Senelerim böyle geçti. Bütün o süre boyunca kabuğumu kırmayı beklediğimi söylemek isterdim ama korkarım zamanın sonuna dek bütün o kör acılardan başka bir şey olmayacağına inanarak akıntıyla sürüklenip durdum.
Akakiy Akakiyeviç toprağa verildi ve
Petersburg onsuz kaldı; sanki bu kentte böyle biri hiç var olmamıştı. Davasına kimsenin sahip çıkmadığı, kimsenin yakınlık göstermediği, bir iğnenin ucuna yerleştirdiği sıradan bir sineği bile alıp mikroskop altında incelemeyi ihmal etmeyen doğa bilimleri uzmanlarının dahi dikkatini çekmeyen
bir yaratık, ömrünün son günlerinde de olsa palto biçimine bürünmüş ışıl ışıl bir misafir tarafından ziyaret edilmiş,
yoksulluk içinde geçen kasvetli yaşamı bir an için bile olsa renklenmiş, sonra da çarların ve dünyadaki diğer tüm hükümdarların üzerine çöken felaket onun da karşısında belirmiş, yıllarca dairedeki arkadaşlarının acımasız alaylarına sabırla katlanan
Akakiy Akakiyeviç
bir hiç uğruna bu dünyadan
sessizce
göçüp gitmişti
Hayır ihtiyar bana yalnızca çocuk masalları anlatıp durdun yıllarca.. Konuşan taşlardan bahsettin... Toprağı seven, ama aynı zamanda onu yıpratan sudan... Bir ruh olduğunu öne sürdüğün cansız varlıklardan... Büyüden, kocakarı ilaçlarından ve tanrıların lanetlerinden.. Artık sana inanmıyorum, ihtiyar!