10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 162. kitabı
𝙷𝙰𝚃𝙰 𝙾𝚏-𝙲𝚊𝚖𝚙𝚞𝚜 𝚂𝚎𝚛𝚒𝚜𝚒 1 Herkese selamlar... Bugün sizlere severek okuduğum seriden ikinci kitap ile geldim. Ahhh Of-Campus evrenine gerçekten bayıldım. İyi ki de hemen bir ardından iki okudum. Seriyi peşpeşe okumaya kararlıydım ve öyle de devam ediyorum. Hele ki uzun zamandır bu tarz okumayınca güzel de olunca elimde varken neden bekleyim ama değil mi? Dizisi de şu aralar epey popüler ama ben kitapları ile kalırım o keyfi ve tadı üst seviyede bırakırım fikrimde hala kararlıyım Evet serimiz yetişkin içerikli. İlk kitapta daha az seviyede olsa da bu kitapta baştan sona vardı. Ama diğer kitapta olduğu gibi alt metinde de oldukça güzel noktalara değinmişti yine kalbimi kazandı. Siz de okuyunca o detayları bulacaksınız. 𝙹𝚘𝚑𝚗 𝙻𝚘𝚐𝚊𝚗 𝚟𝚎 𝙶𝚛𝚊𝚌𝚎 𝙸̇𝚟𝚎𝚛𝚜 𝚒𝚕𝚎 𝚝𝚊𝚗ı𝚜̧ı𝚗! John ahhh o her kızı bir bakışı göz kırpışı ile tavlayacak bir erkek. Ve tabi ki hokeyin de yıldız oyuncusudur. İşler onun için aşk konusumda karışıktır. Hey hadi ama adamım en yakın arkadaşının kız arkadaşına aşık olamazsın! Evet tabi ki olmaz. Bizim şapşik oğlanın isteği başkadır. Ama bunu anlaması için de işleri bir güzel batırması gerekir. Ehh bu hemen hemen bir yılına mal olur. Ailesi ile de olan problemlerin üstesinden gelip ve aynı zamanda hem aşkı bulup, hem de hayallerine kavuşacaktır. (Eeee ayrıntılar kitapta) Grace İvers son derece kendi halinde ve henüz ne aşkı bulmuş ve ne de bir erkek bedeni keşfetmiştir.
HataElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20222,207 okunma
Sanılanın Aksine Mehmet Akif Ersoy
Puan vermedi·296 syf.·
2025 377. kitabı
Merhabalardan bir demet. =) O sıkça rastladığım kafalardaki Mehmet Akif Ersoy ile okuduğum Mehmet Akif Ersoy'un arasında dağlar var... Sözü uzatmadan virgülü virgüle ataçlamadan konuya dikey dalış yapacağım. Hoş geldiniz. =) İlk olarak 2. Abdülhamit'e yazdığı şiiri sunmak isterim: YILDIZ'DAKİ BAYKUŞ "Çoktan beridir vardı benim bir derdim: Gideyim, zalimi ikaz edeyim, isterdim. O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mani' ne? Giderim ben, diyerek, vardım onun cami'ine. Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid, Koca Şevketli! Hakikat bunu etmezdim ümid." Belki kırk elli bin askerle sanılmış Yıldız; O silahşörler, o al fesli herifler sayısız. Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı: Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı! Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma, Dedim ki: "Bunca zamandır nedir bu gizlenmek? Biraz da meydana çıksan da hasbihål etsek. Adam mı, cin mi nesin? Yok ne bir gören; ne eden; Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden. Değil mi saklanıyorsu, demek ki: Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar, gerek ki saklansın. Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!" NOT: Birçok tarihçi şunda hemfikirdir Mehmet Akif Ersoy, hayatının sonuna kadar pişman olduğunu dile getiren bir beyanı olmamış, hatta 1926'da Safahat adlı bir kitabının yeni baskısında bu şiire yer vermiştir. Bir diğeri... İstibdâd şiirinden: Hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse, "Bu bir câni!" dedin sürdün, ya mahkum eylendin hapse. Müvekkel eyleyip câsûsu her vicdana, her hisse,
VaizSinan Meydan · İnkılap Yayınevi · 2015209 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum
6/10
·368 syf.··
2026 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 22:07
Bu yazarın kitaplarını bir daha alacağımı sanmıyorum. Evde olduğu için ve halihazırda sıkıldığım için dün başladım ve bugün bitirdim. Nasıl desem. Yazım dilini gerçekten beğenmiyorum. Bir şekilde çok kopuk kopuk hissettiriyor. Araya bir betimleme atıyor ama kitapları çok hızlı akıyor. Sürükleyici bir kitaptı buna rağmen. Gerçekten elimden bırakmadan okudum ama arka kapak yazısındaki heyecanı pek bulamadım. Sonu güzeldi ama bilemiyorum o kadar şaşırmadım sanırım. Böyle bir konu daha farklı bir şekilde toplanabilirdi. Gerilim kısmı gerçekten iyi ama onun dışında pek sevmiyorum yazarın kitaplarını. Öyle çerezlik,akıcı ve bitirmelik kitaplar işte. En azından Joshua Projesi gibi bir hayalkırıklığı ile karşılaşmadım. Gerilim kitaplarını seviyorsanız bir şans verebilirsiniz.
PsikozSebastian Fitzek · Pegasus Yayınları · 2023235 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 68. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:12
"Yaşayanların dünyasında garip oluyorsun; o kadar ayrısın ki, ne lüzum var aramızda dolaşmana? Kendimizden çektiğimiz yetmiyor mu?" Huzur ilk defa Cumhuriyet gazetesinde, 22 Şubat-2 Haziran 1948 tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Daha sonra 1949'da Remzi Kitabevi tarafından tekrar basılmıştır. Bu kitap, yazarın üzerinde en çok çalıştığı eserlerinden biri olmuş. Bazı karakterler sonradan eklenmiş, bazı sahneler çıkarılmış. Üzerinde en çok düşünüp yazdığı eserlerden biri olan bu roman dört kısımdan oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Kitabın girişi, Mümtaz'ın İhsan'a doktor bulmak için dışarı çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise yazarın diğer eserlerinden tanıdığımız karakterlere de rastlıyoruz. Behçet Bey ile Nurhayat Hanım, hem Mahur Beste hem de Sahnenin Dışındakiler ile bağlantı kuruyor. Eser, II. Dünya Savaşı'nın atmosferini de işliyor, en azından bunu güçlü bir şekilde hissettiriyor. Gelelim konusuna. Kısaca anlatmaya çalışacağım ama ne kadar kısaltabilirim bilemiyorum tabii. :) Konusu şöyle: II. Dünya Savaşı'nın başlamasına bir gün vardır. Mümtaz, dokuz gündür hasta olan amcasının oğlu İhsan'a hastabakıcı aramaktadır. Mümtaz'ın babası Rumlar tarafından öldürülünce annesiyle birlikte İstanbul'a gelir. Annesi de burada vefat edince, kendisinden 23 yaş büyük olan İhsan'ın yanına gönderilir. İhsan, yurt dışından yeni dönmüş ve Galatasaray Lisesi'nde tarih dersi vermektedir. Macide ve İlyas ile birlikte yaşayan Mümtaz, özellikle İlyas'ın etkisi altındadır. Olaylara bakışı, yorumlayışı ve görmüş geçirmiş hâli Mümtaz'ı derinden etkiler. Bu yüzden İhsan'ın hastalığı da onu bir o kadar üzer. İhsan'ın anlatıldığı ilk bölümde Mümtaz, ona doktor bulmak için evden çıkar. Bu bölüm hem İhsan'ın hastalığının verdiği üzüntüyle arşınladığı Beyazıt ve Eminönü
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma
Sarhoştum ve Bir İblisi Kurtardım
3/10
·232 syf.··
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 17:06
Herkese Merhaba Sarhoştum kitabı aldım diyorum bende... yoksa neden aldığımı acıklayamayacağım haha Konusu görünce merak edip aldığım kitaplarda bir hüsran daha oldu. Valla bildiğiniz ergen kitabıydı... 220 sayfa kitabı zar zor bittirdim, bitmek bilmedi. Hem karakterlerin ergen halleri hemde içinde konu bence sacma sapandı. Zaten olaylar hemen oldu, azcık sayfa zaten olaylar hızlı gelişcekte bu kadar sıkıcı olacağını düşünmemiştim. Karakterler de zaten ayrı şekilerdi, iki başrolu okurken hiç memnum kalmadım, dıyologlar aşırı crınge geldi bana... cok anlatacak bir şeyde yok.. işte iblisler savaşıyorlar ama megerse insanların taptığı tanrıca değilmiş büyücü bir cadıymış, iblisleride büyülemiş ki ınsanlarla savaşsınalr fılan... bu kızda bir iblisi kurtarıyor fılan sonra bu ikisi bir mecaraya cıkıyor işte , 20 sayfa sonra ıblıs kıza aşık oluyor dıyor senı karım yapacamm ulannn hahahahah neyse işte böyle karakterler gırıyor cıkıyor fılan smut sahneler okuruz hiç sevmedim o kısımları yaa , kızı böyle değişik tasvir etmiş fılan gözümde canladıramadım , çok iyi düşünemedim diyim... adam için guzel anlatmış fılan.. Bomboş bir kitaptı tavsıye etmıyorum. Geriside okumam.
Fantastik
Sarhoştum ve Bir İblisi KurtardımKimberly Lemming · Nox Yayınları · 202634 okunma
Güzel bir gün ölmek için
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:58
Ernest Hemingway'in 1929 da yayımlanan eseri Silahlara Veda savaş karşıtı bir eserdir. Yazar bu kitabın sonunu 47 kere tekrar yazmıştır. Alternatif sonlar ve yazarın taslak olarak yazdığı notlar 27. Baskının son kısmına eklenmesi harika olmuş. Bu kısımdan görüleceği gibi aslında daha çarpıcı, daha edebi ve felsefi sonlar yazmasına rağmen kendi yazım tekniği ile sade bir sona yer vermiş. Bu sadelik insanın günlük hayat akışının sadeliğini öne çıkararak buzdağı tekniğinin harika kullanımıdır. Günlük yaşantı sadedir ölümler, doğumlar vs. ancak günlük yaşamın olağan akışı içinde akan olayların altında tonla acı tonla keder barındırır. Hiç kimse bir kelime dahi etmese bile bu acıyı ve insana verdiği yükü kavrayabilir. İşte böyle bir eser bu kitap. Savaşın acımasızlığını, bir hiç uğruna savaşta öldürülen insanları, kan boşalır gibi gelen acıları edebi bir dil yerine sade bir dille anlatarak bu duyguları okuyucuya bırakmıştır. Okuyucu bu acılar karşısında kitabın nasıl bu kadar sade bir dile sahip olduğunu görünce "bu acılar daha edebi betimlenebilirdi" der ancak kitabın amacı zaten okuyucuya bunu dedirtmektir. Kitap akarken Ernest Hemingway'in düşüncelerine de rastlıyoruz. Düşünen herkesin ateist olduğu. Tanrı eleştirisi. Savaş başlatan kişilerin halk tarafından kurşuna dizilmesi gerektiği ki mussolini'nin 2. Dünya savaşı sonrasında italyan devrimci halk tarafından ayaklarından asılmasını vurguluyor. İnsanların savaşlara iyimser yaklaştığını sevdiklerinin savaşa gittiğinde ya da günümüzde terör operasyonlarına katıldığında onun başına bir şey gelmeyeceğini ya da ufak bir kurşun yarasıyla döneceğini düşündüklerini ancak gerçeğin hiç böyle olmadığını, savaşa gönderdikleri sevdiklerinin paramparça olduğunu söylüyor. Bununla beraber savaşın gerçeklerinden bahsetmeye devam eder. Askerlerin savaşamayacak
Edebiyat
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma