Elmalı Tefsiri'nde Nisa süresi 141. âyet-i kerimenin açıklamasında da şöyle deniliyor:
"Allah'ın şeriatında, hak kanunda Mü'min kâfirden daima şereflidir. Kâfirin altında kalmaz. Onun ayağının altına düşmez. Şerefiyle ölür. Hakkın şerefini çiğnetmez
Bu hikmetten dolayıdır ki bir mü'min kadının kafirle evlendirilmesi câiz olmaz, küfür olur. Çünkü onu onunla evlendirmek, mü'min üzerine kâfire yol vermek, o mü'min kadını kâfirin istilasına terketmektir. Halbuki Hazreti Allah (c.c.) bu âyetin sonunda şöyle buyuruyor:
"Elbette Allah, mü'minlerin aleyhine kâfirlere bir yol vermeyecektir."
Elmalılı Merhum'un ifadeleri burada son buldu
Hem bu son paragrafı hem de Elmalılı Merhum'un Ba-kara sûresi 221. âyet-i kerime ile alakalı açıklamalarını, kadın-erkek ayırımı yapmadan, "Dinimiz ehl-i kitapla yani Yahudi ve Hıristiyanlarla evlenmeye izin vermiş" diyenlere ithaf ediyorum...
Varlığını tan kızıllığı sayıp müjdeleyen
Yokluğunu kör karanlık gece sayanlar
Yüce gökyüzünde kutsal ateşi gölgeleyip
Yas tutan, umutla her dakika seni kutsayanlar,
Ah, bir tutam yaşam uğruna hepsi bunların.
Bütün günlerin gecelerin üstünde
Derinlerde saklı bir inancın yoğun etkisi
Ve doğanın yeryüzünde ışıyan gerçekliği
İnsanlık ülkelerine ışık tutsun diye seninle…
Ölmeye yatanların tiksinç umutsuzluğu üstünde
Yükselir bir anda senin sözlerin
Gün ışıltılarıyla
Mırıldandığın sözleri gözlerinin
Meleklere özgü bir bakışla gerçekleşir.
Sana en çok gönlünü borçlu olanlar
Şükranlarını sunar saygıyla
Güzel varlığına tapınmak için
Ah, hatırlar mısın o günleri…
Saf tutkuyla sana adanmış olan
Çaresiz biri bu güçsüz dizeleri yazdığında
Oydu evet, tatlı ürpertilerle kendinden geçip
Ruhunun bir meleğin görüntüleriyle
Ebediyen yoldaş olduğunu
Yazarken duyurmak içindi sana.
Fi tarihinde kervanların buluşma yeri olan, hac zamanında Mekke'ye doğru yola çıkacak beyaz develerin toplandığı Üsküdar'da yaz aylarında güneş batarken tüm evlerin camlarından sanki alevler fışkırır; şehre yeni gelmişseniz koca bir semtin yandığını zannedersiniz. Dört tane güzel cami vardır: Mihrimah Camisi, Yeli Valide Camisi, Atik Valide Camisi ve Orta Valide Camisi (Çinili Cami). Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur adlı romanında bu dört güzel caminin aşka, güzelliğe yahut hiç olmazsa annelik duygusuna ithaf edilmiiş olduğunu söyler ve bunu Üsküdar'da hakiki kadın saltanatı olmasına bağlar.
Bakışlar Üsküdar'ı iyice resmettikten sonra sağa doğru, Kadıköy tarafına çevrilip orada Florence Nightingale adlı hemşirenin Kırım Savaşı'nda yanımızda savaşırken yaralanan İngiliz askerlerine şefkat dağıttığı kadim Selimiye Kışlası'na bir selam çakar. Bu binanın 12 Eylül döneminde sıkıyönetim karargâhı olduğunu hatırlayanlar bu selama katılmaz, kimileri suskun kalmayı tercih eder, kimileri ise açıktan lanetler. En iyisi oradan uzaklaşmaktır. Gözler sola doğru Boğaz'a kaydığında, sular Çengelköy'le Bebek arasında, orada sanki emsalsiz güzellikteki bir gölün karşı kıyısına vuruyormuşcasına sonlanır.
Ethem'e...
Ethem, bir hayali karakter. Ancak onu yazarken sıkıntısını, yalnızlığını, el yordamını o kadar derinden hissettim ki, bu kitabı Ethem'e ithaf ediyorum.
Eserimi büyük bir ruh ağı gibi,
Birbirlerine saçlarıyla bağlanan o kadınlara ithaf ediyorum.
Seven,doğuran,ümit eden
Binlerce defa düşüp yeniden ayağa kalkan,
Eğilen ancak yenik düşmeyen kadınlara.
Onların savaşını biliyorum,
Gözyaşlarını ve sevinçlerini paylaşıyorum,
Her biri biraz ben.