Su gibi akan bir kitap. Yazar eserini, romanın kahramanlarından biri olan Ethem’e ithaf etmiş. Çok haklı bir ithaf olmuş bence. Ama yine de ben olsaydım Ethem’e ve Nurten’e ithaf ederdim.
Yazar olayları adı geçen kahramanların farklı bakış açılarıyla ele almış. Herkes kendince haklı. Ama kendince haklı olmak yetmez. Bazı karakterler gerçekten bencil, rahatsız edici bencillikleri de çok yaygın bir durum Malesef.
Geçmiş travmaları hayatlarına ilmek ilmek işlenmiş, motif olmuş karakterlerin. Yaşananların; ama büyük ama küçük, geçerli bir sebebi var. Mesela ben Mürüvvet’i bile anladım. Yine de Ethem’le Ekrem’e çok günah etmiş. Senin derdin Kazım’la.
Bu kitabı okurken şunu düşündüm, normalde tek bir ailede bu kadar üst üste skandal bir arada olmaz. Yazar muhtemelen sağdan soldan duyduğu çeşitli yaşanmış olayları romanında tek bir aile çatısı altında ete kemiğe büründürdü. Çok güzel işlemiş.
Çok kısa karakterlerin özelliklerinden -kendi bakış açımla- bahsedeceğim. *Spoiler olabilir*.
Ethem çok iyi bir adam, çok düzgün, namuslu, çalışkan. Sebebini bilmediği bir yalnızlık, yabancılık hissiyle geçirmiş ömrünü.
Nurten Ethem’in karısı. Ethem’den daha iyi bence. Pırlanta gibi bir kalbi var, içler acısı da bir hikayesi. Saflık derecesinde de dindar. Akıl süzgeci din konusunda zayıf.
Hülya sözünün eri, yiğit bir kadın. Ben Hülya’yı çok sevdim. Çok omurgalı kadın vesselam. Çok düzgün, dosdoğru. Öyle bir dostum olmasını isterdim.
Emin Hülya’nın kocası. Kötü biri değil belki ama Hülya ne kadar omurgalıysa Emin de tam tersi omurgasız olmuş. Hep eğilip bükülmüş, kendi kararlarını verememiş.
Ekrem küçük kardeş. Biraz kurnaz. Kurnazlığı sebebiyle yaptığı evliliğinde esir olmuş ama karısının hatırına değil, kayınbabasının hatırına sürdürmüş evliliğini. Onca sahipsiz ve sevgisiz