Anlamı ararken anlamsızlaşan herkese ve her şeye ithafen
10/10
·120 syf.·
2026 23. kitabı
Din ve psikanaliz aynı şeyler mi? Aynı şeye mi hizmet ediyorlar? Neye mi? Tabii ki: İNSANIN ANLAM ARAYIŞINA. Kitap öncelikle bu iki kavramın birbiriyle ilişkisini ele alıyor. Din için; otoriter, köle ahlakı temelli, insanın potansiyelini engelleyen bir yetkeci dinin insanın anlam arayışını ve hayatını kolaylaştırmak yerine, soydaşlarını denetim altında tutmak için bir sembol olduğunu savunuyor. Ki Freud tam olarak böyle düşünüyor. Ancak Fromm, dinin diğer türlüsünün de olduğunu onu da ele almamız gerektiğini düşünüyor. Yani daha çok dinin ketlerinden arda kalan iyi yaşam, hoşgörü, sevgi, adalet gibi insan hayatını kolaylaştırıcı yönlerini görmezden gelmiyor. Burda benim aklıma hem Budizm hem de Alevilik geldi. Çünkü Alevilik hümanisttir. Hacı Bektaş-ı Veli'nin sözünü hatırlayalım: "Benim Kabem İnsandır." Sonrasında düşündüm de Aleviliğin çıkış amacına, düsturuna ve ibadet şekline bakınca Fromm'un neden bahsettiğini çok daha iyi anladım. Alevilik daha çok insan, komün ve kaynaştırıcı ibadet odaklı. Özellikle mazlumun, iyinin, haksızlığa uğrayanın yanında olmak gibi düşüncelerle oluştuğunu göz önüne alırsak, Fromm'un insani değerlere uygun dinine çok benziyor. Çünkü bu düsturu benimseyenler normal hayatlarına da bunu uygulayacaktır. Ki günümüzde görüyoruz ki büyük bir kısmı suçlu potansiyeli düşük, seküler, eşitlikçi ve laikliği savunan insan topluluğudurlar. Örneğin bilindik sözlerden biri : "İyilik, iyidir." İyiliği gelecekte bir ödül olarak değil de iyi olmanın kendisine ve topluma iyi geleceğini düşünerek gerçekçi ve yarayışlı bir etki sağlar. Ben kendi içimizden örneklendirmenin daha uygun olacağını düşündüm. Yoksa herhangi bir inanca, kültüre sempati göstermek gibi bir amacım yok, bunu belirteyim. Jung ise dini bilinçdışımızda, bizim etkimiz
1000Kitap
Psikanaliz ve DinErich Fromm · Say Yayınları · 20231,422 okunma
Memleketin %-100'ü %-60'ının aptal olduğunu düşünüyor...
10/10
·450 syf.··
Beğendi
·
2024 44. kitabı
“Bırak olmasın mezar taşımız, bir okul bahçesine gömsünler bizi çocuklar koşsun üzerimizde,” "Bir gün neden? diye soruverir kendi kendine. Benim üstünlüğüm ne? neden Hıristiyan çocuklar dinlerini kendileri seçmedikleri için, cehennem ateşinde yansınlar? Bir halkı diğerinden üstün kılan, bir şehirden imkanlar bakımından diğerini ayıran ne? Küçük yaştan beri kafasını kurcalayan bu sorular daha sonra büyüyecek ve onu herkesin eşit olması gerektiği fikrine değin götürecektir..." İnsanların her konuda eşit olmasından yana SOL'dan atıyordu onun kalbi. Kalp her zaman soldan atmayabilir... Ki öyleleri ortalıkta çokça dolaşıyor.... Neyse konumuz ne kalbin nereden attığı nede anatomi... konumuz ince düşüncelerin insanı büyük yazar; Aziz NESİN... Halk nazarında kimi aydınlar vardır unutulmaları için hiç bir zaman dilimi yoktur.... Binlerce yıl bile geçse hafızalardan yerleri eksik olmaz... Kulaktan kulağa destansı bir şekilde anlatılırlar... ki gerçekten buna artık gerek yok teknoloji çağındayız... Aziz NESİN böyle biri ve sadece büyük eserleri ile değil toplumsal duyarlılık gerektirecek konularda da söyleyecek şeylerinin olmasından dolayı diyelim kısaca.... Bende anısı önünde saygıyla edildiğimi belirtmek istiyorum... Yazmadan rahat edemeyen bir adam, dinlenmek haram ona, uyumak gereksiz, hastalanmak yasak, yazdıkça yazan, her zaman yazacak bir şeyleri olan. Nasıl bu kadar yazabiliyorsun? diye soranlara hafif kızgınlıkla karışık; "zora gelmişiz, darda kalmışız işte" diyebilecek kadar mütevazi. Övünmekten hoşlanmaz, ama dünyaya bir daha gelecek olsa yine aynı yollardan geçeceğini söyleyip, yine yazar olacağını belirten, yani hayatını mutlu mutsuz her anı ile sahiplenen gerçek bir insan o. Yazılan onca satır, öykü, gülmece, roman… Aziz Nesin’in öykülerini düşününce insanın
YolAziz Nesin · Adam Yayınları · 1996735 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
KİTABIMIZ ÇIKTI!
10/10
·194 syf.··
2021 115. kitabı
Kazakistan'ın Yüzakı: Abiş KEKİLBAYULI Başta kendisinden çok şey öğrendiğim kıymetli hocam Prof. Dr. Orhan SÖYLEMEZ olmak üzere emeği geçen herkesi kutluyorum. Çalışmada Kazak edebiyatının önemli isimlerinden Abiş Kekilbayulı'nın hayatı ve şiirleri, şiirlerinin çözümlemesi yer alıyor, Kazakistan'ın bağımsızlığının 30. yılına armağan edildi. Eserin başında Kazakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuly'nin takdim yazısı yer alıyor. Ardından birbirinden kıymetli hocalarım ve arkadaşlarımın şiir çözümlemeleri yer alıyor. Bu çözümlemeler "ön yapı, arka yapı, semantik tabaka, nesne tabakası, karakter tabakası, alınyazısı tabakası, şiirde zaman, çıkarım" alt başlıkları içinde yapılmış. Uzun, zorlu bir çalışmanın ürünü oldu. O kadar çok kişinin emeği geçti ki... Ama ortaya çıkan eser tüm yorgunluğumuzu aldı. Kitapta bir bölüm sahibi olmaktan, böyle bir çalışmanın içinde yer almaktan gurur duyuyorum. Orhan hocamın "Sabah Duası" şiiri çözümlemesinin ardından "Elmas Hançer" şiiri çözümlemem geliyor. Şiirlerin üzerinde çalışmak oldukça keyifliydi, umarım okumak da o kadar keyifli olur. Ben hangi cümleleri kurarsan kurayım eserin en güzel tanıtımı arka kapakta hocamın kaleminden: “Elinizdeki kitap, yirmi üç kişinin emek vererek hazırladığı bir çalışma. Bu eserde, Türkiye’de Efsanenin Sonu ve Ülker romanları ile bilinen Abiş Kekilbayulı’nın hayat hikayesini, hakkında söylenenleri, şiir dünyasını ve şiirlerinden çevirilerle birlikte çözümlemelerini bulacaksınız. “Kazak bozkırının her taşı ‘Kâbe’m, her çalısı secdem” diyen Abiş Kekilbayulı’nın vatan sevgisinin ölçüsü çok genişti. Tam bir vatanseverdi, tam bir mümindi. Bunu şiirlerinde ve konuşmalarında görmek mümkün.” İncelememi Eski Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in Abiş Kekilbayulı'na dair
Araştırma-İnceleme
Kazakistan’ın Yüzakı: Abiş KekilbayulıOrhan Söylemez · AVRASYA YAZARLAR BİRLİĞİ · 20219 okunma
BENİM KÂBEM İNSANDIR
Puan vermedi·93 syf.·
2021 29. kitabı
Evet bu kitabın yazarı bir silahlı saldırı da öldürüldü ama din kurtulmadı.. Şimdi burda bu kitabı okurken bile farklı saldırılarla karşılaşıyoruz. İnançlı biri değilim, çocukluk yıllarımda Sivas’ta bir otelde odasında 2 Temmuz günü Tanrı’yı öldürdüm.. neyse uzatmayım, zaten konumuz ben değilim Kitap Turan Dursun kendi yorumları, düşünceleri olmadan eski İslami kaynaklar, hadisler ve ayetlere göre araştırılıp tamamen objektif bir gözle bizlere sunulmuş. O zamanlar da bile Allah’ın adıyla ilgili bile fikir çatışmaları olmuş ve biz bunu bugün hala yaşıyoruz, bunun için öldürmeye devam ediyoruz.. Kitapta ki sunuşta denildiği gibi İdeolojik sorunlar, ideoloji dışı araçlarla, şiddet ve cezayla değil, demokratik bir ortamda ve ideolojik mücadeleyle çözülmelidir..
Araştırma - İnceleme& Din
AllahTuran Dursun · Kaynak Yayıncılık · 1995266 okunma
Puan vermedi
Kişinin her kitap okuyuşu aslında zihninde bir de yönetmeninin kendisi olduğu bir film çekişidir. Aytmatov'un bu kitabını okuduğunuzda uçsuz bucaksız Orta Asya bozkırlarında sarı ışıklı bir de film çekiyorsunuz. Velhasıl kelam; çok güzel bir kitap okudum, çok güzel bir film çektim. DİŞİ KURDUN RÜYALARI: "Geçmiş hayatı artık onun için hiç geri gelmeyecekti, bir rüya idi". Görüyoruz ki dişi kurt AKBAR'ın bir daha geri gelmeyecek rüyaları yani hikayesini okuyoruz. Bu benim Aytmatov ile 5. buluşmam. Ve 2. kitabından sonra emin olduğum bir şeyi tekrar dile getirmekten çekinmeyeceğim: sanki cebinden hep aynı köyün insanlarını çıkarıp romanlarına yerleştiriyor Aytmatov ancak bunu bir teknik kusur olarak değil bilakis bir kurgusal mükemmellikle yapıyor öyle ki tüm karakterleri birbirinin devamı gibi. Her kitap arasında hikayeleri ve kahramanları birbirine bağlayan görünmez ipler, köprüler var sanki. Elveda Gülsarı'daki Tanabay ne ise Dişi Kurdun Rüyaları'ndaki Boston da odur. Beyaz Gemi'deki Orozkul neyse Dişi Kurdun Rüyaları'ndaki Bazarbay odur. Ve birbirine benzer hayatları, düşünceleri, tezleri simgeleyen bu muhteşem kurgu; bir şekilde Isık-Göl veya Isık-Göl'ün türevlerine gelip dayanıyor. Kırgız, Kazak kültürünü bu kültüre ait masal, destan, alkış, kargış gibi ögeleri başarıyla karakterlerin üstüne bir elbise gibi geçiriyor Aytmatov. Birçok romanında olduğu gibi bu romanında iyi ve kötüyü bir köprüde karşı karşıya gelen keçiler gibi okuyucunun karşısına çıkarıyor, "Oysa insanlar düşünen yaratıklar olarak ortaya çıkışlarından beri kendilerini daha iyi tanımaya çalışmışlar ama bütün çabalarına rağmen şu soruya yanıt verememişlerdi: 'kötü hemen hemen her defasında niçin iyiden daha güçlü olarak ortaya çıkıyor?'" sözleriyle. Dilinin işlevselliğini çok iyi kullanıyor,
Dişi Kurdun RüyalarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20238,9bin okunma
Puan vermedi·155 syf.·
2020 44. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabı olup, bundan sonraki zamanlarda kitaplığımda bolca yeri olacak benim için. Hayatımız da bazı yazarları ve kitaplarını geç tanıyoruz Wilhelm Reich bunlardan biri oldu.. Kitabın daha ilk satırlarını okumaya başladığımda kendimi bir psikiyatristin odasında, karşılıklı sohbeti içinde bulup anlattıklarını dinledikçe “kimsin sen” diye bir soruyla karşılaşıyorsun. Evet kimsiniz siz, asıl sen kimsin, sürekli böyle bir aşağılayıcı, ezici üstünlük kurmaya çalışan zavallılar ordusu içinde varolanlar evet işte sizler; dünya üzerinde sınırların çizildiği, duvarların örüldüğü efendinin-köleliğini yapan sorgulamadan, empatiden, sevgiden habersiz olan sizler ( Hitler-Rte ) vs. gibi yöneticilerin altında “yaşa” büyük reis sloganıyla varolan küçük adam ve küçük kadınlar olduğunuzu söyleyebiliriz.. Yazar kitap boyunca, aslında sizinle konuşuyor gibi olan üslubu kitabı okurken sürekli kendinizi suçlar gibi bir hisse bürünmenize neden oluyor ve haklı yanı da yok değil. Aslında bize de çok uzak olmayan “çomar” dediğimiz zihniyeti eleştiriyor. Bu ülkeninde bitmek bilmeyen “Kürt ve Alevi” ve daha bir çok etnik kimliklere karşı çirkin sözlerini, saldırılarını salyalı ağızlarından her gün duyuyoruz. Kadını her koşulda cinsel bir obje olarak gören ataerkil bir düşüncenin gücü, çocuklarını sevmek diye nitelendirdiği koruma ve kontrol etme çabası, gençlerin sevgiden yoksun doğan bedensel mutluluğu yaşamalarına karşı çıkması, ahlak bekçiliği yapması, kendinden olmayanın düşüncesine tahammül edemeyen birer katil, tecavüzcü, ırkçı kitlenin varlığını her gün, her an yanıbaşımızda görüyoruz.. Kendinizden başka efendiniz olmaması dileğiyle.. “Benim Kabem insandır, kuranda kurtaranda insanoğlu insandır” diyerek kapatıyorum.. //..iyi okumalar herkese..//
Eğitim
Dinle Küçük AdamWilhelm Reich · Selkan Yayınları · 197615,4bin okunma