“Geçtiğimiz 20 Mart, Irak'ın işgalinin 15 inci yıldönümüydü. Bu vesileyle, Saddam sonrasında Irak'ın içine yuvarlandığı kaosa bakıp, yeniden Saddam'ı özleyenler de parmaklarını kaldırmaya başladılar. Sırf ABD ile kavgalıydı diye Saddam'a övgüler düzenlerimiz ve sadece ABD tarafından kurulan bir mahkemece idam edildiği için kendisini "şehit" ilân edenlerimiz, onun yönetimi altında Irak halkının çeşitli kesimlerinin yaşadığı acıları ise görmezden geliyor. Bugün Saddam'lara Kaddafi'lere lâyık görülen övgü ve iltifatlara bakıp, "Beşşar Esed de günün birinde aynı iltifatlara mazhar olacak mı acaba?" diye sormamak imkânsız.
Oysa ölçümüz belli: Liderleri, kendisinin karşıtları veya taraftarları üzerinden değil, bizzat yaptıkları ve yapmadıklarıyla değerlendirmemiz gerekiyor, "Halkına nasıl davrandı?", "Özgürlük taleplerine ne cevap verdi?", "Ülkesinin zenginliğiyle ne yaptı?" sorularını sormadan, ezbere yapılacak bütün değerlendirmeler, geçersiz kalmaya mahkûmdur.
Saddam örneği çerçevesinde, üzerinde kafa yoracağımız esas soru da șu: İslâm dünyası, dışarıdan müdahale ve zorlama olmaksızın, kendi içindeki yanlışları ve aksaklıkları gidermeyi ne zaman öğrenecek?”
Sayfa 81 - “Şehit Saddam”