Geldiğimiz şu duruma yazık!
Çağatay Çakır Değer mi? eşim okuduğu için dikkatimi çekti. Kitaplarımı okumaya çalıştım ama mümkün değil. Neye göre bu konuların uzmanı olmuş anlamak imkansız. İlişki konusunda başarısı nedir? Akademik çalışması mı var? Sanırım sosyal medya yozlaşmasının bir edebik ürünü kendisi. Okurların %95'i kadınlar bunun bilinci ile kadınlar üzerinden bir populerlik yürütmeye çalışıyor ama boş ve sosyal medyanın yarattığı her ilizyon gibi yok olup gidecek. Ekşi sözlükte bir yazarın söylediğine göre ilkokulda öğrencilerini döven biri iken şuan nasıl oluyor da akıl verebilir pozisyona geliyor inanılır gibi değil. Hayatımda çok az kitabı yarıda bıraktım. Bu konuyu kendime tabu sayarım ama malesef tabularımı yıkmama sebep oldu kendisi. Yazık gerçekten. Hayat böyle bir şey değil... Bu kişiyi okuyanlara Atatürk'ün bir tavsiyesi olan Beyaz Zambaklar Ülkesini okumalarını öneririm. Hayatınıza çok daha fazla anlam katacaktır. Saygılar.
Keşke Beni AnlasaydınÇağatay Çakır · Destek Yayınları · 044 okunma
Çok gerçekçi bir aşk(!) hikayesi
7/10
·120 syf.··
2026 8. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 23:26
Tolstoyun Anna Karenina eserindekinin aksine bizi romantiklikten uzak gerçekçi okudukça aşk dediğimiz duygunun bir ilizyon olduğunu bize anlatan anotomisini çikaran bir eser aile mutluluğu. Annesinin ölümünden sonra duygusal bir boşluk ve depreyona giren ana karakterimiz onlara bu donemde hayat enerjisi ve vasilik sorumluluğunu üstlenen sergey mihayliçe aşık olur sayfalarda aşkın o sıcak,tanrısal yanını okuruz günün sonunda çok romantik bir gece diyaloğu sonrası karakterlerimiz evlenme kararı alırlar ama ana karakterimizin sosyeteye girme isteği kocasının zaten ona karşı şüpheli hislerini kuvvetlendirerek aralarındaki genç aşk iplerini tamamen koparır sergey mihayliç 2 kere kitapta "ben yaşlıyım sense gençsin" edebiyatı çekerek bence karakterimize verebileceği sevgi ve alakayı verme emek ve cesaretine girmiyor giremiyor karakterimiz ne kadar arada hatalara düşse de ondan hiçbir biçimde sevgisini esirgemiyor açıkçası ve yaptıklarından da pişman oluyor(yaw tamam yaptıkları da çok abartı değil açikçası) günün sonunda ise karakterimiz kocasının kendisine karşı olan aşkını yitirdiğini anlıyor ama oğlu için bu sahte dünyaya ve evlilik hayatına devam mecburiyetine düşüyor ve aklımıza şu soruyu geliyor yaw evlilik gercekten aşkı öldüruyor ve ebevyenler de çocuklarından aldıkları enerji ve aman çocuğum sahipsiz kalmasın içgüdüsüyle mi bu sahte ilişkiye devam ediyor?lan olum bak şöyle düşünmek lazım zaten bu lanet dünyaya 1 kez geliyoruz insanlar şerefsiz ve çok kısıtlı yaşıyoruz ve ömrümuzün çoğunluğu sacma şeylere gidiyor sırf toplum baskı yapıyor diye o zaman niye bu kadar yıpratıcı bir ilişki sarmalındayız ve günlerimiz kendimizi uyuşturarak "aman tadımız kaçmasın"mentalitesiyle geçiyor boşan gitsin ama burada da şöyle bir sorunsal var biz ne kadar açık yürekli ve sözlü olursak
Aile MutluluğuLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20206,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·600 syf.··
2026 1. kitabı
·
236 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 11:43
Yaşadığımız ağır travmaları kaldıramadığımızda farkında olmadan zihinsel çözülmeler yaşayabiliyoruz. Kendimizi hissetmekte zorlandiğimiz, kendimizi kendimize yabancı hissettiğimiz hatta kendimizi dışarıdan izliyor gibi hissettiğimiz zamanlar oluyor. Bunlar her insanın zaman zaman deneyimlediği şeyler olsa da, ağır travmatik durumlarda kronikleşebiliyor.. Ve en kötüsü de bunun farkına bile varamadan bir ömürü böyle yaşayabiliyoruz. Kendimize yabancı, hayata parçalı bakarak devam ediyoruz, otomatik pilotta yaşamaya.. Kitap bunun farkındalığını yaşatıyor.. gelelim dissosiyasyonun mantığına..... Travma esnasında ( genelde çocukluk çağı travmalarında) yaşanan travmatik durumdan kendini korumak isteyen zihin ilginç bir savunma mekanizmasına giriyor. Parçalanma.. Yani kendinizi dışarıdan deneyimleyince, hissizleşince, "Bu yaşananlar benim değil, başkasının başına geliyor" gibi bir ilizyon içinde rahatlatıyor zihnimiz kendini... Böylelikle o duruma ve kendimize yabancılaşınca travmanin ağırlığından sıyrılıyoruz. Ama unutulmamalıdır ki, üstünü kapattığımız her şeyin altında kalırız.. biz unuttuk atlattık zannetsek bile, içimizin bir yanı, bir parçası o travma anına sıkışıp kalıyor. O sıkışan parçaları, anlamak görmek, ve hayata parçalı değil de daha bütünsel bakabilmek adına çok güzel ve faydalı kitap...
Travmaya Bağlı Disosiyasyon ile BaşaçıkmaSuzette Boon · Psikonet Yayınları · 20245 okunma
Puan vermedi·517 syf.··
2026 1. kitabı
Martin Eden’i bitirdiğimde Boğazımda bir düğüm kaldı.Sınıf farkını,aşk uğruna verilen o devasa emeği ve eğitimin bir insanı nasıl dönüştürdüğünü iliklerinize kadar hissediyorsunuz.Azmin sınırı yok bir gemi işçisinin sırf sevdiği kadına layık olabilmek için uykusuz gecelerle,açlıkla savaşarak nasıl bir kişiye dönüştüğünü görmek ilham verici. Martin,sadece bir kadın için değil, bir ideal için dünyayı karşısına alıyor.Ancak zirveye çıktığında gördüğü manzara ikiyüzlülük ve sığlık oluyor.”Başarı” denilen şeyin aslında koca bir ilizyon olabileceğini tokat gibi çarpıyor yüzümüze.Kitabın sonu üzerine saatlerce konuşulabilir Martin’in o büyük trajedisi aslında zekasının ve farkındalığının bir bedeli miydi? Okumanızı şiddetle tavsiye ederim! Martin Eden Jack London
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
9/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2026 22:45
Canıgüz'den yeni bir seri, Örümcek Burgacı bu serinin ilk kitabı. Kitapkafası için verdiği röportajda kısaca bundan bahsetmişti. Örümcek Burgacı, yazarın önceki eserlerine göre daha detaylı, karakter sayısı fazla; bunun yanında yine yer yer eğlenceli ama absürt komedi dozu daha az, göndermeleri ve psikolojik tahlilleri düşündüren, özgün ama yazarın diğer kitaplarından genler taşıyan bir kitap. Tarz olarak Gizli Ajans ya da Kan ve Gül'e; polisiye içeriğiyle Alper Kamu serisine; gerçek-gercek dışı geçişleriyle Tatlı Rüyalar'a benzettiğim bir kitap oldu. Kısaca şöyle özetleyeyim: Paralel bir geçmişte, temsiliyetin olduğu yerde demokrasi olmaz fikriyatıyla ortaya çıkan "hiperdemokrasi", artık halkların kendi kararlarını doğrudan kendisinin verebildiği, insanoğlu medeniyetinin son ve kusursuz yönetim şeklidir! Ya da hiperdemokrasi için anlatılan budur. Hayatı ve yönetimi ilgilendiren tüm kararlar çoğunluğun oyladığı anket sonuçlarına göre verilmektedir. Savaşların önlenmesi ve asayişin temini için asalak veya sisteme faydası olmayan kişilerin sistemden uzaklaştırılması (öldürülmesi), bu yönetim biçiminin en kati kurallarından biridir. Bu kural aslında halkın kendi öz denetimidir, ve karar mekanizmasında yine halkın direkt kendisi vardır. Şöyle ki, halk arasından rastgele seçilip oluşturulan jüri, ilgili kişinin yapıp ettiklerini değerlendirmektedir ve kişinin sisteme/insanlığa yararlı olduğunu düşünürse o kişiye belirli bir süreliğine yaşam vizesi vermektedir. Sisteme katkın yoksa zararın da olamaz! Ancak her şey sistemin isteği gibi değildir; sisteme itiraz eden (güvenmeyen) ve bilime ya da gerçekliğe dayalı yönetim için devrim hazırlığında olan aykırı grup Realistler de vardır... Gerçeklikten kopuş, yozlaşan dil ve hatta insanın bizatihi kendisi, ilizyon olan bir
Örümcek BurgacıAlper Canıgüz · Everest Yayınları · 2025685 okunma
Karamazov Kardeşler
Puan vermedi
Fyodor Mihayloviç Dostoyevsky Karamazov Kardeşler Çeviren: Nihal Yalaza Taluy Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Baskı:24 Fyodor Pavloviç Karamazov ve oğulları Dimitri/Mitya,Alyoşa/Aleksey ve Ivan arasında geçen olaylar anlatılıyor. Fyodor Pavloviç şehvet ve içki düşkünü, ahlâkî ve dini olarak zayıflıklara sahip, orta halli bir ekonomik duruma sahip bir baba.Tabi ne kadar baba denilebilirse.Zira oğullarının hiçbirini adamakıllı yetistirmemiş,sevmemiş ve hatta temel ihtiyaçlarını dahi doğru dürüst karşılamamış.İki karısından 3 oğlu var.Hatta yanında uşak ve aşçı olarak çalışan Smerdyakov'un da onun oğlu olduğuna dair söylentiler de var.Smerdyakov'un annesinin zamanında Smerdyaşa (kokmuş demek) adında bir meczup olduğu ve Fyodor tarafından iğfal edildiği söyleniyor.Ki ne hazindir,Fyodor Smerdyakov tarafından öldürülecektir. Dimitri/Mitra en büyük evlat.Teğmen.O da babası gibi şehvete ve içkiye düşkün olmasına rağmen ahlâki olarak daha iyi özellikleri olduğu söylenebilir.Elbette onun da ahlâkî ve dini zayıflıkları var ancak babasına kıyasla daha ahlaklı.Ekonomik olarak kötü durumda çünkü babası aşağıdaki durum sebebiyle ona gerekli yardım yapmıyor.Katerina ve Gruşenka adlı iki kadın arasında debelenip duruyor.Babasını öldürmekle suçlanacak (ki öldürenin Smerdyakov olmasına rağmen) ve hapse düşüp idamla yargılanacak. Alyoşa en küçük evlat.Yirmili yaşlarında ve kendini Stratez Zohoma adlı bir rahibin manastırına kapatmış ve kendini dine adamaya karar vermişti.Babasının ve abilerinin dini ve ahlaki zayıflıkları onu çok üzüyor.Bundan dolayı kendini manastıra atıyor.Ancak Stratez ölünce (ki onu adeta ruhani bir rehber olarak görüyor) manastır dışına çıkmaya karar veriyor.Alyoşa iyi yürekli, Tanrıya sıkı sıkıya bağlı,prensipleri olan ve ahlâkî hassasiyeti
Düşünce
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
Reklam
Reklam