İlhami Erdoğan

Dolayısıyla, varlığını korumayı arzu eden bir prensin, nerede kötü olacağını ve bundan nasıl istifade edeceğini ya da bunun bir zorunluluk olup olmadığını bilmesi gerekir. Bu yüzden, bir prensle ilgili hayali şeyleri bir yana bırakıp gerçekte olanları ele alarak diyebilirim ki hakkında konuşulan herkes ve özellikle daha fazla söz konusu edildikleri için prensler, kendilerine yergi ya da övgü getiren niteliklerden bazılarına sahiplerdir: Kimi cömert, kimi cimri -misero- (Bir Toscana terimi kullanıyorum çünkü dilimizde avaricious hırsızlıkla sahip olmaya çalışan kişi anlamına gelirken, kendindekini kullanmaktan aşırı derece sakınan kişiye misero deriz.); kimi iyiliksever, kimi haris; kimi acımasız, kimi merhametli; kimi inançsız, kimi inançlı; kimi çekingen ve korkak, kimi cüretkâr ve cesur; kimi hatırşinas, kimi mağrur; kimi şehvet düşkünü, kimi iffetli; kimi saf, kimi hin; kimi zor, kimi uysal; kimi ağırbaşlı, kimi uçarı; kimi dindar, kimi dinsiz vb. olarak bilinir. Kabul edersiniz ki, bir prenste en övgüye değer şeyin, yukarıda iyi görülen niteliklerin hepsine sahip olması olacaktır. Fakat insanın doğası gereği bunların tümüne ne sahip olunabilir ne de tümüne uyulabilir. Bu yüzden prensin zaaflarına yönelik yakınmalar devleti kaybettirme tehlikesine yol açıyorsa onlardan nasıl kaçınacağını ve mümkünse bu tehlikeye yol açmayanları da nasıl muhafaza edeceğini, bu mümkün değilse de onları terk etme konusunda tereddüt etmeyeceğini bilecek kadar sağduyu sahibi olması gerekir. Ayrıca yokluğunda devletin ancak zorlukla elde tutulabileceği yakınmalar konusunda prensin kendini tedirgin hissetmesine gerek yoktur zira her şey etraflıca düşünülecek olursa, erdem gibi görünenin peşinden gitmenin prensin sonunu hazırladığı, kusur gibi görünen bir diğerinin takip edildiğindeyse
Sayfa 82·Kitabı okudu
Tarihçilerin Akhaların Prensi Philopoimen'e lütfettikleri övgüler arasında en önemlisi, barış zamanında asla savaş usullerinden başka bir şey düşünmüyor oluşuydu.
Sayfa 79·Kitabı okudu
şurası dikkate değerdir, bir devleti zorla ele geçiren bir zorba, açacağı yaraları yakından incelemelidir ki bunları bir kerede gerçekleştirip günbegün tekrarlamak zorunda kalmasın ve böylece insanlara sıkıntı vermeden yapacağı hayırlı işler yoluyla onların güven ve gönüllerini kazanabilsin. Aksi takdirde, ürkeklik ya da kötücül tavsiyeyle eli hep kılıcının kabzasında kalır; onların süreğen ve sıklıkla baş gösteren yanlışlarından bağlılık dolayı, ne o tebaalarına güvenecek ne de tebaaları ona gösterecektir. Bu nedenle zalimce alınacak önlemlerin hepsinin bir kerede uygulanması gerekir, çünkü bir kez böyle bir zalimlige maruz kalmak daha az zarar verir: faydalı isler ise azar azar yapılmalıdır ki kıymeti uzun zaman bilinsin.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Spartalılar ve Romalılar bu duruma örnektir. Spartalılar, Atina ile Thebai'yi, orada az sayıda kişiden oluşan bir yönetim oluşturarak elde tutmalarına rağmen kaybettiler. Romalılar Capua, Kartaca ve Numantia'yı elde tutmak adına yerle bir ettiler ve kaybetmediler. Yunanistan'ı ise Spartalıların yaptığı gibi özgür bırakıp kanunlarına izin vererek ülkeyi elde tutmak istediler ve başarılı olamadılar, sonunda elde tutmak için ülkedeki birçok şehri yakıp yıkmak zorunda kaldılar. Aslında bir ülkeye hâkim olabilmek için yakıp yıkmaktan daha emin bir yol yoktur. Ayrıca özgürlüğe alışkın bir şehrin efendisi haline gelip onu yıkmayan biri, o şehir tarafından yok edilmeyi beklemelidir, çünkü ne zamanın ne de menfaatlerin asla unutturamayacağı o özgürlük ruhu ve eski ayrıcalıklar her zaman bir ayaklanma konusu olacaktır. Buna karşı ne yaparsanız yapın, halkın arasındaki birlik bölünüp dağıtılmadıkça o ruhu ve ayrıcalıklarını asla unutmazlar, üstelik Floransalıların boyunduruğundan yüzyıllarca sonra da olsa kurtulan Piza gibi, fırsatını buldukları anda yeniden harekete geçeceklerdir.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Velhasıl, demem o ki bu koloniler masrafsızdır, daha sadıktır, neredeyse hiç zorluk çıkarmaz ve dediğim gibi, zarara uğrayanlar, yani yoksul ve dağınık olduklarından tehlike oluşturmazlar. Bu bakımdan, bu insanların ya gönüllerinin alınması ya da başlarının ezilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır zira en ufak zararda intikam almak isteyebilirler ama ciddi bir zararın intikamını alamazlar. Bu yüzden, birine zarar verirken ileride intikam almasını olanaksız kılmak gerekir.
Sayfa 16·Kitabı okudu