“Burada da yer gök yılan.”
Sayfa 19·Kitabı okuyor
"Ağa gidecek ağa gelecek. Her yerde bu böyle."
Sayfa 233·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
O beyaz yüzde kalbe çarpıntı veren ince, pembe dudaklar, (evlenince) şimdi vırıltıyı, dırıltıyı yüksek sanatlar derecesinde çıkartan aksi bir ağız.
Tin Tarihinin Yorulmak Bilmez Kral-Yapanları...
Düşünürün En İçsel Deneyiminden.- Bizim için yeni olan bir önermeyi duyduğumuz ya da bulduğumuz dakikalarda, sadece kendimize kulak kesilir, kendimizi bekleriz pusuda. Belki öyle inatçı, öyle kendi başına buyruk durduğu için orada, gitmez bu yeni önerme hoşumuza: bilincine varmadan sorarız kendimize, ona düşman olarak bir karşıtlık hazırlayalım mı bir kenara diye, ona bir "belki", bir "bazen" ekleyebilir miyiz diye; "herhalde" sözcüğü bile, koşulsuz olanın kişisel olarak can sıkıcı tiranlığını yıktığı için hoşnut kılar bizi. Buna karşılık, söz konusu yeni önerme yumuşak bir biçimde, ince hoşgörülü, alçakgönüllü ve adeta karşı koymanın kollarına atılarak geldiğinde, kendi başına buyrukluğumuzun bir başka sınamasıyla deneriz onu: nasıl? bu zayıf varlığa yardım edemez, onu okşayıp besleyemez, ona kuvvet ve bereket, hatta hakikat ve bizzat mutlaklık veremez miyiz? Ona karşı anne baba gibi ya da himayeci ya da acımayla davranmak mümkün müdür? - Sonra yine burada bir yargı, orada bir başka yargı görürüz, birbirlerinden uzakta, birbirlerini görmeyen, birbirlerine doğru devinmeyen: işte o zaman, burada bir evliliğe önayak olmak, bir çıkarımda bulunmak gerekmez mi? düşüncesi kemirmeye başlar içimizi, bu çıkarımdan bir ürün çıkması durumunda, bunun sadece evlilik yoluyla birleşen iki yargıyı değil, onları evlendireni de onurlandıracağı önduygusuyla. Ancak o düşünceye ne karşı koyma ve kötülüğünü isteme, ne de iyiliğini isteme yoluyla bir şey yapılamazsa (onun doğru olduğu kabul ediliyorsa) o zaman boyun eğilir ve bir önder ve bir komutan olarak bağlılık yemini edilir ona, başköşeye oturtulur ve ihtişamla ve gururla söz edilir kendisinden: çünkü onun parıltısıyla kişi de pırıldar. Onu karanlıklaştırmak isteyenin vay haline; meğerki günün birinde bizzat kendisi kuşkulu
Hırslı, doymaz insanlar, gözlerini toprak doyursun.
Bir büyük boşluktayız. Evet; bakın bu velînin ince noktasına: Eşyanın gölgesi bile yoktur ve o gölgeden bizde kalan son mâna, son his "Allah"'tır!
Sayfa 158 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı