Şimdilerde sen yeryüzünün taptaze bir süsü gibi Boşanırken Ve can havliyle öfkenin ince çizgisinde Dengede dururken Vadilerin ötesindeki yeşillik kızılca bir kan kaplar ki Goncaların birbirine eş dört yaprağında Bilenmiş kurşunlar Hem sefaletin hem de yokluğa yiten acının deryasında Bitmez, Dinmez ahlaksızca bir kötülenmenin Pintice bitirilecek kendi sonunu yaklaştırır insana.
Şiir
Tümdengelim çizgiler
Mesele geçen zaman değil o zamanın içindeki ufkum, bir zamanlar hiç görmediğim insanın içimde kelebekler uçurtması. Onu görmek belki de çok absürt oldu. Bakın görmek diyorum. Bakmak da diyebilirdim ama zaten her zaman baktığım bir şeydi. Sahi bakmak ve görmek tamamen birbirinden farklı mefhumlar. Bazen ince çizgiler olur sadece iki kişinin hissettiği, hatta sadece bir odanın içindekilerin hissettiği bu adeta tümdengelimleşir. İşte o, o çizgiye bakıyor ama başka çizgileri görüyor. Bana ait olmayan patikalı çizgiler. Belki diyorum daha erkenden görsek, görüşsek neler olurdu? Neyse olan oldu, olacak ve olmaya devam edecek...
Dayanışma ve esneklik — amfibi varoluşun bu potansiyeli gerçek, ama bir ön koşula bağlı: o akışkanlığı bilinçli yaşamak. Kendi çözülme korkusunu tanıyan, ona isim koyabilen insan, başkasının aynı
Felsefe
Bismillah...❤️ Tevhidin en ince sırrı, sebepleri görmek ama tesiri yalnız Allah’tan bilmektir. İman olgunlaştıkça göz sebeplere değil, sebepleri yaratan Kudret’e çevrilir. Ne şerri düşmandan, ne de hayrı dosttan bil! Sebep, onlar olsa da, hepsini Allahtan bilmek, imanın kemâli ve tevekkülün ta kendisidir. Çünkü ok da yay da O’nun elinde. Dost bir iyilikle gelirse, Allah’ın rahmeti o ele vesile kılınmıştır. Düşman bir şerle dokunursa, Allah’ın imtihanı o dilde zuhur etmiştir. Gözü sebeplerde takılı kalan yorulur; gözü Müsebbib’de olan huzur bulur. Perdeye değil, perdeyi tutan Kudret’e bak. Böylece ne gelen hayırda şımarırsın, ne gelen şerde yıkılırsın. Kalp bunu idrak edince, hem şükrün hem sabrın aynı kaynaktan aktığını anlar. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
Son sözümsüm sen
Dertli sazım, ince sızım, Kalpte közüm, canda özüm, Bir değil, iki gözüm, Son sözümsün, son sözümsün sen. Varı boşver, yokta bile, Gönlümdeki aşkı dile, Bahar değil, kışta bile, Son sözümsün, son sözümsün sen. Güneş battı, çöktü gece, Söylüyorum hece hece, Roman değil, masal bence, Son sözümsün, son sözümsün sen.
Gülerek yaşadığınız anları ağlayarak hatırladığınızda anı, ağlayarak yaşadığınız anları gülerek anlattığınızda ise geçmiş olur. İnce ama derin bir çizgidir ikisi arasındaki mesele.