"Biz hangi devlet için savaşmıştık ?"
"Bazı subaylarımızın dediğine göre, İngilizler, kıpırdanan Hint Müslümanları yenildiğimizi iyice anlasınlar da uslu dursunlar diye bizi oraya götürmüşler. Esir olmak da savaşın cilvesidir diye birbirimizi teselli etmekteydik. Ama bir İngiliz astsubayı bir subayımızı tokatlayınca kahrolduk. İngiliz gemilerinin güle oynaya Çanakkale'den geçtiklerini, Fransızların Çukurova'ya girdiklerini, Ermenilerin Kars'ı aldıklarını, Yunanlıların İzmir'e çıktıklarını duyunca, üzüntüden ağlaştık. M. Kemal Paşa Anadolu'nun başına geçip de yedi düvele meydan okuyunca da sevinçten ağlaştık. Oradan Mısır'daki kampa getirdiler. Üç arkadaş kaçtık. Bilmediğimiz yollara düştük. Çölde kaybolduk. Yakalandık. Hapis yattık. Altı ay önce pis bir yük gemisiyle İstanbul'a getirip bıraktılar. Bir daha vurulduk. Çünkü İstanbul hükümetinin esirlikten dönenlerle ilgilendiği yok. Çoğumuz hasta, yaralı, sakat, bakıma muhtaç. Devlet yüzümüze bakmıyor. Sanki İngilizler dost, bizler düşmanız. Allah Allah! Biz hangi devlet için savaşmıştık? O kadar sayageldiğimiz Padişahımızın devleti, böyle bize yabancı bir devlet olmuş. Rumlarla Ermeniler, sakat, yalnız gazileri tenhada sıkıştırıp dövüyorlar. Neyse ki ben dilenmeden ve dövülmeden bir iş buldum. Kuruş kuruş yol parası biriktirdim. Param tamam olunca yola çıktım. Sonunda Allahıma bin şükür, köyüme döndüm, evime kavuştum.
Sayfa 154
Alıntı
Mustafa Kemal'in uyku düzeni ve sigara alışkanlığı hakkında
Mustafa Kemal Kurtuluş Savaşı hazırlıklarını Şişli'deki evinde olduğu kadar, son derece güvendiği büyükbabam Dr. Luigi Tergiman'ın konağında da sürdürmüştür. Pek çok kereler, ev halkı yattıktan sonra, evin perdeleri çekilmiş salonlarından birinde arkadaşlarıyla buluşarak sabahladıkları olmuştur. Mustafa Kemal, bu toplantıların bazılarına büyükbabamı da davet ederek kendisine duyduğu güveni belirtmiştir. Bu devrede Mustafa Kemal'in yorgun ve sinirli olduğunu, az uyuyup çok sigara içtiğini, çok az yemek yediğini gören büyükbabam muayene olması için ısrar eder. Mustafa Kemal büyükbabamın evinde, bir çay toplantısında tanıştığı aile dostu Dr. Hasan Hüsnü'nün de ısrarı üzerine sonunda muayene olmayı kabul etmiş. Teşhisin ne olduğunu bilmiyorum, ama Dr. Hasan Hüsnü, Mustafa Kemal'e, sigara ve içkiyi derhal azaltmasını önermiş. Mustafa Kemal gülerek önce, "Doktor, acı patlıcanı kırağı çalmaz" demiş sonra da düşünceli bir tavırla, "Atın ölümü arpadan olsun" diye ilave etmiştir. Bu anıyı bana Dr. Hasan Hüsnü'nün kızı Sayın Refia Dilgimen anlatmıştı
Sayfa 67·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sarayın İzmir'e «Nasihat heyeti» olarak gönderdiği cahil bir şehzade ile yanındaki itibarsız paşa ve arkadaşları, sadece «kadere rıza» tavsiye edip gitmişlerdi. Yunanların ise İzmir'i işgal edecekleri artık belliydi.
Sayfa 42·Kitabı okuyor
1996 yılında onaylanan paxil piyasaya sürüldüğünde ise halihazırda pek çok antidepresan kullanımdaydı. Bu nedenle GlaxoSmith-Kline, paxil için depresyonun yanı sıra anksiyete pazarını yarattı. İki yeni hastalık tanımlandı: Toplumsal Anksiyete Bozukluğu (Soci-al Anxiety Disorder SAD) ve Yaygın Anksiyete Bozukluğu (Generalizing Anxiety Disorder GAD). SAD ya da diğer adıyla sosyal fobi, ısrarlı ve aşırı utanma korkusu, GAD ise kronik, aşırı anksiyete (en az 6 ay) olarak manuel'de yerini aldı! FDA, SAD için 1999'da, GAD için 2001 yılında paxil kullanımı onaylandı. GlaxoSmithKline bun-dan sonra agresif bir reklam kampanyasına başladı. Kampanyanın temeli, hemen herkesin SAD ya da GAD olabilmesiydi. Paxil'e ait bir reklam cümlesi; 'imagine being allergic to people' (insanlara alerjiniz varsa) durumun vahametini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak paxil, viagra ve bir alerji ilacından sonra tüm dünyada tanı-nan üçüncü ilaç haline geldi. 2001'de reçete edilen ilaçlar arasında 6. sıradaydı. ABD'de 2001 yılında 2,1 milyar dolarlık paxil satıldı. Utanma ve endişelenme gibi doğal insan hissiyatları bir hastalığa dönüşürken tedavisi de paxil oldu (British Medical Journal 2002, Moynihan 2006).
Vay be ...
Mustafa Kemal'in kongredeki bu çalışmalarını içlerine sindiremiyen ve orduyu bırakmak istemiyen komite takımı onu öldürmeye karar verdi. İlk teklif fedayilerden Yakup Cemil ve Hüsrev Sami'ye yapılmıştır. İkisi de Mustafa Kemal'i sevdikleri için reddetmişler, Yakup Cemil üstelik Mustafa Kemal'e tedbirli olmasını söylemiştir. Ondan sonra aynı görevi Enver'in amcası Halil (sonradan ordu komutanı) ve Abdülkadir (sonradan Kuvay-ı Milliye devrinde Ankara valisi ve İzmir İstiklâl Mahkemesi kararı ile idam olunan) üstlerine almışlardır.
Cahil halk nasıl kışkırtılır;
Damat Ferid'e karşı meşrû gücünü TBMM'ye dayandıran Mustafa Kemal, sert önlemler almaya başladı. Evvelâ, şeyhülislâm Dürrîzâde'nin milli hareketi halifeye karşı isyan olarak niteleyen fetvâsına (11 Nisan 1920) karşı 5 Mayıs'ta Ankara Müftüsü Rıfat (Börekçi), bir fetvâ çıkararak Anadolu Milli Hareketi'ni İslâm adına onayladı. Bu gelişmeler karşısında Damat Ferid Hükûmeti, gerçek gücünü kaybediyordu. Ankara hükümetini açıkça bir isyan biçiminde yorumlayarak, Dürrîzâde'nin fetvâsına göre "hâinlerin devlete karşı ayaklandığı ve katilleri meşru olduğu" ilan ediliyor ve bu fetvâ, İngiliz-Yunan uçakları tarafından Anadolu'da halkın üzerine atılıyor, TBMM hükümetine karşı halk açıkça isyana kışkırtılıyordu.
Alıntı