O VE BEN Gökler dağıtamıyor toprağın efkârını Sorgusuz bir ifşadır anılara her duvar Öylesine ışıksız kaldı ki memleketim Kar bile lapa lapa hüzn-ü hayale uğrar O ve ben, ruh ve beden ihtilali içinde Derdimize aşina yıldızlara bakarız Yine de dağlar kadar itinalı biçimde Derde şifa oluruz, misk ü amber kokarız
O ve ben, ruh ve beden ihtilali içinde Derdimize aşina yıldızlara bakarız Yine de dağlar kadar itinalı biçimde Derde şifa oluruz, misk ü amber kokarız
Şiir
Reklam
Onlar en zarif ciltten, maroken taklidi cüżdana, en çıldırtıcı ve pahalı kokuların, pudra ve tuvalet eşyasının kutularına kadar giden, itinalı ambalajları ile, her büyüklükte, her biçimde, her renkte, kimi âdeta, "Ben bir fikir kadar faydalı ve o kadar kolay taşınırım!" diyen küçük, zarif ve cana yakın, kimi ağırbaşlı bir dost gıbi her türlü güveni vadeden oturaklı şişeleriyle, kadife kadar parlak ve tüylü üst kâğıtları, ayvacık tüyleri güneşte parlayan bir taze cilt gibi insana haz veren paketleriyle gündelik hayatımıza, hiç olmazsa şehirli ve cadde hayatına, kendilerine mahsus bir değişme getirmişlerdir.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Muzaffer Ozak hoşgörülü, sevimli, şakacı bir zattı. Kadınlara karşı çok saygılıydı. Bir gün dükkânında kollarını sıvamış çok dikkatli bir şekilde kitap raflarını inceleyen bir hanımefendi gördüm. Muzaffer Hoca âdeti olmadığı halde bu hanımla bizzat ilgileniyor ve aşırı bir saygıyla davranıyordu. Mevlit Hoca'ya sessizce bu hanımın kim olduğunu sordum. -Fuad Köprülü'nün çok sevdiği bir öğrencisi, tarih hocası Fevziye Abdullah Tansel Hanım, dedi. Fevziye Hanım sonraki yıllarda Namık Kemal'in mektuplarını dört cilt olarak çok itinalı bir şekilde yayına hazırlamıştı.
Bütün bir tarih devri laleler en zarif, en makbul çiçeklerdi. Rengarenk, büyük ve derin kokulu güller bilhassa kıvamları ve edalarıyla çiçeklerin en mükemmeli sayılır. Kokularının bir damla acısını duyuran karanfiller, hakikaten "Yârin dudağından getirilmiş bir katre alev" gibidir. Ve itinalı çiçekler arasında daha tevazulu, daha küçük mor menekşeleri, bir damlacık beyaz vücutlarıyla yaseminleri, nazlı, hafif mor salkımları, ne güzel bir isimle hanımellerini, ince, eflatun renkli leylakları ne kadar severiz! Beyaz zambaklar, renk renk sümbüller, biraz Frenk halli ve isimli kamelyalar, krizantemler, gösteriş meraklısı orkideler de vardır. Boğaziçi toprağına ve havasına çok uyan ve büyük bir ağaç haline gelen manolyalar biraz mayhoş fakat tesirli kokularıyla inhitat zamanındaki rengi kararmış yalının, her nedense, bir akrabası gibi görünürler. Uzaktan bazı ağaçlar tam birer çiçek gibi gözükür, bütün bir ağaç kocaman bir çiçek olmuştur. Bir erguvan için için canlı bir alevdir.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Ömrümün yarısına yazık ya hu.. Değmez..
Bu çeneyi dağıtmak, bu krem içinde yüzen tombul yanağı, bu yolunmuş, itinalı kaşları birbirine geçirmek, mânasız bozuk bir gramofon plağı gibi parçalamak için ömrümün yarısını nasıl seve seve verirdim.
Sayfa 158 - İkinci Bölüm - Küçük Hakikatler - Dergah Yayınları
Edebiyat
Reklam
Reklam