6/10
·112 syf.··
2026 10. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:34
Murat K. Murat’ın "Bir Zamanlar Dünyada" adlı kitabı, alışılmadık konuları seven okurlar için oldukça ilginç bir öykü derlemesi. Yazar; zaman yolculuğu, kuantum fiziği, astronomi ve kıyamet senaryoları gibi bilimsel konuları hikayelerine başarıyla taşıyor. Karmaşık teorileri kuru bir ders bilgisi gibi anlatmak yerine, karakterlerin duygularıyla birleştirerek edebiyata dökmesi gerçekten takdire şayan. Özellikle bilimkurgu, distopya ve mitoloji meraklılarının ilgisini çekecek, ufuk açıcı ve yaratıcı fikirlerle dolu, çok farklı bir dünya kurmuş. Ancak kitabın her sıradan okuyucu için akıcı ve rahat bir okuma sunduğunu söylemek zor. Yazarın zaman zaman felsefi derinlik yaratmak isterken aşırı kapalı bir anlatımı seçmesi metni zorlaştırıyor. Bazı öyküler o kadar soyut ve belirsiz bir dille yazılmış ki olay örgüsünü takip etmek, karakterlerin ne yaşadığını ve öykünün nereye varacağını anlamak neredeyse imkansız hale geliyor. Kısacası, bilimsel konuları hikaye yapma fikri ne kadar harikaysa, bazı bölümlerdeki aşırı kafa karıştırıcı ve soyut anlatım da okuru kitaptan bir o kadar uzaklaştırabiliyor.
Bir Zamanlar DünyadaMurat K. Murat · Ketebe · 202059 okunma
6/10
·160 syf.··
2026 1. kitabı
Alışık olmadığımız bir konu ve anlatım tarzı Konusu ilginç geldiği için okudum fakat okudukça yer yer zorlama yer yer ise klişe buldum. Yazarın konuyu işleme tarzı güzel olsa da kitap boyunca bende oluşturduğu merak duygusunu tatmin eden bir son ile karşılaşmadım. Yine de bana güzel zaman geçirten, farklı bir kitaptı. Bitirdiğimde bir süre kendime gelmem gerekti. Bu hissi her kitap yaşatmıyor, yukarıda yaptığım olumsuz eleştirilere rağmen sırf bu his için bile okumaya değer diyerek yorumumu sonlandırıyorum.
Bir Son DuygusuJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 20213,541 okunma
Reklam
J bree den Kopuk Bağlar incelemesi
6/10
·288 syf.··
2026 60. kitabı
Yeni bir kitap ile geldim Kopuk Bağlar Bu seriyi bilmeyen, duymayan hatta okumayan kalmamıştır. Bi ben okumamıştım galiba ben de okudum. Normalde hiç Fantastik türü okuyabilen biri değilim. Bunu profilime gittiğiniz de okuduğum kitaplardan anlamış olursunuz zaten. Ama hiç bir zaman bu türü seveceğime dair olan umudumu yitirmedim. Kendimi tamamen bıktırmadan yavaş yavaş alıştırmaya çalıştım. Ve her zaman ki gibi yine bir fantastik kitaba daha şans vermek istedim. Fakat övüldüğü kadar güzel değil di. Evet ilginç bir konusu vardı. Kırk yılda bir görülecek değişik bir Fantastik turüydü. Ama ben bu kadar övüldüğüne değer bir seri olduğunu düşünmüyorum. Şimdi şey diyebilir siniz "Daha serinin ilk kitabından böyle konuşmak biraz erken değil mi?" Evet aslında erken ve ben seriye devam etmeyeceğimi söylemiyorum. İlk başta dediğim gibi ben zaten bu türü seven biri değilim. Yani sorun kitap değil de tamamen benim bu türü sevmemem. Arka Kapağı: Annem ve Bağlananlarının ölümünden sonra kendi Bağlarımı bulduğum için rahatlamıştım. Onlar yanımda olduğu sürece her şeyin yoluna gireceğini düşünüyordum. Ama öyle olmadı. Toplumumuzun kaderi benim ellerimdeydi. Hepimizin İyiliği için yalnız olmam gerekiyordu. Beş yıl boyunca onlardan saklanarak kaçak hayatı yaşadıktan sonra yakalandım ve kaçtığım Bağlarımla yüzleşmek için geri getirildim. Kaçarak herkes için doğru olanı yaptığımı sanıyordum. Şimdiyse bundan o kadar emin değilim. North, Nox, Gryphon, Atlas ve Gabe beni asla affetmeyecek gibi görünüyorlar. Ama aslında ben kendimi asla affetmeyeceğim. İncelemeye gelirsek: İlk başta başladığım da beklentim çok yüksekti. Serinin ilk kitabı çok önceden çıkmış olduğu halde ben okumayıp biraz daha devam kitaplarının çıkmasını bekledim. Ve hiç ara vermeden böyle değişik, güzel konusu olan bir
Kopuk BağlarJ. Bree · Olimpos Yayınları · 2024823 okunma
6/10
·293 syf.··
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 11:39
Bu kitabı okurken herkesle aynı şeyi hissetmedim. Hamnet’i okurken en çok düşündüğüm şey hikâyenin kendisinden çok çevirisiydi.Kitabın konusu zaten uzun zamandır karşıma çıkıyordu. Bu yüzden okumaya başladığımda kendimi hikâyeye bırakmak yerine ister istemez çeviri tercihlerini takip ederken buldum. Özellikle “duygudaşlık”, “flu”, “yenişemiyorlar” gibi bazı kelime seçimleri okuma ritmimi sık sık böldü. Kimi okurlar için oldukça doğal gelebilir ama benim kulağımı tırmalayan kullanımlar oldu.İlginç olan şu ki, bazı bölümlerde dil son derece akıcı ve etkileyiciyken bazı bölümlerde sanki bambaşka bir metin okuyormuşum hissine kapıldım. Hatta yer yer ilk kısmı başka, ikinci kısmı başka biri çevirmiş gibi düşündüm. Noktalama hataları da bu hissi güçlendirdi.Bu yüzden kitabın ilk bölümlerinde karakterlerle duygusal bir bağ kurmakta zorlandım. Sürekli metnin kendisine değil, metnin Türkçesine takılıyordum. Kitap bana biraz fazla “çeviri kokan” bir metin gibi geldi.Fakat yaklaşık bir hafta boyunca elimde süründürdükten sonra bir noktada çeviriyi düşünmeyi bıraktım. Metnin kusurlarıyla uğraşmak yerine hikâyenin içine girmeye karar verdim. İşte o zaman Hamnet’in anlatmak istediği şeye yaklaşabildim. Sonuç olarak benim için Hamnet kusursuz bir okuma deneyimi olmadı. Ancak çeviriyle yaşadığım mesafeye rağmen yas, aile ve kayıp üzerine anlattıklarıyla aklımda kalan bir kitap oldu.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2025 20:56
Hüseyin Rahmi Gürpınar ile ilk olarak Efsuncu Baba adlı eseri sayesinde tanıştım. O kitabı okuduktan sonra yazarın kalemini çok sevdim. Hatta yazarla ilgili ilk inceleme yazımı da Efsuncu Baba üzerine yazmıştım. Yazarın anlatımını beğenince ikinci kitabı olarak Gulyabani 'yi okumaya karar verdim. Kitaba geçmeden önce, eserin ortaya çıkış hikâyesinden bahsetmek istiyorum. Hüseyin Rahmi Gürpınar, adını vermeyen sıkı bir okuyucusundan bir mektup alır. Bu mektupta okuyucu, yazardan cinli, perili, gulyabanili ve benzeri doğaüstü varlıkların yer aldığı bir roman yazmasını ister. Yazar da bu isteğe kayıtsız kalmaz ve Gulyabani adlı eserini kaleme alır. Romanın başkahramanı Muhsine'dir. Muhsine, bir akrabası tarafından çalışmak üzere büyük bir köşke yerleştirilir. Roman boyunca da köşkte başından geçen ilginç ve gizemli olayları anlatır. Köşkte yaşanan tuhaf olaylar, geceleri duyulan sesler ve etrafta dolaştığı söylenen gulyabani, hem Muhsine'yi hem de beni sürekli merak içinde bıraktı. Sayfaları çevirdikçe olayların nasıl sonuçlanacağını öğrenmek istedim. Kitapta cin, peri ve gulyabani gibi varlıklardan sıkça söz edilse de yazarın asıl amacı bunların insanların korkularından ve batıl inançlarından kaynaklandığını göstermektir. Hatta bu varlıklara mani söyletmesi, esere hem mizahi hem de farklı bir hava katmıştır. Romanın sonunda yaşanan olayların perde arkası ortaya çıkarken yazar da okuyucuya akılcı düşünmenin önemini hatırlatır. Eserin dili oldukça akıcıdır. Halkın günlük konuşma diline yakın bir anlatım kullanıldığı için kitabı okurken hiç zorlanmadım. Aksine, kendimi olayların içinde hissettim. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın en beğendiğim yönlerinden biri de budur. Dönemin insanlarını, özellikle kadınların yaşamını, günlük konuşmalarını, halkın inançlarını ve sosyal yapısını anlatırken aynı
İnceleme
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
Yanlış Hedef
7/10
·166 syf.··
2026 40. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 08:57
Yanlış Hedef – Domenico Starnone Bir yanlış mesajla başlayan hikâye, kısa sürede insanların arzularını, zaaflarını ve kendilerine anlattıkları hikâyeleri sorgulatan psikolojik bir romana dönüşüyor. 38 yaşındaki bir senarist, eşine göndermek istediği mesajı yanlışlıkla iş arkadaşı Claudia'ya gönderiyor. İlk bakışta küçük görünen bu hata, beklenmedik bir karşılık alınca giderek büyüyor ve karakterlerin iç dünyalarını açığa çıkarıyor. Kitap boyunca aldatma, sadakat, arzu, takıntı, evlilik ve orta yaş krizi gibi temalar işleniyor. Ancak benim için romanın asıl gücü, bunları bir aldatma hikâyesinin ötesine taşıyabilmesiydi. Çünkü okuduğum şey yalnızca bir ilişki hikâyesi değil; insanların kendi zihinlerinde kurdukları senaryoların, bazen gerçeğin önüne nasıl geçebildiğinin hikâyesiydi. Bir aldatma hikâyesini bir erkeğin zihninden okumak benim için oldukça ilginç bir deneyim oldu. Karakterin, karşı taraftan gördüğü küçücük bir ilgiyi zihninde büyütmesi, hatta bazen ortada olmayan duyguları bile gerçekmiş gibi kurgulaması dikkatimi çekti. Bu da bana aldatmanın kadınla ya da erkekle değil, insanın kendi arzuları ve zaaflarıyla ilgili olduğunu düşündürdü. Kitapta beni en çok düşündüren karakterlerden biri Carlo oldu. İlk bakışta yardımsever ve iyi niyetli görünen bu karakter, zamanla bana insan doğasını inceleyen bir gözlemci gibi görünmeye başladı. İnsanları bir araya getiriyor, fırsatlar sunuyor ve sonra ortaya çıkan sonuçları dikkatle izliyor. Bu yönüyle bana bir satranç oyuncusunu hatırlattı; taşları doğrudan hareket ettirmiyor ama oyunun gidişatını etkileyebiliyor. Ayrıca Starnone'nin hiçbir karakteri tamamen haklı ya da tamamen haksız göstermemesini çok sevdim. Bir karaktere yakın hissederken birkaç bölüm sonra ona kızmaya başlayabiliyorsunuz. Bu gri alanlar romanı
1000Kitap
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 202693 okunma
Reklam
Reklam