İ.dem

Istırabın ruha asıl değdiği nokta, idam edileceğini bilen bir adamın gündelik yaşayışındaki sıradanlıktadır. Ve onun ölümünden sonra geride kalanların yaşayışında. Herşey olup da hiçbir şey olmamış gibi. Yani her şey yine de yaşamakta düğümlenmektedir.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
6/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2016 22. kitabı
İvan İlyiç'in Ölümü kısa bir kitap ancak uzun bir hayatın özetini kapsıyor. İvan İlyiç hukuk eğitimi almış saygın bir insandır ve çalışma azmi sayesinde toplumdaki statüsünü yüksek makamlara taşımakta hiç zorlanmaz. Sahip olduğu güç, mevki ve para sayesinde evliliğine de bir mani yoktur ve uygun gördüğü bir kadınla hayatını birleştirir. Kısa süreli huzur ve mutluluk dolu evliliği yerini huzursuz, yıpratıcı bir evliliğe terk eder. Karısını memnun etmesi ve diğer insanların gözünde itibar sahibi olabilmesi için daha çok çalışması gerekmektedir. Hastalanıp yatağa düşene dek o dehşet verici gerçeği farkedemez: bir gün öleceği gerçeğini. Ve artık ölüm her geçen gün daha da yakınlaşmaktadır, yatağına yatmasına, yanına sokulmasına ve sivri tırnaklarını acı içindeki bedenine saplamasına az kalmıştır. Tanrı'ya isyan eder: "Ben bunu hakedecek ne yaptım? Bu acı son bulamaz mı? Eski mutlu hayatıma dönemez miyim?" Ve işte gerçeklerle yüzleşme vakti... Mutlu mu? Mutlu bir hayat mı? Koskoca ömrünün sonundasın İvan. Ölüm yatağında acı çekiyorsun ve yüreğine huzur serperek fiziki acılarını dindirecek olan tek şeyden mahrumsun. O şey ne mi? Biriktirdiğin güzel anılar ve güzel insanlar. Ne geçmişinde güzel anılar, ne de güzel insanlar var yanında ölürken. Tüm hayatın bu: iş, daha fazla çalışmak, sahte arkadaşlıklar, sevgisiz bir eşten ibaret. Ölürken tutunabileceğin hiçbir şey yok. Boşa geçmiş koskoca bir hayatın pişmanlığı ve bedenini kemiren acılardan başka hiçbir şey. Dostlarının sen öldükten sonra yerine kimin geçeceğini düşündüklerini, karınınsa ölümüne üzülmekten ziyade nasıl daha fazla para koparabileceğini dert ettiğini biliyorsun. Ama sen bunların hiçbirini haketmedin öyle değil mi? Neticede insan ölümü kendine nasıl yakıştırabilir ki? Yaşadığın şekilde ölme vakti İvan İlyiç.
Sağlık
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,2bin okunma
9/10
·80 syf.·
Beğendi
·
2017 53. kitabı
Spoiler olabilir siz yine de bir okuyun da gelin. Yine Stefan Zweig yine tek atımlık ama sindirmesi zor,düşünce bağırsağında emilmesi daha da zor bir başyapıt. Ama dikkat çekilmesi gereken nokta bu kitabın aslında Zweig'in kaleminden çıkmamış olduğudur. Ayrıntılı bilgiyi inceleme altındaki yorumda vereceğim. :) Bir an için çok çok aç olduğunuzu düşünün, yıllardır bir şeyler tüketmişsiniz ama hiçbir şey yememişsiniz, arayış içindesiniz ve sonra çok lezzetli ama küçücük bir tatlı(hadi baklava olsun) atmışsınız ağzınıza, bitmesin diye hareketsiz bekliyorsunuz ama eriyor, tükeniyor sonunda. İşte kitap bitince uzun zamandır hissetmediğim bu hissi tattım tekrardan. İşte dedim, incelemeye değer bir kitap. Hepimiz hayatımızın bir döneminde bir tükenmişliğe doğru ilerleriz, yaşamın anlamsızlığı bir yana bizim yüklediğimiz, gerçek olmasını umduğumuz, hayat dağına tırmanırken kullandığımız kamamız olan anlamımız elimizden kayıp terk eder bizleri. Duygusal bir donukluk sendromuna tutuluruz, bazısı için her şeyi yapacak parasının olmasıdır sebep; bazısı içinse hiçbir şeye sahip olamamanın acısıdır. İntihar düşüncesi de geçer zihnimizden, sanki varlığını yok olarak kanıtlamak mümkünmüş gibi. İşte bunun son bulduğu, zamandaki bir kopma noktası vardır, Zweig buna olağanüstü bir gece demiş. Hepimizin böyle bir gecesi vardır (ya da olacaktır) kim bilir. O andan sonra başka biri oluruz,hayatımızın geri kalanında o gecenin izini taşırız. Eğer o bilet ayağımızın dibine düşmese o gece belki de hiç gerçekleşmeyecekken, kaderimiz üzerindeki etkimizin bir yanılsamadan ibaret olduğu daha iyi nasıl suratımıza çarpılabilir ki? Yalnızlığın insan ruhunda uyandırdığı dalgalanmaları bu kadar güzel ortaya koymak, betimlemeler ve karakter analizlerindeki derinlik kendisinin bir Freud hayranı
Edebiyat
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,9bin okunma
Stefan Zweig Üstüne Bir Deneme
Stefan Zweig çok karamsar bir adamdı. Üstüne üstlük oldukça da hiperaktif biriydi. Bu tespitlerimi bir yerlerden kesinlikle okumadım, tamamen benim fikrim. Peki neye mi dayandırıyorum bu savımı? Yazdıklarına elbette. Kitaplarının çoğu yüz sayfayı bulmaz zira.(Kurmacalarını kastediyorum elbette) Oysa, modern romanlar çağıydı onun yaşadığı zaman. Zeitgeist’i bir romanın, anlatmaktan çok, göstermeye dayanırdı. Okurun kafasında canlandırmaya. Ve uzun uzun yazılırdı romanlar. Çünkü tasvir olmalıydı. Hem de bol. Zamanını tasvir etmeliydiniz romanın. Mekanını tasvir etmeliydiniz. Eşyaları tasvir etmeliydiniz. Çünkü internet yoktu o zaman. Buenos Aires’de mi geçiyor romanınız, o halde, eğer mekan önemliyse kurmacanızda, o kenti sokaklarına kadar ince ince betimlemeniz icap ederdi. İnternete girip görme imkanı yoktu okurun. Kahramanınızda Dissosiyatif Kimlik Bozukluğu mu var, bunu uzun uzun anlatmanız icap ederdi. Şimdi adını etmeniz yeter. Merakını cezbederse okurun, girer internete, öğrenir ıcığına kadar her şeyi. Değil mi? Ve düşünün ki bir kurmacada neler neler olur? Zweig bunlardan kaçındı ısrarla. Az detaylı temaları seçti ki az detay anlatsın. Çünkü, hiperaktifti. Yazarken önce kendisine darallar geliyordu. Ancak, gerektiği zaman, kaleminde bukle bukle güller açıyordu. Satranç’ı düşünün bir? Nasıl da güzel anlatır kahramanın satrancı ilerletip ustalaştığı mekan ve haleti ruhiyeyi. Ya Nazilerin kaybettiği anı? “Czentovic herhangi bir hamle yapmadı, elinin tersiyle ve kararlı bir hareketle bütün taşları tahtanın dışına itti. Ne olduğunu ancak bir saniye sonra anlayabildik: Czentovic oyunu bırakmıştı,” derken, o masanın bir seyircisi de sizsinizdir zira. Peki ya Olağanüstü Bir Gece’de, hani der ya “Yıllardır yokluğunu hissettiğim şeyi şimdi ele geçirmiştim. Birisi
10/10
·208 syf.··
2018 50. kitabı
İnsan yiyen gûlleri suçlarken, çocuğunu korumak adına insanlar tarafından öldürülen gûlleri görüyor kaneki. Artık kafası daha da karışık, kim iyi kim kötü?! İyi bildiklerimizi iyice sorgulatan bir bölüm olmuş. Konu daha da sarıyor ve tabi ben ilk görüşte uta ya aşık oluyorum hahaha umarım bir gûle aşık olmakla hata etmemişimdir ^.^
Tokyo Gul 2. CiltSui Ishida · Gerekli Şeyler · 20211,045 okunma