Bir anlığına kadınlar ve erkekler için her şeyin tersine döndüğünü düşünün. Bir tarafta namusuyla yaşamaya çalışan ve evin tüm işini yapan erkekler, diğer taraftaysa sokaklarda kabadayılıklarıyla mahalleliyi bıktırmış, hovardalıktan hapislere düşen ve istediği erkeği elde etmek için türlü fenalıklar yapan kadınlar. Tabii karıları hapse düşünce kucaklarında çocukları, önlerinde yıkamaları gereken çamaşır, bulaşıklarıyla geride kalan erkeklerin kötü halleri, bir de geneleve düşenler... "Allah erkekleri kadınlar için yarattı." mantığı da cabası. Bu kitap dünyanın tam tersine dönmüş hâlini gözler önüne seriyor. Aslında anlatılanlar gerçek dünyadakilerin birebir aynısı; sadece cinsiyetler yer değiştirmiş durumda.
Okumaya başladığımda "Keşke böyle olsaydı da biraz kadınların neler çektiği anlaşılsaydı." diye geçirdim içimden çünkü toplumdaki cinsiyet eşitsizliklerini her alanda yaşıyoruz. Fakat okudukça her iki cinsiyetin de birbirine bu şekilde yaklaşmasının ne kadar yanlış olduğunu iyice anladım. "Kesinlikle cinsiyet özellikleri yer değişmemeli, bizler eşit değerlere sahip olarak yaşamalıyız." şeklindeki düşüncemi destekliyorum. Dünya tersine de olmamalı.
Bir de benim açımdan kitapta eksik kalan bir nokta var: kadınların egemen olduğu bir toplumda eğitim sistemi, adalet, sanat, siyaset ya da ekonominin nasıl olabileceği. Her açıdan ele alıp bunu da düşündürebilirdi Orhan Kemal. Yine de erkek egemen dünyada kadınların yaşadığı zorlukları anlayabilmek, empati kurabilmek ve farklı düşünebilmek adına mutlaka okunması gereken eserlerden biri.