Örneğin, ondan intikam alan tanrı kibar Olympos takımından biri değildi; yönettiğim koskoca ülkenin herhangi bir yerinde veya dışında bulabileceğiniz en tuhaf ilahtı bu: Bu yüzden de, hiçbir sureti olmayan, ona sadakatle inananların adını ağızlarına almaları yasak olan (yine de onun onuruna sünnet derilerini kırpıyor ve başka bir sürü garip, barbarca ayinler yapıyorlar) ve Kudüs'te, sedir ağacından, maviye boyanmış porsuk postlarıyla çevrelenmiş, eski bir sandıkta tek başına yaşadığı ve dünyadaki diğer ilahlarla ilişki kurmayı reddettiği, hatta onların varlığını bile tanımadığı söylenen bir tanrı!
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ey Zerdüşt,
ey av düşkünlerinin en acımasızı!
Daha düne kadar avcısıyken Tanrının,
bütün erdemleri yakalayan bir ağ,
ve kötülüğün okuyken!
Şimdi-
kendi kendin tarafından avlanmış,
kendi kendinin av ganimeti,
kendi içine saplanmış...
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu.
Ssu-ki Han-şu Kam-mo Li-tai-kişu
Her halde Teoman’ın bir büyük oğlu vardı. Vefatından sonra imparatorluk buna geçecekti. Mete (Me-tê) ismindeki bu genç prens pederinin sarayında rahat rahat yaşıyordu. Bir kadın babasıyla aralarını bozdu. (53. Dipnot : Tan-Ju’ların zevceleri imparatoriçeler “ Yen-şi” namını taşırlardı.) Teoman’ın bir karısı hükümdarlık tacını büyük oğlundan alarak kendi çocuğunun başına geçirmek istiyordu. Teoman sevdiği bu kadının ısrarına dayanacak derecede metaner göstermedi. Mete’yi hükümranlık hakkından mahrum ederek saraydan uzaklaştırıldı. Yue-şi denilen komşu kavimlerin nezdine rehine oalrak gönderdi. Bu barbarlara oğlunu öldürtmek için savaş ilan etti. Yue-şilerin, oğlundan intikamlarını alacaklarını zannediyordu. Fakat asıl kendisi zarar-dide oldu. Hakikaten Teoman tarafından mağlup edilen Yue-şi Tatarları öldürmek için Mete’yi aradılar. Fakat aleyhinde hazırlanan felaketten vaktinde haberdar olabilirmiş olan Mete derhal firar etti, pederinin ülkesine girdi. Şiddetli bir intikam hissine kendini kaptırarak bir takım tecavüzlere kalktı ki muvaffakıyet, bunun hatırasını insanların hafızalarından silmiştir. Mete adeta Hun İmparatorluğu’nu kurmuş bir kahraman addedilmektedir.
Ssu-ki Han-şu Ven-hien Tum-kao Li-tai-kişu
Cesareti hasebiyle halk tarafından tanınan ve sevilen Mete on bin süvariden mürekkep bir ordu teşkiline muvaffak oldu. Hukukunu talep etmek için bu ordunun başına geçti. Müverrihler Mete’nin bir nevi ok icad ettiğini ve buna “tanınan ok” [çınlayan ok] namını verdiğini söylüyorlar. Süvarilerini ilk önce bu okları kuşlara attırarak talim ettirdi. Sonra rast geldikleri en güzel beygirlere atmağa başladılar. İsabet ettirmenin cezası idam idi. Mete, askerlerinin cesaretinden ve sadakatinden emin olmak için en çok en çok sevdikleri
Hunların Türklerin Moğolların ve Daha Sair Batı Tatarların Tarih-i Umumisi 1.2.3 1/3, 53. Dipnot, Çeviren Hüseyin Cahit Yalçın Ötüken İstanbul 3. Basım 2021.·Kitabı okuyor