• Bugün tesadüf eseri gördüm de , GİZLİ DOSYALARDAN nam'ı diğer X-FILES' dan ,ex FBI AJANI bir UFOLOJİST kardeşimiz benim Zeytindağı incelememe gönderme yapmış .. (Sinsi işi sevmem .. o yüzden spesifik ayrıntı vereyim dedim kimliğine dair ..) Demiş ki tarih ile ilgili inceleme yapanlar , daha dikkatli olsunlar , kafadan sallama ya da yalan yanlış kaynaklardan alıntı yapıp bulandırmasınlar ortalığı ..ŞEHİT SAYISI ÜZERİNDEN VATAN MİLLET SAKARYA EDEBİYATI YAPMAYIN falan fistan .. bu incelemeler bu kadar okunuyorsa ya okunmuyordur ya da beğene basılıp geçiliyordur .. Ben de açıklama gereği duydum bu yazıyı kaleme aldım ..

    Şu yazdıklarımın ,incelemelerimin beğenilip beğenilmemesi ile HİÇ ALAKASI YOK .. isterse tek kişi beğenmesin .. Yine paylaşırım .. Benim "İŞ" imin ne olduğunu burada beni takip eden neredeyse herkes biliyor..

    birincisi , ben orada sayıları yuvarladım .. Bunu da açık açık söylerim.. hiç gocunmam da .. verdiğim sayılar gayet yuvarlak .. okuyanlar göreceklerdir ..

    ikincisi itiraz edip uyaran olursa o rakamları değiştirmesini de bilirim .. yazım yanlışı , imla , noktalama vs de buna dahil .. yalnız bu rakamlar üzerinde bugüne dek mutabık kalınamamış .. o yüzden kaynak gösterecek arkadaşlar kaynaklarını iyi seçip gelsinler ..

    üçüncüsü , incelemeyi eleştirip ordaki "TEKNİK" (bilen biliyor konunun ne olduğunu...ben ve teknik zohahaha ) ayrıntısına takılan UFOSEVER kardeşimizin hiç okumadan ya da okuyup anlamadan belirttiği gibi orada amaç şehit sayısı üzerinden ajitasyon yapmak değil hangi koşullarda kimlerin nasıl savaştığını sizlere anlatmaktı.. okursanız sizler de göreceksiniz ..

    30 ağustoslarda , 23 nisanlarda falih rıfkı atay kitaplarından alıntı yapmak olmadı benim amacım burada..hiç gerekte duymam , duymadım da .. TIPKI METALLICA - ONE klibinin Metallica 'nın ilk klibi olduğunu ve dalton trumbonun kitabından uyarlanan filminden kareler içerdiğini öğrenmek için wikipediaya bakma ihtiyacı hissetmediğim gibi .. sene 90 idi .. kabaca ve "YUVARLAK" HESAP 25 SENE GEÇMİŞ .. Nasıl diyorlar FBI ' da ..

    "The truth is out there..."

    FBI SOĞAN EKMEK DAĞITMAYA MI BAŞLADI sodexo yerine bilemicem.. Evet Roswell 1947 hadisesi sizin için bir Kerbela ' dır .. Ama ufon düştüyse başka yerde ağla ...
  • Tiyatro resim roman konusunda eleştirisel yaklaşım. İlğinize var ise tavsiye olunur. Çeşitli incelemeler mevcut. Meraklısına duyuru olsun. Sanatsal eleştiri
  • Bugün itibariyle 1.yilimi doldurmaktayim.Çok garip biraz da buruk bir his kaplıyor nedense yüreğimi.Çok şey yazmak isteyip de aynı anda hiçbir şey yazmama isteğiyle dolu içim.Yine de an'larin hatırı üzerimde kalmasın diye bugünkü tarihe müsaadenizle şerh düşmek istiyorum.

    Hafizami yoklayip geriye doğru sardığımda günleri 1k'nin bana kattıkları hiç şüphesiz tartışılmaz.Kitap okumayı seviyordum ancak bu platform sayesinde daha bilinçli bir okuma yaparak yol haritamı cizmis oldum.En azından nasıl bir güzergah izleyeceğim konusunda yol emniyetimi sağlama noktasında fikir edinmiş oldum.Bu bana göre önemli bir mevzu hani şairin dediği gibi "zaman kısa,yol uzun,ben yorgunum" misali :)) vakit kısa
    ,okunacak kitap sayısı çok kendime iyilik etmek istiyorsam şayet; en değerli vaktimi yanlış kitaplarla israf ederek zamanımı heba etmek istemiyorum.Yine de derin okuma boyutuna gecemedim henüz.Nitelikli okurlar var okudugunun hakkını veren.Gercekten gerek yorumlar gerekse incelemeler sayesinde zihnimde temeli cok da sağlam olmasa bile bir inşaat oluşmaya basladi heybemde biriktirdiklerimle. Bilenler bilir siteye kayıt olduğumdan beri buradaki okuduklarimi sadece okuma ceteleme eklemek istedim.Unutkanim yenilenmek ve tazelenmek için önemli bir fırsat oldu benim için.

    Okumanın yanı sıra yazmak,kendimi ,hislerimi ifade etmek noktasında da sitenin önemli bir katkısı oldu.Yazmaya cesaret kazandım bir nevi.Kalbimin kapilarini actim yani misafir ettim sizi bazen gonulden :)) Cünkü okumuş olduğumuz her bir kelime eğer dikkatimizi verirsek; biz farkında olmasak bile bilincimizde veya kalbimizde bir şekilde tohum olarak saklı güzellikleri bünyesinde barindirarak zamanı geldiğinde çok farklı şekillerde meyvesini vererek tezahür edecektir.Buna inandım ve bir şekilde yazmak noktasında ,inceleme ise şayet adı ne derseniz bilemiyorum o noktada azmetmek istedim.Profesyonel degilim kesinlikle.Ama edebihayat'ı seviyorum.Edebiyat demedim dikkat ederseniz edebihayat çünkü okuduklarimi adeta yaşayan birisi olduğum için 'yasama ve gönüllere dokunmak ' en büyük mutlulugum.Hislerini kaybetmiş bir dünyada duygulara biraz da söz hakkı vermek istedim çok mu ?

    Bundan dolayı yazmak eylemine de ayrı bir ehemmiyet verdim.Okuduklarim uçmasın ,gönlümde demlensin diye.Ancak son zamanlarda bu isteğim de azaldı.Yazmayi azalttim yani bilincli olarak.Beklentiler de yoruyor insanı galiba.Bu şekilde kafam daha rahatmis onu fark ettim.

    Şiir okuma alışkanlığım yoktu buradaki şiirsever kitap dostları vesilesiyle tabiki şiir okudukça ayrı bir iştahım arttı.Sayelerinde şiir okuma alışkanlığı kazandım.Ve gerçekten de kalbimin gidasiz kaldığını hissettiğim anda bir koşu gidip dizelere tutunmak, yüreğimin dehlizlerine beraber kulaç atmak muhteşem bir duygu.İyi ki şiirler var kalbinizin en gizli siginaklarina sahit olup;sessiz ve dilsiz çok güzel tercümanlık yapıyorlar.Savurup dagitmiyorlar sizi bilakis derleyip toparliyorlar,iyilestiriyorlar..
    Hmm..bir de İzdiham var tabiki.O da en başta Ferman Bey ve izdihamistler :) vesilesiyle oldu.Minnettarim.Neydi kalbi olana zormuş yaşamak ? :)) Buradan çıkıyorum girince içerisine çıkmak zor biliyorsunuz.Bu konuda uzuunca fikirlerime sahitsiniz zaten.

    Erhan Bey vesilesiyle gerçekten emekleri çok üzerimizde,
    çabalari ortada.Sitede gercek manada kıymetinin bilinmesi önde gelen isimlerden.Belki farklı isimler de vardır ancak Erhan Bey birikimlerini paylaşma noktasında cömert bir insan.Verici yani.Her ne kadar tembel bir öğrenci olsam da :)) Sayesinde öykü denen bir türden aynel yakin haberim oldu.Neden öyle söylüyorum çünkü uzak bir türdü benim için.Daha doğru bir ifadeyle tanimiyordum.Gayretiyle öykü ve öykücülere başlangıç dahi olsa bir merhaba diyebildim.Yazmaya heveslendirdi şahsen beni.Biliyorum bu konuda zerre kabiliyetim yok ama emeklerini gördükçe vaktimi ayirmak istedim.En önemlisi sevdim öykü türünü.Yasamla iç içe çünkü.Hayata ve insanlara karşı daha farklı bir gözlem yeteneği kazandığımi düşünüyorum artı bir özellik olarak.

    Rengarenk bir aile burası kitap dostları.Mavisi de mevcut ,pembesi ,moru da...Siyahı da var tabiki.Bazen çok sivri,keskin,gönüllere paldır küldür girip kanatan üsluplarla karşılaşınca üzüldüm tabiki.Ancak herkes kendisine yakışanı yapıyor bunu da unutmamak gerekir.Bazen yorumlarda öyle cümleler görüyorum ki ben utanıyorum başkalarının yerine.Bir gönlü incitmek bu kadar ucuz olmamalı arkadaslar.Sanal alem diye görmüyoruz bilmiyoruz diye har vurup harman savurmak , yakıp yıkmak karakterinize ayrı bir anlam katmiyor emin olun.Sizi daha bir farkli gostermiyor yani.Olanı daha bir öne cikariyor.Sadece ikiyüzlülüğünüzü biraz daha kuvvetlendiriyor.Mevcut karakterinize netlik katarak kimliğinizi daha bir görünür hale getiriyor.Kelimeler mananın taşıyıcısı değil midir netice de.Yüregimizden geçenlere dilimiz sadece tercümanlık yapıyor unutmayalım.Kirliyse yüreğimiz berrak bir hitabet zaten olmaz!

    Dedim ya rengarenk diye.Guvenimi ve samimiyetimi kaybettiğim,insanlarla arama mesafe koyduğum belki de uzaklaştığım anlar da oldu.Hatta siteye karşı bir soğukluk.İctenlik benim için çok önemli bir duygu arkadaşlar.Özü sözü bir olmak ,şeffaf olmak yani.Bazi arkadaşlarla aramıza mesafe girdi ancak rahat olsunlar benden yana bu sadece etki- tepki meselesi.Samimiyetsizligi kelimeler üzerinden bile olsa fark eden hassas bir alıcıya sahibim.Benim de istemeden bile olsa kırdığım arkadaşlar varsa özür diliyorum gerçekten bilin ki istemeden oldu.Ama arkadaşlar şunu unutmayalım bir hayatın içinde binbir hayat yaşayan ,bambaşka imtihanlarla meşgul olan kitap dostlarımız var.Herkes her şeyi elbette ki bilmiyor."Bizim birbirimizi yargılamaya değil ,anlamaya ihtiyacımız var."Anlasilmak da değil mesele inanın saygı sadece saygı duyulsun en büyük iyilik bu zannediyorum.

    Bizim parçalamaya değil zaten imtihanlarimizda bölük pörçük olmuşuz tamamlamaya ihtiyacımız var.Fikirler yönüyle zengin bir hazine burası.Herkesten alacagimiz bir yön muhakkak vardır.Birbirimize 'katkı' sağlayarak cogalacagimiz,muhabbette ittifak edeceğimiz yönler vardır muhakkak.Bundan dolayı bir dizide geçtiği gibi "Farklılık kötü bir şey değil ,alışkın olmadığınızdır" diye bizim zihin konforumuza aykırılık teşkil ediyor diye gerek fikirler gerekse özel gereksinimler yönüyle kimseyi itmeye ,dişlamaya hakkımız yok.Fikirlere açık olmak gerekiyor arkadaşlar bir psikoloğun dediği gibi daha önce de paylasmistim " aynı düşüncedeki insanlar ruhunuza,farklı düşüncedeki kişiler zihninize iyi gelir" diye bunu düstur edinebiliriz .Bizim birbirimizi itmeye değil ,sımsıkı tutmaya ihtiyacimiz var .

    Bana kizmayin arkadaşlar madem kitap dostuyuz bu serzenislerim inanin en başta kendi nefsime..Demek ki rahatsız olmuşum ki kalbimin sızlanması ondan.Bir de okuyup da değer veren arkadaslara ortak bir mesajım olsun sağ olun hediye noktasında çok dusuncelisiniz ancak prensip olarak kabul edemiyorum.Lutfen bu kararima saygı duyulsun arkadaslar😪Bu arada gerçekten takip etme noktasında kitap dostlarini buradaki amaçlarını asmadiklari müddetçe herhangi bir elemeye tabi tutmuyorum.Beni takibe deger gorduyseniz ayrica tesekkur ederim.Ancak edebiyat alaninda cok yeniyim,acemiyim yani bilginiz olsun.Cok takipcim olsun diye de bir derdim yok.Ancak gönül ister ki herkesin fikirlerine misafir olayım ama yetişemiyorum arkadaşlar.Bir de uzuldugum takip edip edip sonra takipten cikarak kendisine kişi kazandırdığını düsünen egosunu tatmin eden arkadaslar inanin fark ediliyorsunuz.Bunun icin ozel bir çaba harcamadim.Bir vesileyle sayfalarina bir girdim, karsima çıktı yani. Haber vereyim eger vakit bulursam cikacagim onlari takipten :)) Zaten karar aldım kendimce çok fazla girmeyecegim çok da inceleme vs.yapmayi düşünmüyorum.Gerektigi kadar ,değeri kadar.En güzeli sonra kendim üzülüyorum.Ancak alintisini tekrardan paylaştıgim için engellemeler veya ideolojimden dolayı akreditasyona maruz kalmak üzücü yani arkadaşlar.Hayir sadece anlamlandiramiyorum.Okuyan insana yakistiramiyorum..Kelama yasak konulması acizligi !

    Son olarak çok değerli dostlar tanıdım 20-25 kişi ...Tek tek isimlerini yazmak isterdim ama unutacağım isim çıkarsa diye tedirginim.Birisi var ki cok özel.Zaten biliyorsunuz.Sitede bu tarz güzel dostluklar da biriktirebilirsiniz yani.Sahsen benim bile ümidim yoktu ama oldu yani :))Ama suradan cikarimda bulunabilirsiniz bence kiminle gönüllü olarak etkileşimde bulunuyorsam bir şekilde o insan ve de fikirleri benim için değerlidir.Samimiyeti ve karakteri yönüyle taktir ediyorum zaten bazı arkadaşları.İyi ki varsiniz.İnanin burasi da sizinle guzel.Cekilmiyor yoksa baska türlü.İnsan insanin sozunde dinlenirmis ya bazen bir söz,bir dokunus,bir hasbihal iyi gelebiliyor emin olun.Yazarin dediği gibi; Bizi kendimizden gecirecek olana değil,kendimize getirecek olana ihtiyacimiz var.Bizi iyileştirecek olana, hatırlatacak olana,derleyip toplayacak olana ihtiyacımız var be arkadaşlar.

    Not: Biraz uzun oldu ama farkında değilim.Hakkinizi helal edin.İçimden geçenleri dillendirmek istedim sadece.
  • İncelemelerinizi farklı yerlerden satır satır, kopyalayıp yine onları karıştırarak inceleme diye okumamız için paylaşmayınız lütfen. Rica ediyorum lütfen!..

    Bu tarz incelemelerin okur tarafından kaldırılmaması durumunda yönetime bildireceğimi belirtmek isterim. İncelemelerinizi mümkün ise kitabı bitirdikten sonra yapınız lütfen, zira bitirilmeden önce yapılan incelemeyi anlayacak zekaya sahip değilim(!).
  • Okuduğumu sindirdim öyle geldim :)

    Bu kitap için o kadar güzel incelemeler o kadar tastamam yazımlar okudum ki ne yazsam eksik kalacak sanki. Hakkını veremeyecekmişim gibi hissediyorum. Bir iki kelam edip çekileyim en iyisi :)

    Tezer Özlü’den okumaya geç kaldığım nasıl oldu da gözümden kaçırdım dediğim eseri Yaşamın Ucuna Yolculuk.
    Öncelikle muhteşem. Harikulade. Tezer Özlü için ne yazsam eksik kalacak diyorum ya işte, tanımlayamıyorum. Ne zaman okusam paragrafları cümlelere, cümleleri kelimelere ayırıp uzun uzun düşünüyorum. Tezer’i seviyorum çünkü gri seviyorum. Acıyı böyle sade böyle güzel yaşamayı seviyorum.
    Varoluşçu bir yazar kendisi. Kafka gibi, Pavese gibi hayatta en çok değer verdiği yazarların izini süren bir kadın. Burjuva olması onu belki de hep rahatsız etmiş ve kendini dizginleyememiş bir ruh. Anormal demek doğru değil. Asıl olması gereken bu diyerek yaşamış hayatını.
    Bu kadını anlatmak benim harcım değil o yüzden kitaptan şöyle bir alıntı koyuyorum


    “İnsan ilişkilerini değiştirmek için yaşıyorum. Hiçbir şeyin değişmeyeceği umutsuzluğuna kapıldığım kısa anlar kadar korkunç ve umutsuz anlar tanımıyorum.
    Değişecek. Dünya küresinin dağları, denizleri, okyanusları, gölleri, ovaları, bozkır ve çölleri, nehir yatakları, buzulları, kent ve köyleri nasıl değişiyorsa, insan ilişkileri de değişecek. İnsandan, içgüdüleri ile bağdaşmayan uğraşların beklenmediği bir dönem de olacak. Kurallar doğrultusundaki bir yaşam yalnız ve yalnız durgunluktur.”


    Kitaba gelecek olursak yukarıda da bahsettiğim gibi hayatta en çok değer verdiği yazarların izini sürmeye çıktığı yolculuğu aktarıyor bize. Şöyle bir paylaşım okumuştum onun için “Dayanılmaz yalnızlıklara dayanamayarak eski zaman ölü yalnızları ile yalnızlığı gidermeye çalışmak” bence kitabın en güzel özeti bu olsa gerek.
    En güzel kısmı da kafka'nın mezarı ve evini ziyaret ettiği yolculuğunu anlattığı kısım. İç karartıcı ama bir o kadar da gerçek bir anlatı.

    Tezer Özlü de defalarca okunsa her defasında ayrı tat alacağınız ayrı cümleden vurulacağınız yazarlardan biri işte :) bir kaç alıntı bırakıp gidiyorum ben.

    Naçizane tavsiyem depresyondayım okuyayım da ciğerlerimi 85 parçaya ayırayım kalbim fındık tanesi kadar olacak şekilde sıkışsın büzüşsün demeyin. İntihara sürükler mazallah


    “Hiçbir yönüm yok. Hiçbir cadde yön değil. Önümde yüksek sokak lambaları. Gerimde yüksek sokak lambaları. Üzerimde gökyüzü ve gece. Ayaklarım altında asfalt. Onun altında toprak. Çevremde Avrupa. Ben hiçliğin sınırında. Zaman gerek, bir mekan gerek. Tanıdığım bir tek şey gerek. Soyunup, derime dönmem gerek.”

    “Tanrı bana büyük yetenekler vermiş. Bazılarına kanseri vermiş. Kimini budala olarak yaratmış. Kimini daha çocuk yaşta ölüme göndermiş. Tanrı’nın büyüklüğünün nerede olduğu belirsiz. İşte beş bin liret. Castellanzzo Rahibi için. Kendi öykülerini anlatsın, kendi dinlesin. Hiç değilse anlattıklarına kendisinin inandığını umalım.
    Kendinize bakın. Bana gelince, kendimi buz parçası içindeki balık gibi duyuyorum.”
  • Tarih konusunda inceleme yazan insanların daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum. Kafadan sallama veya yalan yanlış kaynaklardan okunan şeylerle bilgi vermeye çalışmayın. İncelemenin tekniğini falan geçtim, bir kere komple verilen şehit sayıları falan yanlış ve bir kişi de çıkıp demiyor ki "Kazandığımız zaferler şehit sayısı artınca yücelmiyor, zaferlerimiz zaten yeterince yüce!" Bilmem kaç kişi de çıkıp bunu beğeniyorsa, bu incelemeler ya hiç okunmuyor direk beğene basılıyor ya da zaten okuyanların da tarihten haberi yok.

    Son olarak Atatürk'ün şu güzel sözünü hatırlayalım: "Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır."
  • Eskimolar bebeklerini nasıl sıcak tutar?
    Ya daaaa Çinliler nasıl bu kadar erken tuvalet eğitimi veriyor?
    Pekiiiii Maya köylüleri çocuklarını nasıl çalıştırıyor?
    ...

    Kitap 11 başlıktan oluşuyor. Her başlıkta farklı bir kültürde öne çıkan çocuk yetiştirmekle alâkalı bir konudan bahsediyor. Her bölümde örnekler, araştırmalar, incelemeler.. yer alıyor.
    Sadece bilgi içeren ders kitabı niteliğinde bir kitap değil.(Gerçekten çok eğlenceli, kahkaha attığım yerler çoğunlukta.)

    Bir kitaba tatlı denir mi bilemiyorum ama çok çok tatlı bir kitap.( Kapağı da öyle.) Hal böyle olunca da okumak için illa ebeveyn olmayı beklemeye ya da ebeveyn olmaya gerek yok:)

    Her kültürdeki ebeveynler çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek isterler. Peki bunun genel geçer bir kuralı, kanunu olabilir mi? Tabiki hayır. Her alanda olduğu gibi çocuk yetiştirmek konusunda da kültürel farklılıklar vardır. Biz asla bir Çinli gibi tuvalet eğitimi veremeyiz ya da Aka Pigmeleri gibi en iyi babalar olamayabiliriz. Ancak diğer kültürleri inceleyip kendimize uyarlayabiliriz hatta uyarlamalıyız.

    Keyifli okumalar:)