Evet, Michel Zevaco’nun ölümsüz eseri Pardayanların 3.cildininde sonuna geldim. Daha 7 cilt kalmasına karşın bitecek hüznü de yavaş yavaş beni sarmaya başladı.
İlk iki ciltte ki yorumlarımda, gerek Michel Zevaco’dan gerekse çeviriyi yapanlardan sanıyorum yeterince bahsettmiştim. O yüzden tekrara girmek yersiz olacağı için elimden geldiği kadar eserden bahsetmek isterim.
1553 yılı Fransa’sı ve Kral IX Charles döneminde başlayan macera, üçüncü ciltte, 1572 yılı Katolik Ve Protestan Huguenot katliamı sonrası Fransa’nın 1588 yılları ve III Henry dönemini yaşatıyor yazar okurlara.
Paris yine kaynamaktadır. jean Pardayan artık orta yaşlardadır. Bir yandan halk içinde için için Katolik, Protestan kini sürerken, diğer yandan Valois, Bourbon, Lorraine hanedanları arasındaki taht mücadelesi devam etmekte, Bizans oyunları, taraf değiştirmeler, acımasızlıklar vs tam hızla devam ediyor. Tüm bu olumsuzluklar, kötülükler ve Karanlıklar içinde mücevher gibi parlayan karakter Jean Pardayan.
İlk cilt yorumumda yazmıştım, Pardayanlarla ilk tanışmam ve okumam çok uzun yıllar öncesinde çocukluğumda olmuştu ve bana okuma alışkanlığını kazandıran kitapların başlarında gelen bir eserdir.
Nefis, naif ve müthiş akıcı bir anlatım dili. Aşk, macera, mizah, gerilim, kötülük ve en önemlisi onur, merhamet, adalet, dürüstlük adına canını ortaya koyma derecesinde kahramanlık.
Ben bu serinin yayıncısı Dedalus yayınlarını kutlarım, o kadar kaliteli ve özenerek hazırlamışlar ki, okurun not alabilmesi için her cildin sonuna notlar başlıklı, 5-8 boş sayfa bırakmışlar.
Her şeyden önemlisi Fransızca aslından, tam metin ve kusursuz bir çeviri. On ciltlik olan bu seriyi kitapsever dostların kitaplıklarında bulunmasını ve okumalarını çok tavsiye ederim….