Kübra, Kan ve Yıldız Işığı Günleri'ni inceledi.
10 Şub 21:12 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

İlk kitap Duman ve Kemiğin Kızı'nı çok beğenmiştim. Seri zaten çok ilginç bir seri ama ilk kitapta öyle büyük sürprizler olmuştu ki, olayların gidişatı resmen başımı döndürmüştü. Özellikle kitabın finali tam anlamıyla efsaneydi. İlk kitapta olaylara böylesine şaşırınca, kitap gittikçe güzelleşince ve kitabı böyle bir finalle sonlandırınca büyük bir heyecanla başlamıştım Kan ve Yıldız Işığı Günleri'ne ama ne yazık ki kitap, ilk kitabı bıraktığımız gibi başlamadı. İlk sayfalardan heyecanı yakalamak tabi ki beklediğim bir şey değildi. İlk sayfaların sıkıcı olduğunu falan da söylemiyorum ama gereksiz yere uzatılmış o kadar çok olay vardı ki ilk sayfalarda. Yazarın dilini çok beğendiğimi ilk kitapta da söylemiştim zaten. Yazarın harikulade anlatımı, lezzetli betimlemeleri, olayların gizemi ve kaya gibi sarsılmaz kurgunun büyüsüyle bu ilk sayfaları çabucak atlattık neyse ki ve bir anda kitap tüm o muhteşemliğine dönüş yaptı. Yine bolca sürpriz ve bolca hüzün vardı kitapta. Yazar o hüznü, karakterlerin ikilemini ve kitabı geneline hakim "umut" temasını okuyucuya çok güzel yansıtmış. Olay örgüsü de muhteşem kurgusu ve anlatımı kadar övgü hak ediyor tabi. Özellikle "bir varmış bir yokmuş" kalıbıyla başlayan bölüm başlangıçları benim çok hoşuma gidiyor. Heyecan düzeyi çok yüksek bir kitap, yer yer o kadar heyecanlandım ki okumayı bırakıp bir süre nefes almam gerekti ve bu kitabın finali de tabi ki çok iyiydi. Dönüp dolaşıp kurgudan bahsediyorum biliyorum ama bambaşka ve harika bir kurgusu var kitabın. Alışılagelmiş melek-şeytan hikayesinin tamamıyla dışında anlatılanlar bu arada. Bu seri hiç şüphesiz okuduğum en iyi fantastik serilerden.

Hacı Seydaoğlu, bir alıntı ekledi.
 27 Nis 2015

İlginç kitap başlangıçları
Adamın birinin, değişiklik olsun diye bundan böyle halka nazik davranmanın ne kadar iyi olacağını dile getirdiği için bir ağaca çivilenmesinden yaklaşık iki bin yıl sonra, bir perşembe günü, Rickmanswort'de küçük bir kafede tek başına oturan bir kız, bunca zamandır ters giden şeyin ne olduğunu birden fark edip en sonunda dünyanın nasıl iyileştirilebileceğini ve mutluluğun hüküm sürdüğü bir yere dönüştürülebileceğini anlamıştı. Bu sefer doğru olanı bulmuştu, işe yarayacak ve hiç kimsenin bir yerlere çivilenmesi gerekmeyecekti.

Ama ne yazıktır ki, bir telefon bulup birilerine bundan söz edemeden korkunç aptal bir felaket meydana geldi ve fikir sonsuza dek yitip gitti.

Bu, o kızın öyküsü değil.

Otostopçunun Galaksi Rehberi, Douglas AdamsOtostopçunun Galaksi Rehberi, Douglas Adams