"Izdırap çekiyorum. Sen de beni seviyor musun?"
Puan vermedi·292 syf.··
2025 49. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2025 18:11
》Kitap bir Uygur masalıyla başlıyor ve bu masal aslında hikayenin temelini oluşturuyor. Bundan binlerce yıl önce evli olduğu halde başka birine aşık olan masal kahramanımız Burkay'ın günümüzde Selim Pusat'la bir nevi reenkarne olmasının hikayesini okuyoruz. 》Selim Pusat fikirleri nedeniyle askerlik mesleğinden atılır. Askerlik disiplini ile yetişmiş ve yaşamış bu adam birdenbire içine düştüğü hayat boşluğunda debelenirken olmadık bir aşka tutulur. Bu, zaten bozuk olan psikolojisine bir darbe daha vurur. Hayata dair hiçbir inancı, yaşama sevinci kalmayan Selim'in kendi ruhundaki çatışmaları, nefsi ile mücadelesi, bu yasak aşkın onu soktuğu kötü durum çok güzel anlatılmış. 》Bir de Şeref var ki; bence kitabın en önemli isimlerinden biri. Ölmüş olmasına rağmen hep Selim'in yanında. Ona doğru yolu göstermeye çalışan, yanlışlarını söyleyen, Selim'in odasındaki fotoğrafından ona hep bakan vicdanının sembolü aslında. 》Peki ya Ayşe Pusat? Sen ne kadar fedakar ve güçlü bir kadınsın. Tek başına mücadele etmenin adısın adeta... 》Neredeyse kitabı okuyan herkesin en çok etkilendiği bölüm olan Büyük Mahkeme ise bende de aynı etkiyi yarattı. Tüylerim diken diken oldu. Pek tabi ki katılmadığım durumlar olsa da neticede kurgu deyip büyük resme bakmaya çalıştım. Gerçekten de muazzamdı. Uğrunda dünyasını yerle bir ettiği hiçbir durum ve hiçbir kişi Selim Pusat'ın yanında olmadı. Bu tam da ölümün soğuk gerçeği değil mi? 》Kitap eski Türkçeden kelimelerle dolu olsa da son derece akıcıydı. Çok güçlü ve alışılmışın dışında bir kurgu ile bir arada tutulmuş, mistisizm ve sembolizm ile donatılmış olduğu için de bir masal okuyorum gibi hissettim. 》Ve kitabın yazarın hayatından izler taşıdığını da öğrendim. Kendisi öğretmenlik yaparken yeşil gözlü bir meslektaşına aşık olur ve ona açılmaya
Alıntı
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Ruh Adam
9/10
·308 syf.··
2025 22. kitabı
Hüseyin Nihal Atsız: radikal fikirleri ile kimine göre Turancı-Türkçü düşüncenin fikrî lideri, kimine göre beş para etmez bir faşist. Siyasi görüşlerin havada uçuştuğu bir ortamda, herkesin birbirini itham ettiği bir dönemde fikirlerini özgürce beyan etmesi belki onun edebî yönünü gölgelemiştir. Politik görüşlerini bir kenara bırakıp bu Ruh Adam'ı bir tahlil ediverelim bakalım! Evvela Atsız, bu romanın tamamıyla muhayyel olmadığını belirtmiştir. Kendi hayatından ve yaşam öyküsünü teşkil eden olaylardan parçalar barındırır. Yüzbaşı Selim Pusat, monarşi taraftarı bir subaydır. Tek hakikati harp ve askerlik olarak gören Pusat, fikri olarak anlaşılması zor bir insandır. Cumhuriyet yanlısı bir albay ile girdiği münakaşada hakiki fikrini ifşa eder. Oysa cumhuriyete yemin eden bir subay, bu rejime düşman olup askerlik yapabilir mi? Vatan haini damgası yer, hapis yatar. Yegane dostu Şeref ise intihar eder. Garip, kimsesiz, gururlu Şeref... İnsanlara karşı tiksinti besleyen bu Yüzbaşı Pusat, tekdüze bir yaşam sürdürmektedir. Fakat bir vakit hayatı öyle bir değişime uğrayacaktır ki adeta mahvolur. Ruhsal buhranların pençesinde, hayal ile gerçek arasında bir sembolizmin içinde kendimizi buluruz. Romandaki vakalara değinmek istemem. Ancak şunu söyleyebilirim ki aşk, tarih, felsefe, psikoloji gibi tüm ilimleri edebiyat ve şiir ile harmanlayan Atsız bu şaheseri ortaya çıkarmıştır. Öyle muazzam sahneler var ki birine bilhassa değinmek isterim. Yüzbaşı Selim Pusat, Tanrı'nın huzurunda sorguya çekilir. Öyle bir sorgudur ki Hz. Muhammed, Zerdüşt, Buda, Kültigin, Cengiz Han, Çağrı Bey, Kürşad, Oruç Bey, Mete Han burada sanıklardır. Bu muhayyel mahşer sahnesinin heybeti ve tesiri çok büyük oldu. Kitapta öyle anlatımlar var ki gerçeküstücülük ile harmanlanmış bir edebiyat şöleni.
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İnsanlığın Her Yanı Bataklık
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 58. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 00:03
2025 senesinin 58, Nisan Ayının 14.üncü kitabını 10 üzerinden 10 puan vererek bitiriyorum. Hadi gelin bu kitabı güzelce inceleyelim; Onun öykülerinde, “hayat kadınları”, otopsi odalarında gününü geçirenler, zenginlik içerisinde yaşarken tüm servetini kaybedip, bir lokma ekmeğe muhtaç hâle gelmiş düşmüş insanlar, katiller, eserleri sanat çevrelerinde değer görmemiş sanatçılar, çingeneler, hayatını kedilere adamış kadınlar, köyden gelip kurnazlığıyla esnaflığın hakkını vermeye çalışırken, her şeyini kaybetmiş insanlar, yaşamın sefaletini çekmiş tipler yer buluyor. Şahabettin Süleyman , Salahaddin Enis üzerine yazdığı bir tanıtımda şöyle bahsediyor bu durumdan; “Hakîkıyyun mesleğine “realizme” ve bilhassa Zola’ya olan fart-ı muhabbeti (aşırı sevgi ve muhabbeti) hasebiyle eserlerinde bugünkü ahlâkın henüz kabul edemeyeceği mesâil üzerinde dolaşır. Tedkik mûşâhade ettikten sonra derin samimi ve kaabil olduğu kadar gayr-i şahsi nakleder; bu sebeple siz ona bazan dilencilerin teneke kaplı evleri karşısında, tıbbiyenin naaş kokan koridorlarında ve teşrihhanesinde, bazan da cami kapılarında, tabaakat-ı âdiyenin yaşamış oldukları mahallelerde rasgelirsiniz. Şahabettin Süleyman ’ın bahsettiği gibi yazarın Bataklık Çiçeği adlı kitabındaki öykülerde de genel ahlaki kodlar açısından düşünüldüğünde, bugün bile belli çevreleri rahatsız edebilecek meseleler, gerçekçi bir tasvirle ele alınıyor. Enes, her ne kadar sert bir dil ile mekân olarak seçtiği yerin, karanlık sokaklarından, arka mahallelerinden ve burada yaşayan insanlarından bahsetse de öfkeli dilini bireyin kendi varlığına odaklıyor. Yani yazar, sınıfsal eşitsizlikler, toplumun bakış açısı, ahlaksal yargılar gibi meseleleri çok gündem etmeyerek daha çok karakterleri özelinde, bireysel ahlâkî çöküntü ekseninde konuları ele alıyor denilebilir. Ancak elbette
Bataklık ÇiçeğiSalahaddin Enis · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022746 okunma
Puan vermedi·308 syf.··
2021 32. kitabı
Hüseyin Nihal ATSIZ. 1905 yılında İstanbul'da dünyaya gelen öğretmen, Türkolog, şair ve yazardır. Türk tarih ve edebiyatında "milliyetçilik" denilince akla gelen ilk isimlerden biri olmuştur. Döneminin fikir dünyasındaki yeri ve kavgaları gerek yaşadığı dönem gerek öldükten sonra tartışma konusu olmuştur. Bunların belki en ünlüleri Sabahattin Ali'yle olan komünizm ve sosyalizm kavgasıdır. Atatürk hakkındaki söylemleri ve cumhuriyet karşıtlığı daha az bilinen ve bence üstünde konuşulması gereken meseledir. Okuduğum incelemelerde âdeta "Kemal'im yapmaz!" deyip yazarı savunmak isteyenler de olmuş fakat okuduğum kaynaklar ne yazık ki yazdıklarımı doğruluyor. Yazarın hayatına dair verdiğim bu kısa bilgilere ara verip bu kitabı nasıl bulduğumu anlatmak istiyorum. Liseye başladığım dönemde (2015 yılına gidiyoruz) İnstagram'da karşılaştığım bir şiir beni kalbimden vurmuştu. Şiiri "Geri Gelen Mektup" adıyla şarkıya uyarlanmış şekilde dinlemiş olmanız mümkün. Ben de şiiri okurken müzik platformlarına koşup şarkıyı dinlemeye gitmiştim. "Geri Gelen Mektup"un, yazarın öğretmenlik yaptığı sırada karşılıksız aşka tutulup yazılan bir şiiri olduğu söylentisi de var. Kitapta otobiyografik unsurlar olduğu ve bu şiir vakasına değinen bir sahne içerdiği için bana mantıklı bir iddia gibi geldi. Takdir okurun. İşte o şiir: "Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi alevden? Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu... Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse... Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
8/10
·604 syf.··
Beğendi
·
2024 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2024 17:44
"Kişinin güzelliği ve süsü, ruhuna yerleşmiş olan edebî kültürüdür." Sayfa 324 Hariri; Arap Edebiyatının en bilinen isimlerinden olup 1054 Basra doğumludur. Vefatı ise yine Basra'da 1122 yılı olarak bilinmektedir. Kendisine dünya çapında bir ün sağlayan eseri ise işte bu Makamat'tır. Eser, 50 tane makameden (küçük hikaye) oluşuyor. Hikayelerin amacı genel itibariyle hikmet ve iyi ahlâk. Eser yazıldığı dönemde Arap ülkelerinde büyük ilgi görmüş, aralarında baştan sona ezberleyenler ve eseri altın mürekkep ile yazdıranlar olmuş. Ayrıca Batı dünyasında da bir çok tercümesi yapılmış. Paris (1819, 1822), Londra (1897-1898) gibi. Eserin bizde ise ilk olarak 19. yüzyılda Muhammed Tahir Selam, Ahmet Danişi ve Ahmet Şirvani tarafından tercümeleri yapılmış. Günümüz Türkçesi ile ilk tercüme de okumuş olduğum 1952 Milli Eğitim Yayınları baskısı ile Sabri Sevsevil tarafından yapılmış. Ve Sabri Sevsevil kitabın önsöz bölümünde Hariri'nin kişiliği hakkında da şu ifadeleri kullanıyor; "Harîrî'nin hayatı hakkında bir iki noktayı daha kaydedelim. Kaynaklarımız onun mert ve faziletli bir insan olduğunu ittifakla yazıyorlar. Pek dürüst, pek afîf imiş. İyi bir aile babası olmuştur. Bir ilim ve irfan deryası olduğu halde kimseye minnet etmeden, ipek ticareti yaparak maişetini temin etmiştir. Esasen zengin idi, on sekiz bin ağaçlı bir hurmalığı vardı; bunun için müreffeh bir hayat sürmüştür. Cömertti, fakirlere elinden gelen yardımı esirgemezdi. Cimrilere dehşetli kızardı, makamelerinde en şiddetli hücumları onlara yapmış, onları en ağır sözlerle hırpalamıştır. Bunca kemalâtı ile beraber çok mütevazı idi, ilmiyle gururlanmazdı. İşte bu meziyyeti onu muhitine daha çok sevdirmişti." Sayfa 14 Makameler de başlıca iki karakter var; Ebû Zeydinis Süruci ve Haris İbni Hemmam (Hariri'nin
MakamatHariri · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 195238 okunma
Puan vermedi·308 syf.··
2022 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2022 21:30
Kalemine hayran olduğum Atsız’a bu eseriyle bir kez daha hayran oldum. Yazım diline, üslubuna diyecek yok, su gibi akarak teklemeden ve eski Türkçeye ait çok fazla kelime içerse de sanki günümüz Türkçesiyle yazılmış gibi çok akıcı bir şekilde okunuyor. Kitap; bundan binlerce yıl önce evli olduğu halde başka bir kıza aşık olan Burkay’ın; karısını kurban adamasını ve bunun üzerine Burkay’ın karısının “Kıyamete kadar, dünyaya her gelişinde ruhun ızdırap içinde çalkalansın.” bedduasının Tanrı tarafından kabul olunması üzerine Burkay’ın son olarak Selim Pusat’ta reenkarne olmasını ve bir gün kralcı olduğunu sözlü olarak dile getiren Selim Pusat’ın askerlik mesleğinden alınıp düştüğü hayat boşluğunda kendini olmadık bir aşka kaptırmasını, bununla birlikte devam eden psikolojik tahlillerini, yaşadığı kısa bir dönemi anlatmaktadır. Kitabın genel konusu bu olmakla birlikte; Selim Pusat, gerçek ülküler yerine boş işlere gönlünü veren Türk gençliğini sembolize etmektedir. Atsız’ın yazarlığı bir yana, şairliği de döktürdüğü bir eser olduğunu düşünüyorum. "Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş; Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş. Gökten gelerek gönlüne rüzgâr gibi inmiş, Bir sır ki bu, ölsen bile açamazsın... Anlatması imkânsız olan öyle bir an ki, Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki... Bak emrediyor: Daldığın alemden uyan ki Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın…" Atsız öğretmenlik yaparken yeşil gözlü bir meslektaşına aşık olur ve ona açılmaya karar veren Atsız bir şiir yazarak öğretmenin dolabına koyar fakat şiiri hiç okunmadan ona geri döner. Bu ayrıntıyı kitapta işlemesini çok hoş ve dramatik buldum. Buradan Atsız’ın Türkçülüğü yanında aşkı da ne denli yaşadığını görüyoruz. "Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma