Işıl Esen

Işıl Esen
@isilesen
"Yüksel Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur." 𐱅𐰼𐰇𐰰
9/10
·120 syf.··
2025 19. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 01:05
Türk edebiyatı klasikleri içinde korku-gerilim deyince akla çok fazla isim gelmez. En bilindik Hüseyin Rahmi Gürpınar vardır, onu da zaten çoğunluk tanır. Selim Nüzhet Gerçek ise düne kadar benim için de yabancı bir isimdi. Kendisinin Abdülhak Şinasi Hisar'ın kardeşi olduğunu ve iki eserinin daha bulunduğunu da söylemeden geçmeyelim. Kitabının adı "Canvermezler Tekkesi." Adından da anlaşılacağı üzere can vermeyen ya da vermek istemeyen üç adamdan oluşan bir tekke. Olay Ali Nail adındaki bir adamın Karadeniz'deki fırtınadan etkilenen balıkçılara yardıma gitmek için yola çıkmasıyla başlıyor. Hayatta dönüm noktası olan bazı ayrımlar vardır. O da çıktığı bu yolda, yol ayrımında yanlış tarafı seçince önce atını daha sonra kendisini kaybediyor. Kendisini derken mecazen bir kaybetme değil bu. Kaybolduğu yolda karanlık çökünce çok sevdiği kadını, Meliha'yı görüyor ve onu takip etmeye başlıyor. Tabii bu takip bir uçuruma düşmesiyle son buluyor ve uyanınca başında bekleyen yaşlı bir adam görüyor. Bir rivayete göre ölümsüz olmanın sırrını bulan Sen Jermen Kontu, I. Mahmut zamanında İstanbul'a geliyor ve bu sırrı birine öğreterek ortadan kayboluyor. Sırrın verildiği kişi tahmin edersiniz ki Ali Nail'i bulan Canvermezler Tekkesi'nden biri. Onlarla karşılaşanların yaşamlarını doğaüstü yollarla kendilerine aktararak hiç ölmemenin yolunu bulan kişiler bunlar. Yani bir nevi hırsızlar. Ali Nail'in de tüm yaşamı maalesef çukura düştüğü ilk an bitiyor. Aslında korku-gerilim unsurlarıyla başlayan bir kitap ama sonuna doğru Ali Nail'in başına gelenler insanı gerçekten üzecek nitelikte. "Kim kendi hayatının iplerini başkasının eline vermek ister ki?" diye düşünüyorsunuz. Bir şeyleri yapmak zorunda bırakılmanın ezici üstünlüğünü hissediyorsunuz. Vücudunuzun sizden bağımsız hareket ettiğini,
Canvermezler TekkesiSelim Nüzhet Gerçek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025534 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2025 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 00:46
Felix hiç sevgi görmeden büyümüş, haksızlıklara maruz kalmış ve yatılı okullarda büyümek zorunda bırakılmış bir çocuk. Buna rağmen doğanın ona sevgi dolu bir yürek verdiğini ifade etmeden geçemiyor. Her çocuk gibi o da ailesinden sevgi görmek istiyor fakat tüm aile bireylerinin hissettirdiği sevgisizlik yetmezmiş gibi özellikle annesinin onu hep görmezden gelmesi ruhunda derin yaralar açmış. "Bu derece sevgisizlik görmüş biri gerçekten sevebilir mi?" sorusu akla geliyor hemen. Acaba bunca sevgisizliğin sonucunda mı yoksa gerçek bir ilk görüşte aşk mı bilinmez, gittiği bir baloda Madam De Mortsauf'a (Henriette) aşık oluyor ve o artık gözünde "Vadideki Zambak." Sonraları Henriette'nin evli ve iki çocuk sahibi bir kadın olduğunu öğreniyor ve onlarla zaman geçirirken aşık olduğu kadının mutsuz bir evliliğe sahip olduğunu, kocasından hiç sevgi görmediğini fark ediyor. Felix ve Henriette'nin birbirlerine karşı ilgileri gün geçtikçe artsa da kadının eşi ve çocuklarına olan bağlılığı daha ağır basıyor. Sanırım bu durum, onun da sevgisiz bir hayat geçirmesinden kaynaklı başkalarının mutluluğuyla yetinmeye çalışan biri olup çıktığını gösteriyor. Zaten Felix'in kadının ailesine bağlılığını "Ama aslolan ben değildim, yaşamında bir rastlantıydım, bütün yaşamı değildim." diyerek ifade etmesi bu duruma açıklık getiriyor. Bol bol betimleme içeren, bazen koptuğum noktaların olduğu bir eserdi ama bir ilkbahar sabahında yüzüme vuran güneşin ve ılık rüzgârın getirdiği ferahlığı hissettirdi bana nedense. Bu kitaba sadece bir aşk romanı demek de haksızlık olur kesinlikle. İlk sayfaların betimlemeleri bazen sıkıcı olsa da okuması keyifli bir eserdi. "Sevgili dostum, sevilmek, anlaşılmak en büyük mutluluktur, bu mutluluğu tatmanızı dilerim; ama ruhunuzun çiçeğini soldurmayın, sevginizi
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Can Yayınları · 202353,1bin okunma
8/10
·125 syf.··
2025 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2025 11:32
Bir anlığına kadınlar ve erkekler için her şeyin tersine döndüğünü düşünün. Bir tarafta namusuyla yaşamaya çalışan ve evin tüm işini yapan erkekler, diğer taraftaysa sokaklarda kabadayılıklarıyla mahalleliyi bıktırmış, hovardalıktan hapislere düşen ve istediği erkeği elde etmek için türlü fenalıklar yapan kadınlar. Tabii karıları hapse düşünce kucaklarında çocukları, önlerinde yıkamaları gereken çamaşır, bulaşıklarıyla geride kalan erkeklerin kötü halleri, bir de geneleve düşenler... "Allah erkekleri kadınlar için yarattı." mantığı da cabası. Bu kitap dünyanın tam tersine dönmüş hâlini gözler önüne seriyor. Aslında anlatılanlar gerçek dünyadakilerin birebir aynısı; sadece cinsiyetler yer değiştirmiş durumda. Okumaya başladığımda "Keşke böyle olsaydı da biraz kadınların neler çektiği anlaşılsaydı." diye geçirdim içimden çünkü toplumdaki cinsiyet eşitsizliklerini her alanda yaşıyoruz. Fakat okudukça her iki cinsiyetin de birbirine bu şekilde yaklaşmasının ne kadar yanlış olduğunu iyice anladım. "Kesinlikle cinsiyet özellikleri yer değişmemeli, bizler eşit değerlere sahip olarak yaşamalıyız." şeklindeki düşüncemi destekliyorum. Dünya tersine de olmamalı. Bir de benim açımdan kitapta eksik kalan bir nokta var: kadınların egemen olduğu bir toplumda eğitim sistemi, adalet, sanat, siyaset ya da ekonominin nasıl olabileceği. Her açıdan ele alıp bunu da düşündürebilirdi Orhan Kemal. Yine de erkek egemen dünyada kadınların yaşadığı zorlukları anlayabilmek, empati kurabilmek ve farklı düşünebilmek adına mutlaka okunması gereken eserlerden biri.
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,124 okunma
Fırtınalı Gece
10/10
·400 syf.··
2025 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2025 10:09
Orhan Kemal'in kalemiyle "El Kızı" sayesinde tanışmış oldum. Kendisinin yazarken ağladığını ifade ettiği, sürükleyici demenin az kaldığı, okudukça içine çekildiğim ve aynı zamanda içimi müthiş bir öfke ile dolduran ve birden fazla duyguyu aynı anda yüzüme çarpan bir eser oldu benim için. Orhan Kemal toplumun kadına bakış açısını, toplumdaki yerini, gelin-kaynana çatışmasını akıcı ve sade üslubuyla o kadar gerçekçi bir şekilde işlemiş ki sanki kendim yaşamışçasına bir üzüntü içinde okumamı tamamladım. Eser, kıyameti anımsatan fırtınalı bir gecede -ki eserin diğer adı Fırtınalı Gece- bir kadın cesedinin kıyıya vurması ile başlıyor ve daha sonra geçmişe dönüşle ilerliyor. Kitaptaki olaylar temelde üç kişi üzerinde dönüyor: Hacer, Mahzar ve Nazan. Hacer, evlerden ırak denecek türde bir kaynana. Kendisi gençliğinden itibaren her türlü kötülüğe bulaşmış ama kendini ak pak gören ve evin tüm huzurunu bozan korkunç bir kadın. Oğlu Mazhar ise okumuş avukat olmuş, devrimci fikirlere sahip, başta evine ve ailesine sahip çıkan biri ama benim için annesinden aşağı kalır hiçbir tarafı olmayan aşağılık bir tip. Ve Nazan... Nazan tam bir yürek yarası. Teyzesi ile büyümüş ama kimsesiz desek daha doğru bir tabir olur muhakkak. Ağzı var dili yok her şeyi içine atan, bu yüzden de kocasının kendisinden yavaş yavaş soğuduğu ve en sonunda onu aldattığı bir kadın kendisi. Hacer sadece oğluyla yaşamak isteyen, Nazan'ı evden göndermek için kırk takla atan ve oğlunu hiç kimseyle paylaşmakta gözü olmayan bir kadın olduğu için Nazan'a da torunu Haldun'a da hayatı dar ediyor. Gelinini herkese rezil ediyor, karşı komşusu Naciye'nin aklına girip gelinine büyüler aldırmaya çalışıyor ve en sonunda Nazan kaynanasının tuzağına düşüp kocasına yakalanınca İstanbul'a, teyzesi olacak açgözlü kadının yanına
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,5bin okunma