illüminati zımbırtısı gibi efsaneye döndüm
PARAPSİKOLOJİNİN YENİ ADI: PSİKOTRONİK...
(...) İBDA’nın KENDİNDEN ZUHUR prensibinin bir yönü, nasıl kişide mevcud gizli potansiyellerin en ileri seviyede geliştirilmesine dairse, bir diğer ifâdeyle nasıl kişinin doğarken kendisiyle birlikte getirdiği tohumun meyve verici bir ağaç hâlinde inkişâfı hedeflenmişse, TELEGRAM’cı dünya hâkimlerinin kendileri ve sadık kulları için istediği de “bir bakıma” bu çerçevededir. Ne var ki onların dileği “herkes”in iyiliği veya gelişimi değildir. Sadece “seçilmiş” yarı-tanrılar olarak gördükleri nefsleri ve “asil soyları” için bunu istemekte, kırıntısını “ödül” olarak uşaklarına dağıtmayı öngörmekte, bunların dışında kalan herkesi ise ya zihni yönlendirilmiş birer MANKURT olarak istihdam etmeyi veyahud da fazlalık görüp tasfiye etmeyi hedeflemektedirler. İşte bu amacın gerçekleşmesi için akademinin bildik MATERYALİST AKILCI kalıblarıyla yetinmemekte, kendilerinin insanlığın ilk günden bugüne sahib olduğu gizli açık bütün ilim, beceri ve tekniklerin “sırlarına” vâkıf olmak zorunda “seçkinler” olduklarına yönelik inanç ve kibirleriyle, GİZLİ İLİMLER, MİTOLOJİLER, SIRADIŞI KABİLİYETLER, ALTERNATİF ENERJİLER, TÜM DÜNYA DİNLERİNDE RASTLANAGELMİŞ OLAĞANÜSTÜLÜKLER üzerinde de olanca ciddiyetleriyle yoğunlaşmaktadırlar. Salih Mirzabeyoğlu’nun ifâdesiyle, “MATERYALİST MİSTİK” bu yeni yaklaşımı kucaklamaktan zerrece çekinmemektedirler. __Tüm bu araştırmalarının vardığı nokta ise, aşkın ve kendilerine hâkim bir yaratıcı fikri olmayıp yahud bundan ziyâde, aslında kendilerinin “ilâhî varlıklar” oldukları; diğer bir deyişle, alelâde kalabalıklardan farklı olarak, içlerindeki “ilâhî” enerji, bilgi ve potansiyelle irtibat kurabilen “yüksek şahsiyetler” olduklarıdır. Keyiflerince yorumladıkları birtakım PARÇA unsurlara sıkça başvursalar bile, BÜTÜN olarak “müesseseleşmiş din-örgütlü
Telegram
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
SİYONİZM ve KRİPTOKRASİ...
(...)1978 yılında kaleme aldığı “Operation Mind Control: Our Secret Government’s War Against Its Own People – Zihin Kontrol Operasyonu: Gizli Hükümetimizin Kendi Halkına Karşı Savaşı” adlı kitabla bir çığır açan ve Amerikan hükümetini de yöneten ama kendileri ön plânda gözükmeyen “gizli” seçkinlerin “zihin kontrolü” projelerini ifşâ eden Walter Bowart’ın kullandığı bir kavram dikkat çekicidir: KRİPTOKRASİ. Kriptokrasi yâni “gizlilik idaresi” tesbiti, bugün çoğu devletler kadar, dünyanın da gerçekte hangi “rejim”le yönetildiğini sergilemesi bakımından bizce çok önemli. Bu “gizli” seçkinlerin kimliği, niteliği ve nasıl iş gördükleri, bugün tüm dünyada artık çok iyi bilinen bir gerçek. Kimilerinin “İlluminati”, kimilerinin “Tek Dünyacı Elit”, kimilerinin “300’ler Komitesi”, kimilerinin “13 Siyonist Mason Aile” dediği bu gizli dünya hâkimlerini Üstad Necip Fazıl Kısakürek, hem de daha 1940’lardan başlayarak “BEYNELMİLEL YAHUDİLİK” olarak ilân etmiş, dış çember ve maske olarak o geniş masonluğu kullanan fakat çok gizli bir iç çemberde kendi “dünya imparatorluğu”nun entrikalarını hazırlayıp her yerde fiiliyata döken VATANSIZ “Siyonist” çekirdeğe dikkat çekmiştir. Üstelik, İsrail’in bir “görüntü” olduğunu, aynı şekilde -Henry Ford’un yazdıklarını tasdik ederek- ABD’yi de bir “üs” olarak kullandıklarını, ama asıl tüm dünyaya kök salan ve tüm dünyayı yöneten bu “gizli” çekirdeğe dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kimilerinin daha yeni farkettiği “İlluminati” denilen oluşuma da -adını ve kurucusunun ismini vererek!- yine 1940’larda atıf yapmıştır. Üstad’ın Büyük Doğu’larda müstear isimlerle yayınladığı yazılar derlenerek hazırlanmış Yahudilik - Masonluk - Dönmelik __adlı eser, bu bakımdan çok dikkatle okunması gereken bir hazinedir ki, bir fikir vermek için biz yalnızca birkaç kısa iktibasla
Telegram
Kapak ve içerik
Konuların ilişkisi ve kapakların tasarımı dikkatimi çekti. Benzerlik tesadüf mü acaba? İşte bunlar hep illuminati! Hayli Duyarlı Kişi - Elaine Aron Affedersiniz İçedönük - Gözde Attila
Kişisel Gelişim
Dan Brown Melekler ve Şeytanlar Her şey, Harvard’lı sembol uzmanı Robert Langdon’ın gizemli bir cinayetle çağrılmasıyla başlıyor. Göğsüne yakılmış bir ambigram, yüzyıllar öncesinden gelen bir sır ve adı bile fısıltıyla anılan Illuminati… Derken kendimizi Vatikan’da, papanın seçileceği kritik saatlerde, zamana karşı işleyen bir bombanın gölgesinde buluyoruz. Ama bu sadece bir kovalamaca hikâyesi değil. Kitap boyunca bilim ve din arasındaki o ince, hassas çizgide yürüyorsunuz. Parçacık fiziği, antimadde, gizli geçitler, sanat eserlerine saklanmış ipuçları… Roma sokaklarında ve kiliselerin içinde adım adım ilerlerken hem tarih dersi alıyor hem de kalp atışlarınız hızlanıyor. En çok sevdiğim şey şu oldu: Her bölüm minicik ama sonu öyle bir yerde bitiyor ki “tamam şimdi kapatıyorum” deyip bir 50 sayfa daha okuyorsunuz. 😅 Tempo asla düşmüyor. Bence kitabın asıl gücü şu soruda saklı: İnsanlık için daha tehlikeli olan ne? Körü körüne inanmak mı, yoksa bilimi kontrolsüzce zorlamak mı? Gerilim, tarih, semboller ve zekice kurgulanmış sürprizler… Eğer soluksuz bir macera arıyorsanız bu kitap tam anlamıyla efsane. 🔥
1000Kitap
Gizli örgütler :D
Aramın iyi olduğu bazı arkadaşların beni takipten çıkıp engellediğini gördüğümde anlam veremezdim. Sonraları öğrendim ki burada gizli bir gruplaşma varmış ve insanların hakkında olur olmaz ithamlarda bulunarak takipten çıkarttırıp engelletiyorlarmış. Olum işiniz gücünüz mü yok. İlluminati misiniz, mason locası falan mısınız? Ne yapıyorsunuz her ayın 15’inde toplanıp birbirinizin kanını falan mı içiyorsunuz? Şurada iki paylaşım yapıp keyfimize bakıyoruz. Kitabını okuyan okuyor. Kimsenin ağzının tadını kaçırmayın.