8/10
·314 syf.··
2024 6. kitabı
serinin ikinci kitabıdır. üst not: kitabın künyesi yukarda olduğu için benim kendi görüşlerim ve azıcıkta spoilerli bir tanım olacak. hala okumayan/izlemeyen varsa tanımı okumaya devam etmese iyi olur. bence bu kitap harry'nin dumbledore ile gerçek anlamda ilk temas edişi. ilk kez bilgi alıyor ondan. Dobby ile tanışıyoruz. ilerde canım dobby harry'e çok yardım edecek. karanlık sanatlara karşı savunma dersi hocalarının hep fiyasko olduğunu iyice beynimize kazıyorlar. karanlık sanatlara karşı savunma dersi, bir nevi kötü büyücü amblemi gibi. ondan pek kimse talip değil. tabii snape dışında. felsefe taşında serideki karakterleri görmüş, iyi tarafta olan kişilerin detaylarını öğrenmiştik. bunda ise, voldemort kimdir? onu görüyoruz. çok akıllı biri olduğunu, manipülasyon yeteneğinin ne denli güçlü olduğunu, ginnyi kontrol altına almasından anlıyoruz. çocukluğunu, hogwarts yıllarından ufak detayları görüyoruz. bu okuyuşumda dikkatimi çeken bir bilgi oldu ki oda, dumbledore aslında harrye onun içinde bir ruh parçası olduğunu daha bu kitapta söylemiş. tomla benzerlik yada çataldil konuşma yeteneğinin sebebini sorarken üstelik. ilk hortkuluğun olduğu kitapta tabii böylesi bir bilgiyi vermesi çok doğaldı ama, daha tüm detayları bilmezken okuduğum için sadece yetenek ve güç aktarımı olarak yorumlamıştım bu kısmı. dip not: bu kitabı okurken en çok yetişkinlerin neden bu kadar olay dışı ve beceriksiz kaldığını sorguladım durdum. 12 yaşındaki çocuğa böyle şeyler yaptırılır mı hiç dedim ama, e çocuktan al haberi modundalar biraz. ondan bir şey diyemiyorum. bu dipnotu göz ardı ederseniz keyifle okunur.
Harry Potter ve Sırlar OdasıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201949bin okunma
10/10
·690 syf.··
2024 11. kitabı
7 serilik bir serüvenin son kitabıdır "ölüm yadigarları." adı gibi yadigar kalmıştır bize orası ayrı. bir yandan çok üzüldüğüm bir yandan da soruların çoğu cevaplandığı ve ana gruptan ölen olmadığı için sevindiğim kitap. ilk kayıp hedwig oluyor. okula başlarken harrynin yoldaşı olan hedwig, bu son zorlukta da ona yardımcı olacak kısımda yer alamıyor ne yazık ki. harry son kez teyzesinin evinden ayrılırken, hedwig yolda öldürülüyor. (beyaz tüylü, tavır ve davranışları ile 6 kitap boyunca harrynin yanında duran, büyü dünyasına bağlantımızı sağlanyan güzel kuş. ) öldüğünde gerçekten çok üzüldüm ama yola devam ettik. bu kitapta, dumbledore'un hayatı da gözler önüne serilyor aynı zamanda. sır küpümüz dumbledore, geçmişi ile dünyadan göçtükten sonra yüzleşiyor. yazık.. hermione'ye bu kitapta bir daha hayran olmadan edemiyorum açıkcası. herşeyi planlıyor, hazırlıyor. en ufak noktasına kadar organize oluyor. bu yolda eğer bu karakter olmasa idi, harry başarılı olabilir miydi? sanmıyorum. kitap bir son, bir veda olduğu için tek tek tüm karakterleri anlatmak, tüm olayları yorumlamak istiyorum ama 5 tanım falan yazsam ancak istediğim oranda anlatabilirim sanırım. o yüzden, çok uzatmadan bağlayacağım. harrynin son hortkuluk olduğu ve annesi gibi diğer insanların yaşaması için kendini gözü kapalı ölüme götürmesi takdireşayandı. hatta bu yaptığı ile, savaşan büyücü ve cadılara bir tür koruma da sağladı annesinin ona yaptığı gibi. sevgi gerçekten güçlü kadim bir büyü. altını tekrar çizdiler. tüm ölen karakterlere üzülsem de en çok tonks ve lupin'e üzüldüm. daha yeni bebekleri olmuştu. bir de fred'e tabii. o ikili ayrılmazdı gözümde. biri yaralı iken, diğerinin ölümü beni çok yıprattı. diğer yandan, jk rowling'e ron'u öldürmeyi tercih etmediği için teşekkür ediyorum. eğer böyle
Harry Potter ve Ölüm YadigarlarıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 201628,7bin okunma
Reklam
9/10
·128 syf.··
2026 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:18
Bir Kutu Kitap aboneliğimde gönderilen ve yazarla tanışmama vesile olan bir kitap yetişkin bir adamın on iki yaşındayken ki hatıralarını konu ediniyor. Yetişkin bir adamın gözüyle anlatılmasına rağmen kitabın çocuksu dili bana yıllar önce okuduğum J.D. Salinger'in Çavdar Tarlasında Çocuklar adlı kitabını hatırlattı. Tek fark Salinger'in kurguladığı karakter olayı yaşadığı andan itibaren anlatıyordu ancak Brautigan'ın baş karakteri tabiri caize bir 'flashback' ile anlatıyor. Anlatıcı 12 yaşındayken yoksulluklarını, ailesinin onu ihmal edişini, tuhaf bulunduğu için arkadaş çevresinden dışlanılışını ve tek arkadaşını kaybedişini yetişkin gözüyle ama çocuk diliyle anlatıyor. 44 yaşındaki bir adamın 12 yaşındaki haline acaba o gün mermi yerine hamburgeri mi seçmesi gerektiğini tekrar tekrar soruyor. Kısacık bir kitap olmasına rağmen II. Dünya Savaşı'nın insanlar üzerinde bıraktığı etkileri, yalnızlaşmayı, iç hesaplaşmayı ve yoksulluğu dolu dolu işlemiş. Keşke ve pişmanlık hissi kitabın her satırına sinmiş durumda. Kitabın yazarı daha sonra intihar ederek ölmüş ve kitap, otobiyografik denilebilecek ölçüde kendi hayatına biraz göndermeler içeriyormuş. Bu açıdan da nedense yazarın hayatına son verişini biraz Sadık Hidayet'e benzettim. Daha önce ismini bile duymadığım bir yazardan bu kadar etkileneceğim ve sevdiğim yazarlarla ve kitapla benzerlik kuracağımı düşünmemiştim. Güzel bir okumaydı.
1000Kitap
Yani Rüzgâr Her Şeyi Alıp GötürmeyecekRichard Brautigan · Epona Kitap · 2026156 okunma
Her Sabah Sıfırdan Başlayan Bir Kabus
7/10
·376 syf.··
2026 66. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kurgusu sizi içine çeker ama hissettirdiği o yoğun klostrofobik atmosfer yüzünden okurken nefesinizi tuttuğunuzu fark edersiniz. S. J. Watson ’ın Uyuyana Kadar romanı benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Baştan söyleyeyim: Bu kitap herkesin rahatlıkla okuyabileceği, sakin bir gizem hikayesi değil; ciddi anlamda tekinsiz, gerilimli ve yer yer insanı psikolojik olarak çok rahatsız eden bir yapıya sahip. Eklemek İstediğim Önemli Bir Not: Kitabın genelinde beni hikayeden ve karakterlerden ciddi anlamda uzaklaştıran, okuma keyfimi kaçıran bazı detaylar vardı. Özellikle aralara serpiştirilmiş olan ilişki sahneleri bana hem çok gereksiz hem de anlatım tarzı olarak çok vıcık vıcık geldi. Bu sahnelerin hikayeye hiçbir katkısı olmadığı gibi, zaten var olan o tekinsiz ve sapıkça atmosferi iyice katmerlemiş. Açıkçası bu detaylar ve kitabın aşırı doz gerilimli yapısı beni çok huzursuz etti. Benim gibi bu tarz sahnelerden ve aşırı bunaltıcı, rahatsız edici ilişkilerden hoşlanmayan okurlar için kesinlikle tavsiye etmeyeceğim bir kitap hiç olmasın demiyom olsun ama şeyini çıkarmadan. Ne Anlatıyor? Ana karakterimiz Christine, her sabah hiç tanımadığı bir yatakta, tanımadığı bir adamın yanında uyanıyor. Aynaya baktığında ise beklediğinden çok daha yaşlı bir yüzle karşılaşıyor. Yanındaki adam, onun kocası Ben olduğunu ve geçirdiği büyük bir kaza yüzünden her gece uyuduğunda hafızasının sıfırlandığını söylüyor. Christine, her gün hayatını bu yabancı adamdan yeniden öğrenmek zorundadır. Ancak bir gün, doktorunun yönlendirmesiyle gizlice tuttuğu günlüğü bulur ve ilk sayfada kendi el yazısıyla yazılmış o tüyler ürpertici notu görür: "Ben'e güvenme." Bu Kitap Neden Herkese Göre Değil? (Rahatsız Edici Unsurlar) Kitabı okurken bazı okurların (ve benim de yer yer) neden çok
İnceleme
Uyuyana KadarS. J. Watson · Doğan Kitap · 2012848 okunma
7/10
·264 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 23:03
Kitabın isminden dolayı çok farklı bir kitap okuyacağını düşünmüştüm. Ama yazar şaşırttı beni. J. M. Coetzee 'den okuduğum ilk kitap. Ve sarsıcı bir konu. Üniversitede hocalık yapan 52 yaşındaki David iki kere evlenip boşanmış ve bir kızı olan ama aynı zamanda tutkularına engel olamayan, öğrencileriyle bile cinsel münasebette bulunan bir kişi. Ve okul yönetimi bu durumu öğrenince David'in ilişiğini bir şekilde kesiyor okulla. David'in öğrencisiyle yaşadığı münasebet farklı boyutlarda yalnız. Biraz zorlama gibi hafif tecavüzvari. Kızı Lucy'nin yanına gidiyor. Kızının çiftlik benzeri bir evi var. Cape Town denilen bir bölgede yaşıyor ve orada siyahiler var anladığım kadarıyla. İlk başta kızı babasından, babasının onun yanında kalmasından memnun. Fakat talihsiz bir olay gerçekleşiyor ve işte orada, yaşananlardan dolayı baba ve kızın arasında bir uçurum oluşuyor. David'in genç kızlara yaşattığı şeyin çok daha beterini kızı yaşıyor. Belki de kızı babasını suçluyor. Zaten mantık onun düşünmeye itiyor insanı. David'e bir baba olarak hem üzülüyorsunuz, hem nefret ediyorsunuz ondan. Adamın kızı hakkındaki düşünceleri bile leş. Yer yer beni rahatsız etti. Belki de ben henüz alt metnini anlayacak kapasitede değilimdir. Böyle rahatsız edici bir konu okumak isterseniz buyurun. Sürükleyici, kendini hızlı okutan bir kitap. İyi okumalar...
Edebiyat
UtançJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 20183,528 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 44. kitabı
Kristie Montee ve Kelly Nichols adlı iki kız kardeşin P.J. Parrish takma adıyla yazdığı Ölüm Şarkısı polisiye tutkunlarını müzik ve cinayetin harmanlandığı karanlık bir labirente sürüklüyor. Gazeteci Matt Owens, kız kardeşi Mandy ile Miami Beach'te bir gece kulübünde eğlenirken gözünü sadece birkaç dakikalığına ondan ayırır ve Mandy aniden ortadan kaybolur. Ertesi gün genç kızın eski bir otel odasında, bir buz kıracağı ile vahşice öldürülmüş cesedi bulunur. Yaşadığı büyük suçluluk duygusuyla yıkılan Matt, kardeşinin eşyalarını teslim aldığında polisin gözünden kaçan hayati bir ipucu yakalar: Mandy’nin iPod’una, onun müzik tarzıyla hiç uyuşmayan gizemli bir şarkı yüklenmiştir.Bu şarkı, The Rolling Stones’un "Too Much Blood" (Çok Fazla Kan) parçasıdır ve sözlerinde Paris’ten bahsetmektedir. Matt, bu karanlık izin peşinden Paris’e kadar gider ve orada Fransız polis müfettişi Eve ile iş birliği yapar. Kısa sürede fark ederler ki Mandy ilk değildir; karşılarında kurbanlarını sadece sarışın kadınlardan seçen ve her cinayetin ardına dijital bir "ölüm şarkısı" bırakan, kurbanlarıyla kedi-fare oyunu oynayan acımasız bir uluslararası seri katil vardır. Normalde katilin en son sayfada açıklandığı klasik "Katil kim?" (Whodunit) tarzı polisiyeleri severim. Fakat bu kitapta yazar katilin kimliğini bize en baştan veriyor. Buna rağmen hikaye sürükleyiciliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. Katilin zihnini okurken, Matt'in adım adım ona yaklaşmasını izlemek bende bambaşka bir gerilim ve merak uyandırdı. Hepimizin günlük hayatta severek dinlediği sıradan bir şarkının, bir kadının ölüm fermanı olması fikri tüylerimi ürpertti. Kitabı okuduktan sonra kendi müzik listeme bakarken bile "Acaba?" diye düşünmeden edemedim. Yazarın cinayet sahnelerini müzik ritmiyle senkronize etme
Ölüm ŞarkısıP. J. Parrish · Arkadya Yayınları · 20171,595 okunma
Reklam
Reklam