Uzun emel seni dünyaya rağbet etmeye ve onu kazanma hırsına sürekler. Bu durumda, "Ne yiyeceğim, ne giyeceğim!" derdiyle uğraşır durursun. Bu düşünce en azından kalbini meşgul, vaktini zayi eder, derdini çoğaltır.
"Ey îmân edenler, mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah'ın zikrinden alıkoymasın! Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrâna uğrayanların tâ kendileridir. Herhangi birinize ölüm gelip de: «Ey Rabbim, beni yakın bir müddete kadar geciktirsen de sadaka versem ve sâlihlerden olsam.>>> demesinden evvel, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden infâk edin! Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi asla tehir etmez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (el-Münafikūn, 9-11) (Tirmizi, Tefsir, 63/3316)
Sayfa 75·Kitabı okudu
Hayata Dair
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Münafikûn Suresi
اِذَا جَٓاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ اِنَّكَ لَرَسُولُ اللّٰهِۢ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِنَّكَ لَرَسُولُهُۜ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَـكَاذِبُونَۚ Münafıklar sana geldiklerinde: “Şahitlik ederiz ki sen Allah’ın Resûlü’sün.” derler. Allah, senin O’nun Resûlü olduğunu pekâlâ bilir. Allah şahitlik eder ki münafıklar gerçekten yalancıdırlar. Münâfikûn 1 اِتَّخَذُٓوا اَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اِنَّهُمْ سَٓاءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ Yeminlerini kalkan edinip Allah’ın yolundan alıkoydular. Hiç şüphesiz, onların yaptıkları ne kötüdür. 2 وَاِذَا رَاَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ اَجْسَامُهُمْۜ وَاِنْ يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْۜ كَاَنَّهُمْ خُشُبٌ مُسَنَّدَةٌۜ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْۜ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْۜ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُۘ اَنّٰى يُؤْفَـكُونَ Onları gördüğünde cüsseleri/kalıpları hoşuna gider. Konuşacak olsalar sözlerini dinlersin. Onlar, (kendi başına ayakta duramayan, meyve vermeyen,) duvara yaslanmış kütük gibidirler. Her çığlığı kendi aleyhlerine sanırlar. (Dış görünüşleriyle cesur, özü sözü bir görünseler de iç dünyalarında korkak ve her şeyden ürken bir yapıları vardır.) Asıl düşman onlardır, onlardan sakın. Allah, onları kahretsin, nasıl da çevriliyorlar? 4 هُمُ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ لَا تُنْفِقُوا عَلٰى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللّٰهِ حَتّٰى يَنْفَضُّواۜ وَلِلّٰهِ خَزَٓائِنُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلٰكِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَا يَفْقَهُونَ “Allah Resûlü’nün yanında bulunanlar için infakta bulunmayın ki dağılıp gitsinler.” diyenler onlardır. Göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar anlamazlar. 7 يَقُولُونَ لَئِنْ رَجَعْنَٓا اِلَى الْمَد۪ينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْاَعَزُّ مِنْهَا الْاَذَلَّۜ وَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِه۪ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَلٰكِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَا
Kötü Huylar
1- Küfr. 2- Cehâlet. 3- Ayblanmak korkusu. [İnsanların kötülemelerine, çekiş-dirmelerine, ayblamalarına üzülüp, hakkı kabûl etmemek.] 4- Övülmeyi sevmek. [Kendini beğenip, övülmeği sevmek.] 5- Bid'at i'tikâd. [Bozuk îmân.] 6- Hevây-ı nefs. [Nefsin isteklerine, lezzetlerine, şehvetlerine tâbi' olmak.] 7- Taklîd ile îmân. [Bilmediği kimseleri taklîd.] 8- Riyâ. [Gösteriş, Âhıret amelleri yaparak dünyâ arzûlarına kavuşmak.] 9- Tûl-i emel. [Zevk ve safâ sürmek için çok yaşamağı istemek.] 10- Tama'. [Dünyâ lezzetlerini harâm yollardan aramak.] 11- Kibr. [Kendisini üstün görmek.] 12- Tezellül. [Aşırı tevâdu'.] 13- Ucb. [Yapdığı iyilikleri, ibâdetleri beğenmek.] 14- Hased. [Kıskanmak, çekememek, ni'metin ondan çık-masını istemek. Ebülleys-i Semerkandî diyor ki, (Üç kimsenin düâsı kabûl olmaz: Harâm yiyenin, gıybet edenin, hased edenin).] 15- Hıkd. [Başkasını aşağı görmek.]
Sayfa 177 - Kötü Huylar·Kitabı okudu
Namaz
Münafikûn Suresi
اِذَا جَٓاءَكَ الْمُنَافِقُونَ قَالُوا نَشْهَدُ اِنَّكَ لَرَسُولُ اللّٰهِۢ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ اِنَّكَ لَرَسُولُهُۜ وَاللّٰهُ يَشْهَدُ اِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَـكَاذِبُونَۚ Münafıklar sana geldikleri zaman: "Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah’ın elçisisin" dediler. Allah da bilir ki sen elbette O’nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder. Münâfikûn 1 هُمُ الَّذ۪ينَ يَقُولُونَ لَا تُنْفِقُوا عَلٰى مَنْ عِنْدَ رَسُولِ اللّٰهِ حَتّٰى يَنْفَضُّواۜ وَلِلّٰهِ خَزَٓائِنُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَلٰكِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَا يَفْقَهُونَ Onlar ki: "Allah’ın Resûlü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler," derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar. 7 يَقُولُونَ لَئِنْ رَجَعْنَٓا اِلَى الْمَد۪ينَةِ لَيُخْرِجَنَّ الْاَعَزُّ مِنْهَا الْاَذَلَّۜ وَلِلّٰهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِه۪ وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَلٰكِنَّ الْمُنَافِق۪ينَ لَا يَعْلَمُونَ۟ Derler ki, "Andolsun, Medine’ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp-çıkaracaktır." Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah’ın, O’nun Resûlü’nün ve mü’minlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar. 8 يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُلْهِكُمْ اَمْوَالُكُمْ وَلَٓا اَوْلَادُكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ Ey iman edenler, ne mallarınız, ne çocuklarınız sizi Allah’ı zikretmekten ’tutkuya kaptırarak-alıkoymasın’; kim böyle yaparsa, artık onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir. 9 وَاَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ اَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَٓا اَخَّرْتَـن۪ٓي اِلٰٓى اَجَلٍ قَر۪يبٍۙ فَاَصَّدَّقَ وَاَكُنْ مِنَ الصَّالِح۪ينَ Sizden birinize ölüm gelip de:
çok sevişmekten başım dönüyor Ay ışığı değil o Ayın ayva tüyleri kasıklarında Nabzını titreyen gözlerinden ölçüyorum, Gergedanlar ardı ardına sıçrarken göğsünde çoluk çocuk Yağışlı bir hava kaplıyor tenini her sabah Dadaistleri lirik, anarşistleri müptezel yapan emel Benden sonra tufan diyen Nuh'sun dalıp gittiğin gövdede Nasıl da oynaşıyor su, aktığı nehir havzasında Akarken dönüp dönüp bakıyor gerisine tek damla kalmasın arkada Biz de böyleyiz, içilirken bir türlü yere düşmeyen sigaranın külü gibi Kimse silkmiyor, kimse önemsemiyor nerede nereye düştü yıldırım Uzun uzun karşılıklı ulunmuş gecelerin imbiğinden geçip de süzüldük Devrim biraz bekleyebilir artık, önce uluorta sevişmek mühim Güzel sevişenler has devrimler yapar - belki, Böyle şeylere inandığımız için seviyoruz yeryüzünü ve uzattığı dallarıyla daima kapımızı çalan iyi ağaç Sıcak pike sıyrılmış, açık köprülere benziyor bacakların yatakta Yastığa gömülmüş yüzün, saçlarından başka parola yok Telefondaki ses: 'Son cephe de kaybedildi siz âşıkken' diyor sitemkar Kesin infaz edecekler bizi, hak ettik şüphesiz bu kaçışı Bu, Kim Ki Duk filmlerinde enkaz kaldıran şair görmek adeta Fırlatma koltuğuyla uçaktan ayrılan birinin ağzına dolan gökyüzü bu Ama o kadar çok ki dudakların Olur a, bir gülüşün bizi saklar, temize çıkartır bir diğeri Kim bilir, unutuluruz, unuturlar da insan kime, neye arkadaştı
Şiir