Puan vermedi·240 syf.··
2026 37. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:14
Büyük bir masa düşünün sağcısı , solcusu , muafazakarı, milliyetcisi hepsi bir arada ve yıllar önce sarı bir bavulda duran mektuplardan yola çıkarak bir film yapmak istiyorlar . Editör, yönetmen, yazar, emekli polis hepsi birlikte. Taşlamalar, laf sokmalar, galiz küfürler ; okurken hem eğlenecek hem gelinen noktaya üzülecek , hem de bu da mı olmuş diyeceksiniz. Taber, Can,Ali Tahsin,Muzaffer, Ve ' lit hepsi sizi bekliyor. Para ve mevki için satılan itibarlar, köseleye dönmüş suratlar, hiç bitmeyecek aşağılık kompleksi , bir çırpıda yolda bırakılan dostlar ve görüşler. Murat Uyurkulak yine döktürmüş
DipteMurat Uyurkulak · İnkılâp Kitabevi · 202639 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2026 96. kitabı
"Kitapların bizi dünyanın herhangi bir köşesine ve zamanına götürebilme gücüne hayranım. Öte yandan Kolombiyalı ünlü bir karikatürist değiliz ve muhtemelen Kolombiyalı ünlü bir karikatürist tanımıyoruz. Ama kitaplar bunu da yapabiliyor, bizi hiç rastlayamayacağımız insanların yaşamına götürüyor. Hayatın farklı alternatiflerini tanımamızı sağlıyor. İtibarlar’da tanıdığımız ünlü karikatürist Javier Mallarino gazetede yıllardır gündemdeki olaylarla ilgili karikatür çizmektedir. İş adamları, yerli ve yabancı siyasetçiler, din adamları; kimse onun çizgilerinden kaçamaz. Yıllar boyunca tanınan, saygı duyulan ve hatta biraz da çekinilen bir adam olmuştur. Fark edilip de söylenmeyenleri çizer. Yıllar boyunca tanınan, saygı duyulan ve hatta biraz da çekinilen bir adam olmuştur. Fark edilip de söylenmeyenleri çizer. Şehir dışında yaşamaktadır ve artık Bogota’nın hareketinden uzaktadır. Romanın açıldığı sahnede onu uzun zaman sonra şehre gelmiş halde buluruz. O gece onuruna düzenlenen bir törene gitmeden önce ayakkabılarını boyatmakta ve şehri izlemektedir. Şehir son gördüğünden beri değişmiştir. Mallarino unutmak ve yok olmak arasındaki ilişkiyi düşünür. “Kolombiya’daki yegane demokratik şey unutuştur.” Törene giderken eski eşi ile karşılaşır. Böylece biz de Mallarino’nun hayat hikayesini kaba taslak öğreniriz. Haftaya yakısır bı kıtap okuduk samımı bır dili akıcı bir konusu olan İtibarlar
Edebiyat & Roman
İtibarlarJuan Gabriel Vasquez · Everest Yayınları · 201880 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İsimsiz Mahkum…
10/10
·120 syf.··
2025 32. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2025 16:27
Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü adlı metni, aslında bir hikâyeden çok insanın vicdanına tutulmuş bir aynadır. Okurken olayları takip etmiyorsunuz; bir zihnin içinde dolaşıyorsunuz. İsimsiz bir mahkûmun son saatlerine tanıklık ederken, suçtan çok cezayı, adaletten çok insanlığın sınırlarını düşünmeye başlıyorsunuz. Hugo’nun yaptığı şey büyük bir edebî gösteri değil aksine yalın, doğrudan ve sarsıcı. Mahkûmun korkusu, umudu, inkârı, kabullenişi… Hepsi öyle insani ki, bir noktadan sonra onun ne yaptığı önemini yitiriyor. Çünkü kitap, insanı suçuyla değil varlığıyla yüzleştiriyor. Ölümü bekleyen birinin zihninde dolaşırken, devletin soğuk mekanizması ile bireyin kırılganlığı arasındaki uçurumu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bu metni bugünle ilişkilendirmeden okumak neredeyse imkânsız. Çünkü Hugo’nun sorguladığı şey sadece 19. yüzyılın idam cezası değil; modern dünyanın hâlâ çözmekte zorlandığı şu sorudur: Adalet gerçekten onarmak mı ister, yoksa sadece cezalandırmak mı? Bugün idam cezası birçok yerde kalkmış olsa da, toplumsal yargılama, linç kültürü, insanı tek bir hatasına indirgeme eğilimi hâlâ aramızda. Sosyal medyada birkaç saat içinde verilen hükümler, mahkemeden önce infaz edilen itibarlar… Hugo’nun metni bana şunu düşündürdü: Fiziksel giyotinin yerini bazen görünmez olanlar aldı ama mekanizma hâlâ benzer şekilde işleyebiliyor. Kitap bittiğinde geriye bir hikâye değil, rahatsız edici bir soru kalıyor: Bir insanı yok etmek, gerçekten bir şeyi düzeltir mi yoksa sadece toplumun kendi vicdanını susturma yöntemlerinden biri midir? Kitapta beni en çok sarsan detaylardan biri de karakterin bir isminin olmamasıydı. Victor Hugo’nun bunu bilinçli yaptığını hissediyorsunuz; çünkü ismi olmayan bu mahkûm tek bir kişiyi değil, insan olmanın çıplak hâlini
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,8bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2018 86. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2018 00:00
Juan Gabriel Vásquez "Kalem kılıçtan üstündür,”düsturunu mizahi hicvin köşetaşı, karikatür üzerinden anlatmış. Politikacı ve mizah ilişkisini en riskli yönleriyle ele alan bir roman. Adını "hücum etmek” anlamına gelen "caricare" sözcüğünden alan karikatür; bir şeyin, bir kimsenin, bir olayın alaylı, insanı güldürecek ve güldürürken de düşündürecek, abartılı bir biçimde çizilmiş resmîdir. Romanın başkahramanı da ünlü bir karikatürist, Kolombiya’da, başkent Bogota’da ... Sadece kalem ve mürekkep kullanılarak bir insanın hayatı ne kadar değiştirilebilir ? Peki ,doğruluğundan emin olmadan yapılan bir eleştirinin karikatürize edilmiş hali nasıl sonuçlar doğurabilir? Hikayesini düz bir şekilde anlatmak yerine, zaman atlamalı bir kurguyu tercih eden yazar, karakterlerin ruh hallerini, motivasyonlarını sürükleyici bir dille ve kanlı canlı betimlemeler ile yapmış . Kurguyu ve betimlemeleri görünmeyen bir el ile kıskıvrak yakalıyor yazar ve sıkıca kavrıyor okuyanı. Adeta mekanlarla, insanlarla aşina olana kadar yakanızı bırakmıyor. Karikatürist Javier Mallarino'nun gözüyle Kolombiya'da medyanın gücüne tanıklık ediyorsunuz.. Üstelik geçmişle hesaplaşarak ... Önce bir kapı aralamak gerek ama nasıl? “Sadece geriye doğru işleyen bir hafıza çok zayıftır" cümlesi okuma boyunca pelesenk olurken dilinize, aklınıza o meşum soru takılacak. Ya o #darkapı 'nın (Gide’ye selam) Juan Gabriel Vasquez İtibarlar anahtarını hiç bulamazsam ?
İtibarlarJuan Gabriel Vasquez · Everest Yayınları · 201880 okunma
7/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 18:21
yellowface birçok konuyu tekte ve karakterlere eklediği farklı katmanlarla ele alan bir kitap. karakterler doğru ve yanlış değil, karakterler bazen doğru bazen yanlış ve bazen doğru yöndeyken kişiliğinden ve insani zayıflıklarından ötürü yanlış. hayat ve insanlar karmaşıktır, bir gün bir şekilde olan kimse ertesi gün karşısına çıkan durumda farklı tepkiler ve kararlar verebilir. yellowface'in bunu çok iyi yakaladığını düşünüyorum. yellowface bir durum kitabı. okuyucu eğlendirmek ve müthiş akılda kalıcı bir hikaye anlatıp gitmek gibi bir derdi yok, aksine gerçek hayatta yaşanan olaylar üzerinde söylenmemiş, söylenemeyen ya da yanlış anlaşılmalar bataklığında debelenip duran mevzuları dökmek, tek yerde toplayarak kusmak istemiş yazar; böyle bakınca yellowface'ten muazzam bir gerilme, ters köşeler ve ilahi adalet beklemek, bir sonuç ummak sizi hayal kırıklığına uğratır. kitap, hayatın içinden bir sektör eleştirisi. size ders vermek istemiyor, olanı anlamanız için çırpınıyor. amerika'nın yayın sektörünü ele aldığından eğer şu an oralarda dönen ırk ve kültür savaşlarına hakim değilseniz çoğu şeyi abartı ve gereksiz bulabilirsiniz, bu yandan kitap sizi tatmin etmez ama eğer biliyorsanız tam olarak anlatılmak isteneni buram buram yaşarsınız. kitabın bir ders verme gayesi yok dediğim gibi, kendini övme durumu da söz konusu değil zira karakterlerin hepsi birden fazla kötü özelliğe sahip ki bu da başka bir meseleye getiriyor bizi: karakterlerde bir kötü özellik görünce ondan tamamen nefret etme ve haklı yanlarını da görmezden gelme. kitaplarda buna alıştığımızı biliyorum ama her kitapta aynı beklentiye girmek doğru değil. yellowface insan doğasını bana göre çok iyi yakalamış bir kitap çünkü karakterler karmaşık. haklılar ve haksızlar. farklılar ve onaylamasak bile o durumda o,
YellowfaceR. F. Kuang · William Morrow · 202313,5bin okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2025 31. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 23:01
Bu kitabı okurken, bir metni değil; bir terbiye meclisini dinlediğimi hissettim. Makalât, insana bilgi vermekten çok, insanın haddini hatırlatan eserlerden. Sayfalar ilerledikçe zihnim değil, kalbim yoruldu; ama bu yorgunluk bir ağırlık değil, bir arınma yorgunluğuydu. Şems-i Tebrizi, kelimelerini süslemek gibi bir derdin peşinde değil. O, sözün sahibini büyütmüyor; sözü dinleyeni küçültüyor. Küçültmek derken, insanın kendini ilahlaştıran enaniyetini kırıyor. Bu yönüyle Makâlât, insanı “bilen” değil, “bilen karşısında susmayı öğrenen” bir yere çağırıyor. Kitabı okurken en çok fark ettiğim şey şu oldu: Burada anlatılan tasavvuf, romantize edilmiş bir maneviyat değil. Aksine sert, sarsıcı ve yer yer rahatsız edici. Çünkü Şems, nefsin hoşuna giden yollardan değil, nefsin boğazına sarılan hakikatlerden konuşuyor. Bu metin, “ben oldum” diyenleri değil; “hiç oldum” diyebilenleri muhatap alıyor. Ben bu kitabı okurken, kendimi yüceltmedim. Aksine, eksildim. Eksilmenin ferahlığını hissettim. Çünkü her satır bana şunu fısıldadı: “İnsan, bildiği kadar değil; bildiğini terk edebildiği kadar yol alır.” Şems’in dili vakur. Ne bağırıyor ne yalvarıyor. Sadece konuşuyor. Ama öyle konuşuyor ki, insanın içindeki sahte itibarlar birer birer dökülüyor. İbadetin şekilden ibaret olmadığını, ahlakın sözden önce geldiğini, imanın ise iddia değil hal olduğunu tekrar tekrar hatırlatıyor. Bu kitap bana şunu öğretti: Tevazu, kendini aşağılamak değildir. Tevazu, kendini merkeze almaktan vazgeçmektir. Enaniyet, yalnızca kibirle değil; fazilet gösterisiyle de var olabilir. Ve hakikat, çoğu zaman suskunların omuzlarında taşınır. Makâlât’ı bitirdiğimde “okudum” demek içimden gelmedi. Çünkü bu kitap okunan değil, insanı okuyan bir eser. İnsan, bu metnin karşısında kendini savunamıyor. Ya kabulleniyor ya
MakalatŞems-i Tebrizî · Ataç Yayınları · 2014625 okunma