Peki, haftanın günlerinin isimleri nereden geliyor? Haftanın günlerini Güneş, Ay, Satürn ve cennetteki en yakın beş varlıkla isimlendirme geleneği antik Babilon zamanına kadar gider. İngilizce’deki gün isimlerine bakarsak Güneş, Ay ve Satürn’ü hemen görebiliriz, Sunday (Pazar veya Güneş günü), Monday (Pazartesi veya Ay günü), Saturday (Cumartesi veya Satürn günü). Diğer isimleriyse Fransızca veya İspanyolca’da görmek daha kolaydır. Örneğin, Mars, Mardi veya Martes olur, Jüpiter Jeudi veya Jeuves, Venus Vendredi veya Miercoles olur. Ayrıca Mars, Jüpiter, Mercury ve Venüs’ün Roma tanrı ve tanrıçaları olduğunu da unutmayalım. İngilizce dilinin Germen kökenleri vardır ve eski Germenler bu günlerin bazılarını İskandinav tanrılarının isimleriyle değiştir-miştir. Böylece Mars Tiw, Mercury Woden, Jüpiter Thor ve Venüs Freya olur.
Böylece biz de İngilizce’de haftanın bugün kullandığımız isimlerini elde ederiz, Tuesday (Salı veya Tiw günü), Wednesday (Çarşamba veya Woden günü), Thursday (Perşembe veya Thor günü) ve Friday (Cuma veya Freya günü).
Eğer Ay, olduğundan daha küçük olsaydı veya Güneş'e ve Jüpiter'e göre daha farklı bir mevkide bulunsaydı, "Dünya'nın sıcaklığına uzun dönemli bir istikrar" sağlayamazdı. Buna göre, eğer Dünya'nın bir uydusu olmasaydı, gezegenimizin iklimi hareketli, sert ve daima değişen bir halde olurdu. Sadece küçük canlılar hayatta kalabilir, bugün bildiğimiz anlamda [birçok canlının muntazam bir ekosistem içerisinde yaşadığı] hayat mümkün olmazdı.
Gezegenimizin konumu: Dünya'mızın hayatın devamını sağlayan özelliklerinden biri de Güneş ile arasındaki mesafedir. Dünya, yaşam için en elverişli koşulların sağlanabileceği bir mevkide bulunmaktadır.
Bu alan "merkez yıldızdan sağlanan ısının okyanusların hem donmayacağı hem de kaynayacak kadar ısınmayacağı, gezegenlere ait bir yüzey ısısı sağlaması" olarak tanımlanır. Eğer gezegenimiz Güneş'e çok az miktar dahi yakın olsaydı, hayatın devam edemeyeceği kadar çok sıcak olurdu. Eğer çok az miktar dahi uzak olsaydı, bu sefer de hayata imkan tanımayacak kadar soğuk olurdu.
Jüpiter'in yerçekimi: Bir gaz devi olan Jüpiter'in Güneş sistemimizde bulunmamasının çok hayatı sonuç-ları olurdu. Jeolojik Bilimler Profesörü Peter Ward'ın görüşüne göre, "Jüpiter olmasaydı, Dünya'da, büyük ihtimalle, hayvan hayatından söz edemezdik. "258 Jüpiter, kozmik bir kalkan görevini üstleniyor; kuyruklu yıldızların ve diğer gök cisimlerinin gezegenimize çarpmasına mani oluyor, çünkü Jüpiter'in yerçekimi kuvveti, gök cisimlerini deyimi yerindeyse, 'emiyor'. Eğer bu dost canlısı gaz devi olmasaydı, ileri/gelişmiş yaşamın gelişimi mümkün olmayabilirdi.
Jüpiter'in etkisini inceleyen NASA Sagan Akademi Üyesi Rebecca Martin, konu hakkında şunları ifade ediyor: "Çalışmamız gösteriyor ki şimdiye kadar gözlemlemiş olduğumuz gezegensel sistemlerin en küçük parçası dahi, doğru bir mevkide bulunan dev gezegenler sayesinde uygun bir büyüklükte bir asteroid kuşağı oluşturarak yakınlarından bulunan, içerisinde kara parçası bulunduran gezegenlere hayat barındırma imkanı sağlıyor... Çalışmamız, Güneş sistemimizin belki de [rastlantı yerine özel tasarlanmış bir sistem olduğuna işaret ediyor.
Gürültüleri kontrol altına alma gücü, savaşmak ve aç bırakmakla beraber tanrıların en önemli üç vasfından biridir. Jüpiter dinler ve gürler; Mars tehdit eder ve savaşır; Quirinus ekim yapar ve besler. Tek Tanrı bu üç işlevi birden üstlenir. Bir İskoç efsanesine göre Kral Leevellyn de yasallığını bu işlevleri üstlenerek elde eder.
Bir insanın gücünün yetmeyeceği şeyleri gerçekleştirebileceğini ileri sürmesi doğal değil miydi? Zayıf insan kaldırdığı ağırlıktan söz eder, utangaç, kafa tuttuğu devlerden, fakir, kullandığı hâzinelerden, en basit köylü, gururu konusunda kendini Jüpiter sanır.
Senden alınan şeylere karşı senden alınamayacak olanlar koysana! Bu, senin iradendir. İradenin hürriyetine ise, Jüpiter bile müdahale edemez. İşte asıl hürriyet budur.