Adını bile bilmediğim sesini hiç duymadığım yüzünü görmediğim çocuk nasıl da bana benden daha yakın olabilirsin nasıl da gelip acını acıma katabilirsin. Okurken ağlamadım ama ağlayarak klişeleştirmek istemediğimden ağlamadım. Aynı zamanda iyi ki kitabı okumadan önce inceleme ya da eleştirisine bakmamışım aynı tadı alamazdım. Aynı anları yaşayamazdım. O gücün yetmediği acizliğiyle başbaşa kaldığı yerlerde o acizliği yaşayamazdım.Çünkü ben o çocuktum orada oturmuş boynuzlu Maral ananın boynuzuna takıp getireceği beşiği bekleyen beklerken de hayaller kuran dedemin sonunda mutlu olduğunu hayal eden o adsız çocuktum. Ki bence çocuğun adının olmaması da güzeldi çünkü çocuğun adı her seferinde değişecekti .Okuyanın adını alacak okuyanın çocukluğu olacaktı. Böyle sanal gerçeklikler içinde geçen zamanda kitabın o buz gibi temiz ,soğuk gerçekliği o kadar iyi geldi ki.