
10/10
·480 syf.··
2026 16. kitabı
Selam kızlar! Acının Kanatlı Kafesi kitap yorumuyla geldim Konusu: Ailesini bir kazada kaybeden ve kazada felç kalmış kardeşine bakmak için aynı anda bir sürü işte çalışan Mirel’in evinin kapısına gecenin yarısı yaralı bir adamın gelip yardım istemesiyle başlayan hikaye yaralı adam iyileşip gittikten yıllar sonra Mirel’e anlaşmalı evlilik teklif etmek için geri dönmesiyle devam ediyor. Yorumum: bu kitabı daha öncesinde sosyal mecralarda birkaç kez görmüş olmama rağmen hiç başlamamıştım. Basıldıldığını öğrenince ise merakım iyiden iyiye körüklenmişti. Okumaya başladığımda kitaba dair neredeyse hiçbir beklentim yoktu hatta konusuna dahi bakmadan başladım neredeyse her kitapta yaptığım gibi. Beni şaşırtan şey ise yazarın kaleminin beni şaşkınlığa uğratacak derecede iyi çıkmasıydı. Siz olayları anlamaya çalışırken sayfalar akıp gidiyor, ne ara kitabı yaraladınız hatta bitme evresine geldiğinizin farkında bile olmuyorsunuz. Denendi onaylandı Yazar, Mirel karakterinin ailesini kaybedişinden sonra kız kardeşine sıkı sıkıya sarılmasını, ondan başka kimsesinin olmamasını ve gün geçtikçe kardeşiyle beraber Mirel’in de ö!üyor olmasını -manevi olarak- çok güzel işlemişti. İkili arasındaki kardeşlik bağı beni gerçekten çok derinden etkiledi Mirel gerçekten aşırı güçlü bir kadın. Bu zamana kadar zaten tonla zorlukla başa çıkmaya çalışmışken şimdi bir de hiç tanımadığı bir adam ve onun ailesiyle yaşamaya alışıyor. Ama bu süreçlerin üstesinden gayet güzel gelebildiğini düşünüyoruum Mirel’e bir konuda hak vermiyorum o kısım ise: hiç dinlemeden, gerçeğini veya sebebini öğrenmeden hemen her suçu Roman’ın üstüne atıp onu suçlaması Baktığım zaman Mirel de haklı ama keşke bir dinlese ondan sonra böyle kızsa dediğim yerler oldu ne yazık ki Roman karakterine gelirsem… İlk başlarda
Acının Kanatlı KafesiNehir Nevrina · Vera Kitap · 202667 okunma