"Artık yanlış yapmaktan korkmayın sayın seyirciler! Şu anda elimde tutmakta olduğum ŞAŞMELEK silgileri, bütün günahlarınızı hiçbir ip ucu bırakmadan ortadan kaldırır."
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin.
Allah’ın Fatiha’da ne murad ettiğini, Fatiha’yı nasıl anlamamız gerektiğini, Kur’an’ın Fatiha’yı nasıl tefsir ettiğini anlatıyorduk, sohbetimize devam ediyoruz inşallah.
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz veda hutbesinde; “size bir emanet bırakıyorum ki ona sarıldıkça asla delalete düşmezsiniz. O, Allah’ın kitabı Kur’an’dır”(İmam Malik-Muvatta: 1395 Nolu hadis. Hakim-Müstedraki sahiheyn Cilt1-sayfa 93) buyurur. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bu emaneti kendisinden sonra sahabeye, sahabeler tabiîne, tabiîn de tebe-i tabiîne emanet etmiştir. Mü’minler kıyamete kadar da bu emaneti birbirlerine emanet ederler. Evet, bu emanet Allah’ın kitabı Kur’an’dır.
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bu emanete; yani Allah’ın ipine sarıldı. Bunun için Allah ayet-i kerimede; “hepiniz hep beraber Allah’ın ipine topluca sımsıkı sarılın”(Âli İmran /103) buyurur. Allah’ın ipi; Kur’an’dır. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz Allah’ın ipi olan Kur’an’a sarılıp, sahabeye de; “Kur’an’a benim sarıldığım gibi sarılın, benim anladığım gibi anlayın, onunla amel ettiğim gibi amel edin” demiş, sahabe de öyle yapmaya çalışmıştır. Sahabeler bu yüzden gökteki yıldızlar gibi olmuşlardır. Mallarını, canlarını Allah yolunda feda etmiş, bununla ebedi hayatlarını, cenneti, Allah’ın rızasını kazanabilmişlerdir. Bu nedenle Allah ayet-i kerimede onlar için; “ben onlardan razıyım, onlar da benden razıdır”(Tevbe /100) buyurmuştur.
Kur’an, Allah’ın ipiyse ona sarılan Allah’a gider, gitmelidir. Biri Allah’a gidemiyorsa Allah’ın ipine sarılmamış, sarılamamış demektir. Allah’ın ipinden başka ipler
evvela bir ip geçiyor insanın eline. ipin ucu. bütüne ulaşmak için, asılıp yavaş yavaş çekmek gerekiyor. çözülen bir yumaktan ziyade, giyilmekten yıpranmış eski bir hırkayı sökmeye benziyor hatırlamak.
Başlangıçta silik gölgelerden ibaretti her şey. Hafıza çünkü, böyle çalışıyor. Evvela bir ip geçiyor insanın eline. İpin ucu. Bütüne ulaşmak için, asılıp yavaş yavaş çekmek gerekiyor. Çözülen bir yumaktan ziyade, giyilmekten yıpranmış eski bir hırkayı sökmeye benziyor hatırlamak. Her an olmadık bir noktada düğümlenebilir ip. Kopabilir oradan. Ve bir kere koparsa, bağlansa da aynı olmaz artık.İrtibat şart, rabıta mühim, ihtimam esas. Usul usul, usulünce çözmek icap ediyor. Her bir ilmeği sabırla açmak...
İki şeyi birbirine bağlamak için ip kullanılır. Kurân, "Ve hepiniz, Allah'ın ipine sımsıkı tutunun." buyurur. (Âl-i İmran, 103) ipin kendisi Kurân'dir. Ve biz de Allah`ın sözüne, Allah'ın kelimeleriyle; Kurân'la bağlıyız. Bu yüzden Resûlullah (sav) "Kurân semavattan yeryüzüne inen, Allah'ın uzatılmış bir ipidir." buyuruyor. Biz bir ucunu tutuyoruz. Diğer ucu Allah (cc) ile birliktedir, bizi direkt olarak Allah'a (cc) bağlar. Kim Allah'la bağladığı ipi, "sözü" çözerse, cümlenin ilk manasıyla, Allah'la ilişkisini kesmiş, Allah'ı ve O'na verdiği sözü terk etmiş demektir. "الويثاق" Arapçada bir şeyi sıkı sıkı bağlamaktr. "Vask" kelimesinin bir anlami da "emniyet"tir. Emin olmak bir seye sımsıkı tutunmaktır. Allah (cc) onların sözlerini sımsıkı olduğu hâlde bozduklarını söylüyor. Bu, ipi çekilince çözülecek kadar gevşek bir bağ değildi, bağı çözmek bile efor gerektiriyordu. Çözdükleri şey çok güçlüydü, Yanlış yola saptılar.
Bağı çözdüler, Kendilerini Allah'tan ayırdılar
Kendi gözlerimizle kendimize bakmayı unuttuk; hepimiz elimizde birer ayna, başkasının gözündeki yansımamızı kusursuzlaştırmak için ter döküyoruz. Kimliğimiz artık içimizden dışarıya taşan bir nehir değil, dışarıdan içeriye doğru sızan bir ışık gibi. Hazır bir tarife göre yaşamak, o aynada kendi gerçek yüzünü aramaktan çok daha az yorucu geliyor çünkü.
“Ben neden böyleyim?” sorusu, işte bu aynadaki yansımayı düzeltmekten vazgeçip aynanın gerisindeki asıl kişiye bakma cesaretidir. Bu soru, insanın kendisine attığı en uzun iptir. Ucu bazen çocukluğa, bazen kültüre, bazen de sistemin öğrettiği duygulara çıksa da; o ip seni sonunda kendine bağlar.