Bence evrenin kocaman kulakları var.Ağzımızdan çıkan, aklımızdan geçen her şeyi duyuyor.Ne zaman bir şeylere meydan okusam, tak diye karşıma o durum çıkıyor.Sonra çöz çözebilirsen.Fazla iddialı konuşmak istemem ama bana öyle geliyor ki, hepimiz bir üst bilinçten kendi hayatlarımızı yazıyoruz.
“Korktuğun başına gelir” diye boşuna dememiş atalar…
Tanrı bir varsayımdır; ama ben sizin varsayımlarınızın yaratıcı isteminizin önüne geçmesini istemem.
Bir tanrı yaratabilir misiniz? Öyleyse tanrılar hakkında tek söz söylemeyin bana! Oysa pekâlâ yaratabilirsiniz Üstinsanı.
Belki kendi kendiniz değil kardeşlerim! Ama Üstinsanın babalarını ve atalarını yaratabilirsiniz kendinizden: en iyi yaratınız olsun bu!
Terk, diyor. Hiç, diyor. Neden, diyor. Bana ne, diyor. Hayır, diyor. Sevmedi, diyor. Görmedim, diyor. Hiç, diyor. Her cümlede hiç. Hiç görmedim. Hiç aramadı. Hiç sevmedi. Hiç umurumda değil. Hiç istemem. Bu hiçler, o an, her an, bir an hepe dönüşüyor. Aslında diyor ki... Hep sevdim. Hep istedim. Hep aradım. Hep
merak ettim. Hep. Hep. Hep.
Sende İstanbul'u gördüm
ölsem de gam yemem
Düşlerim seninle dolu
Gördüm
Gökyüzünü aydınlatan gözlerindi
Avuçların çepeçevre sarmıştı istanbulu
Deniz diyordum
En güzeli sendeymiş denizlerin
Çiçek diyordum
Dünya çiçeklerini
Sende kokladım birer birer
Sende seyrettim her semtini o şehrin
Anladım
Seni bir kere görmek
İstanbul'u görmekmiş meğer
Boşuna bunca vapurların, trenlerin gayreti Meğer sen neredeysen İstanbul oradaymış
Hani desen ki
-Saçımın her teli İstanbul benim-
İnanacağım
Kaderde saçının bir teli olmak varmış
Ya -dudaklarım- desen
Ya -gözlerim- desen
Ne söyleyeceğimi bilemem ki
Değil dünyayı
Güneşi, ayı verseler istemem
Ben İstanbul'da seni
Ve sende İstanbul'u sevmişim