"Şimdi İstanbul'da aşktan bahseden herkes minareyi çalmışçasına mistik bir kılıf hazırlıyor. Aşka methiyeler düzenleyen şairler alkışlanırken bizzat âşık olanlar ayıplanıyor. İşte bu yüzden, aşk ile melâmet (kınanmışlık) eski bir Şark töresidir."
Çünkü aşk sorgulatmaz. Sadece çarpar. Öyle bir çarpar mı seni yere serer. Sen de yere serilmişken sana çarpan şeye değil de o an hissettiğin mutluluğa odaklanırsın. Uzandığın yerden tependeki gökyüzüne anlamsız bir gülümseme ile bakarsın. Bir anda beyninin içinde çok güzel bir şarkı çalmaya başlar. İşte o an anlarsın ki hayatının en büyük eksikliği bu şarkıymış.