İp Meselesi
Şehri bırakmak,ondan usanmak,onunla didişmemek erkekliğin şanından mıydı? Ama ne yapsın? Yapamıyor işte. “Hayat mücadelesi” dedikleri kaypak şeye onda mani olan bir şey var. Kime sorsa yapamazsın bu işi,edemezsin bu haltı,diyorlar. Neden,diye sorduğu zaman,alışmamışsın… der demez,kendilerinin nasıl alıştığını soracağını hemen kavrayarak,bu yaştan sonra da alışamazsın,diye ilave ediyorlar.
Batı bizi kıskanıyor:-))
Çetelerden çete beğendiğimiz memlekette şimdi de sahte Diploma Çetemiz var. Ve buna artık şaşırmıyorsak kuyu derin değil, ip kısa. Benim için soysuzlaşmanın şampiyonu hâlâ Yenidoğan Çetesi' dir, ama bakınız Sahte Diploma Çetesi meselesi dibin şahikasıdır.
Sayfa 41
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İp Meselesi
Onun böcek bile olamayışına keyifle bakıyorlar. Sen okuyup yazamazsın da. İşte arada bir, bir şeyler yaparsın, yaparsın ama bunlar iş değil, bunlar müspet iş değil?…
Sayfa 181·Kitabı okudu
Güvenimizi saflık sananların ahmaklığı takdire şayandır...
“Ben onu anlıyordum yanlış yaptığında bile anlıyordum. Onu sevdiğim için anlayacak bir sebep buluyordum. Oda öyle yapar sanmıştım.”
Bir Yazar Bir Kitap
* Gece uzun sürdü. Çinko sundurmayı döve döve eritmeye ahdetmiş yağmur, sabaha kadar insafa gelmedi. Orta yerinden yırtılan kara atlas, feryat figan doğurduğu şimşeklerin göbeklerini kendi elleriyle kesti. Gök gürledikçe kubbe inledi, kubbe inledikçe yer titredi. Kediler saçaklara, sincaplar kovuklara, karıncalar toprağa, insanlar evlerine gizlendi. Bense yanlış yerde, hep yanlış yerde olmanın huzursuzluğuyla, kendi kendimin kötü bir replikası gibi çerçevemi yadırgaya yadırgaya döndüm durdum yatakta. Fırtınada aklını yitiren kayın var gücüyle pencereyi yumrukluyor, duvarlara tırmanan gölgeler doluştukları sıva çatlaklarında çirkin canavarlara dönüşüyordu. Çirkinlerdi fakat ürkütücü sayılmazdı hiçbiri. Kader'le buluşmaya karar verdiğimden beri gelecekten korkmuyorum. Ama şimdi, şimdinin geçmek bilmeyişi, hala dehşet verici. 5 * Yine de kıl¬çıksız bir günaydınla karşıladı beni. 5 * duvar kağıtlarının yırtık yerleri, istasyon, liman gibi melankolik fonlarda öpüşen aşıkların fotoğraflarıyla acemice gizlenmişti. 6 * Pencereden dışarı şöyle bir göz attıktan sonra, "Şeker değiliz ya, yürürüz işte yavaş yavaş" diye omuz silkip dilini iştahla şaklattı ve uzandığı francala dilimini erik marmeladına daldırdı. Ben de bütün gece teneke kemirmişim gibi pasla kaplanmış ağzımı kahveyle çalkalayıp onayladım: "Yağmurda erimek, bu bayık yerde çürümekten iyidir zaten." 6 * "Porto'ya gideceğim ben. Oradan da Santiago'ya yürüyeceğim. Bildiğin yürüyeceğim ama ha, öyle araba, tren filan yok! 7 * "Durduğumuz kabahat" diye tekrarladım ben de. Bunca yıl payıma düşen bulanık çamurun içinde durduğum kabahatti. İşlediğim, işlemiş olabileceğim cinayetlerden bile daha büyük kabahat hem de. Asıl hata, yaptıklarım değil, bana onları yaptı¬ranların arasında kalmayı sürdürmemdi. Doğru nedir emin
HEP KİTAP
Disney’i altüst eden Duayen Cadı Kara Aliss
“Eğer dedikodulara kulak asarsan,” dedi Nine. “Bir seferinde bir kabağı kraliyet arabasına çevirdi,” dedi Ogg Ana. “Gösterişçi!” dedi Havamumu Nine. “Baloya kabak tatlısı gibi kokarak gitmenin kimseye faydası olmaz. Bir de o cam ayakkabı meselesi var. Tehlikeli derim ben.” "Ama yaptıklarının en önemlisi," dedi Ogg Ana sözünün kesilmesine aldırmadan, "koskoca bir sarayın tamamını yüz yıl boyunca uyutması oldu. Ta ki..." Duraksadı. "Hatırlayamıyorum. Gül ağaçları mı vardı, yoksa ip eğirme çıkrığı mı? Galiba bir prenses, şeyi parmaklıyordu... Yok, prensti. Evet, öyleydi." "Prensi mi parmakladı?" diye sordu Magrat huzursuzca. “Hayır, prens prensesi öptü. Çok romantik biriydi Kara Aliss. Büyülerinde hep biraz duygusallık olurdu. Kız, Kurbağayla Karşılaşır, en sevdiği temaydı." "Neden Kara Aliss diyorlardı ona?" "Tırnakları yüzünden," dedi Nine. "Ve dişleri," dedi Ogg Ana. "Şekeri pek severdi. Gerçek bir pasta evde yaşıyordu. Sonunda iki çocuk onu kendi fırınına attı. Şok edici."
Sayfa 174·Kitabı okudu