Sana öyle bir saray yaptırmak isterim ki Bir eşi henüz daha yapılmamıştır belki.
Henüz keşfedilmemiş, meçhul kalmış bir
ada
Gibi sahilden uzak, dalgalar arasında Bir saray, hem vücudun gibi beyaz mermerden;
Sema, deniz ve güneş girer pencerelerden.
Ve pencere camları gözlerinin renginde, Mis kokusu duyulur bu sarayın içinde. Bu sarayın içinde her şey güzel, temizdir,
Çünkü her şey aksimiz veyahut gölgemizdir.
Burda yalnız biz varız, ne inler ne de cinler,
Yanan alınlarımız yalnız burda serinler. Cenneti bulmuş gibi bu sarayın içinde Ellerin saçlarımda ve başım dizlerinde, Her şeyden, her insandan, bütün dünyadan ırak,
Tá içimizden gelen bir ahenge uyarak,
Ve bu ahenkle sarhoş, ister misin sevgilim,
Hiç sonu gelmeyecek bir ömür geçirelim?
Üzgün ve belki de pek çok yıkım yaşamış olan ya da zar zor kontrol ettikleri bir anksiyeteyle günlerini geçiren okurlarımıza şunu demek isterim: Umarım içinizdeki görmezden gelinen, farklı sese kulak verirsiniz. Çünkü insan yüreği, ölmek istediğinde bile, çoğu zaman, bir yandan tteokbokki de yemek ister.
Güneş ki doğuda ay ki gökyüzünde
Bir işarettir bana
Unutmamak için o ülkeyi
Develer çölde neyse geceleri
Ben de öyle saklarım anılarımda o ülkeyi
Bir kere daha doğsam orda doğarım elbet
Batsam orda batmak isterim
Bir güneş gibi