Birleşik bir parti olarak olarak Mustafa Suphi liderliğinde kurulan TKF’nin Bolşeviklerin de desteğiyle Milli Mücadele döneminde oldukça önemli bir siyasal aktör haline gelmesinin azımsanamayacak bir olasılık olduğu ortada. İştirakiyun Teşkilatları Kongresi’ne katılan çevreler temel alınırsa TKF’nın Trabzon ve Erzurum gibi önemli Anadolu şehirlerinde yerel şubeleri olan geniş bir örgütlenme ağı oluşturacağı öngörülebilir. TKF’nin İstanbul’da İştirakiyun Teşkilatları Kongresi’nde temsil bulan, başta İKG ve TKBG gibi grupları bir araya getirebildiği ölçüde geniş bir örgütlenme potansiyeline sahip olduğu da açık. Mütareke döneminin başlarından itibaren İttihatçı, sosyalist ve komünist kesimler arasında gelişen işbirliği süreçleri ve birlikte çalışma pratikleri ekseninde düşünülecek olursa TKF’nin tüm bu ilişkiler ağını kontrol eden sosyalist eğilimlerin yanı sıra anti-emperyalist ve sol görüşlere sempati besleyen radikal İttihatçı unsurlar nezdinde de bir çekim merkezi haline gelebileceği anlaşılıyor, ki TKF’nin kuruluşunu izleyen birkaç ay içinde Millî Mücadele içinde yer alan sol eğilimliler kademeli olarak tasfiye edilmiş, 28-29 Ocak 1921’de Mustafa Suphi ve yoldaşları katledilmiştir.