~ "Sıkıntıdan yaptım bunu, hiç değilse dış dünyanın cazip araçlarıyla kendini doyurmak isteyen iç dünyamın acı veren, mide bulantısı gibi kabaran boşluğu yüzünden yaptım. İçimde duygularımı harekete geçiren şeyler azaldıkça, yaşam çarkının en hızlı döndüğü yerlere gitme ihtiyacı duyuyordum."
~ "Aşırı ancak sonuçsuz çalışma isteği o günlerde ağır ağır zayıflamış, can sıkıcı bir lakayıklığa dönüşmüştü; edebiyata ve sanata duyduğu ilgi ansızın zorla kesilmiş ve bu darbenin acımasızlığını bedeninde en derinden hissetmişti. Çalışma azmi gitgide sönmüş ve zihni verimsiz düşlerin hayal dünyasında yitip gitmişti."
~ "Kaba saba sesiyle önemsiz ıvır zıvırı nasıl da yalan dolanla, kayıtsızca anlatıyordu; hatasının asla bilincinde olmadan kendinden emin bir ciddiyetle yapıyordu bir de bunu! Hem bu insan ona buyurabilecekti, yaşamı hakkında karar verebilecekti ve vermişti de - işte bu düşünce tüm sinirlerini gerip canını acıttı."
~ "İnsanların genellikle onur ve ayıp diye adlandırdıkları, benim gözümde önem taşımıyordu; sen, yani bedenimle ait olduğum tek insan sen, beni sevmiyordun, o yüzden bedenimin ne olacağı artık umurumda değildi."
~ (...) "Bu sükut çiğnenen bir muhabbetin yasıdır.
Bu sükut bir kömürün içerden yanmasıdır.
Bu sükut beynimdeki cinnetin potasıdır;
Görüp aldanmayınız sessizce durduğumu..." (...)