Böyledir insanoğlu, umudunu diri tutan en ufak bir hayale sarılıp görmek istemez gerçekleri. Bazen olmaması gerekir. Bitmesi gerekir. Bizim için doğru zannettiğimiz kişi aslında dönüm noktamızdır ve gitmesi gerekir.
Kök Tengri bazen Türk Tengrisi diye de geçer. Savaşlar onun sayesinde kazanılır. Acımasız, doğrudan insanların hayatına müdahale eder. Emirlerine uymayanları cezalandırır. Bağışladığı kut ve ülüğü (kısmeti) layık olmayandan geri alır. Ulu Tanrı şafak söktürür. Bitkiyi canlandırır. Ölüm ve yaşam onun iradesine bağlıdır. Tanrı ebedidir. Bayat (kadim), açu (baba), idi (sahip), ogan (kadir), çalap (mevla) Gök Tanrı'nın sıfatlarıdır.
Gök Tanrı inancında maddi gökyüzünden manada ulu varlığa gidiş vardır. Yazıtlarda geçen "üze kök tengri, asra yağız yir kılındukta ikin ara kişi oğlu kılınmış" (Üstte mavi gök, altta yeryüzü yaratıldıktan sonra ikisinin arasında insanoğlu yaratılmış) ifadesiyle Türk kozmogonisi açıklanır. Yeryüzündeki her şey onun hükmü altındadır. Put ile cisimlendirilemeyen tanrı, gökte bir kudret olarak değerlendirilmiştir. Tanrı insan olamaz ve eşleştirilemezdi. Tanrı kavramı Başkurtça hariç bütün diğer Türk lehçelerinde tanrı (tengri) olarak geçer. Sosyal hayatı düzenlediğine inanıldığı gibi bütün tarihî başarılara kaynaklık ettiği düşünülürdü.
İlk defa Avrupa Hunlarında karşımıza çıkan kam, din adamlarının karşılığıdır. Gök Türk devrinde ruhlara karşı gelmeyi engellediği bildirilmiştir.
Ancak düşündükçe doğa güçleriyle, evrenin derinliğiyle, genişliğiyle boy ölçüşebilirdi insanoğlu. İşte bu yüzden yaşadığı sürece Deniz gibi güçlü, Gökyüzü gibi sonsuzdur; çünkü düşüncenin sınırı yoktur.