Freud'un iman teorisi, kendi psikoloji teorisine dayanmaktadır. Ona göre, bebekken çaresizliğimiz karşısında hissettiğimiz kaygı, “kişiyi dini inanca iten temel hissiyattır." Leonardo da Vinci üzerine 1910'da yayımlanan bir makalesinde ortaya koyduğu gibi, “biyolojik olarak konuşursak, dindarlık insan yavrusunun uzun süredir devam eden çaresizliğine ve yardıma olan ihtiyacına dayanır. Freud (eleştirileri bir an için bir kenara bırakırsak) çocukluk deneyimlerinin yetişkin duygusal yaşamı üzerindeki derin etkisini keşfetmişti ve “birçok insanın [ebeveyn] sevgisini kaybetme korkusunu aşamadığını; asla başka insanların sevgisinden yeterince bağımsız olamadıklarını ve bu açıdan bebeklik davranışlarını sürdürdüklerini” ileri sürmüştü. Freud, etkili bir dinin “gelişimsel tehlike durumları yetişkin yaşamında tekrarlanıp travmaya dönüştüğünde, bu durumların uyandırdığı regresif kaygının üstesinden gelme konusunda inanan kişiye yardımcı olduğunu” düşünmüştür. “Dine duyulan ihtiyacın kökleri ebeveyn kompleksindedir; Her şeye gücü yeten, adil Tanrı ve şefkatli Doğa, bize anne ve babanın yüceleştirilmiş halleri olarak görünür.”
Bu demek değildir ki aynı değerleri paylaştığınız insanlarla işbirliği yapmayın, dayanışmayın. Bu ayrı bir konu. Ben iman gerçeğinden bahsediyorum. İman
Resûl-i Ekrem (s.a.s)'in hayatı, Kurân-ı Kerim gibi her dem taze ve canlı olup, insanlık için rehberdir. Dolayısıyla Kurân-ı Kerîm'in esaslarını daha iyi anlayabilmek için yeni tefsir çalışmalarına ihtiyaç olduğu gibi âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber (s.a.s)'in tüm insanlık için ibretlerle dolu olan hayatını gereği gibi ortaya koyabilmek gayesiyle de yeni Siyer-i Nebî çalışmalarına ihtiyaç vardır. Resûl-i Müctebā (as.)'nın ve onun yetiştirdiği örnek neslin (ashâb-ı kiramın) iman, ibadet, ahlâk ve davranış değerlerinin doğru bilgilerle ortaya konulması, hiç kuşkusuz tüm Müslümanlar için bir rahmettir; zira insanlığı imanda tahkike, ibadette samimiyete, ahlâkta güzelliğe, insan ilişkilerinde özlenen zarafet ve nezakette kemâle eriştirecek yol oradan geçmektedir. Evet... Dünya üzerindeki tüm Müslümanların ve hatta tüm insanlığın günümüzde Hz. Peygamber (s.a.s)'in hayatını-Siyer-i Nebî'yi öğrenmeye, anlamaya ve tefekküre her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğunda hiç şüphe yoktur. I-17/18
"Allah'ın varlığını bilimle ispat ettikleri gün, ben imanımı kaybederim çünkü imandan inanca düşmüş olurum. İnanç, imana giden yollardan biridir belki ama iman bu meselenin zirvesidir."