Erbakan'ın tutkuyla savunduğu ve "İslâm Ortak Pazarı"nın temeli gördüğü D-8 Projesi de askerleri ürkütüyordu. Askerler gezi başlamadan önce, 9 Ağustos'ta Erbakan'a bir rapor vererek, İran ile yapılması planlanan doğalgaz anlaşmasının imzalanmamasını istediler. Erbakan, bu telkinleri dinlememeyi seçti. Bu bağlamda yapılan İran gezisi sadece askerleri değil, ABD'yi de kızdırdı. Gezi başlamadan üç gün önce ABD Dışişleri sözcüsü Bums, "Bu tür temaslar yarar sağlamaz" mesajı vermişti. Erbakan 11 Ağustos'ta Tahran'da, "Devlet istihbaratının, Suriye ve İran'ın PKK'ye verdiği desteğe ilişkin bilgilerinden şüphe duyduğunu" bildirmişti. Yine ABD'nin terörist devletler listesinin başında olan Libya'ya yapılan gezi, Erbakan için kabusa dönüştü. Kaddafi'nin gezide verdiği mesajlar karşısında iyice sıkışan, tepki göstermeyen Erbakan'ı dönüşünde de öfkeli bir kamuoyu bekliyordu. CHP, ANAP ve DSP, Erbakan ve Hükûmet hakkında gensoru önergesi vererek olayın üzerine gittiler.
Sayfa 429·Kitabı okudu
Hava Pilot Tümgeneral İbrahim Uyanık anıları
Birinci harekatla ikinci harekat arasında çok önemli bir gelişme oldu. İran'dan cephane yüklü bir tren geldi. Tren, Van'daki Gürbulak sınır kapısından Türkiye'ye girdi. Treni adım adım takip ettik. Tren en sonunda Kayseri'ye, Hava İkmal Bakım Merkezi'ne ulaştı. Elden ele yükleri indirip kamyonlarla Erkilit'e gönderdik. Oradan da çeşitli birliklere nakledildi. Bu tren sayesinde mühimmat stok seviyemiz 15 güne yükseldi. İran'ın bu yardımını hiç unutmamak lazım. Benzer şekilde Libya Lideri Muammer Kaddafi'de Türkiye'ye önemli askeri malzeme yardımı yapmıştır. Yunanistan bu olaydan sonra İran'la ilişkisini kesti, elçisini geri çağırdı..... Görsel istiyorum
Sayfa 160·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
2003'te Irak'ın ABD tarafından işgalinin ardından devrilen, bilâhare de yargılanarak idam edilen Saddam Hüseyin'i işte bu Kâdisiyye filmiyle hatırlıyorum ben. Tıpkı Muammer Kaddafi'yi, finanse ettiği Çağrı ve Çöl Aslanı (Ömer Muhtar) filmleriyle hatırladığım gibi. Halklarına reva gördükleri muamele, yolun sonunda kendi akıbetlerini de belirleyen bu iki diktatör, arkalarında İslâmi sinema sanatının en nadide örneklerini bıraktılar. Çekilmesine vesile oldukları filmler, bugün birçok yönden hâlâ tesirini ve büyüsünü korumaya devam ediyor. Saddam'ı ve Kaddafi'yi düşünürken, “Bize kazandırdıkları filmlerde verilen İslâmi mesaja biraz uygun hareket etmeyi düşünselerdi, Ortadoğu'nun tarihi bambaşka şekilde yazılırdı" demeden de edemiyorum doğrusu,
Sayfa 81·Kitabı okuyor
Alıntı
“Geçtiğimiz 20 Mart, Irak'ın işgalinin 15 inci yıldönümüydü. Bu vesileyle, Saddam sonrasında Irak'ın içine yuvarlandığı kaosa bakıp, yeniden Saddam'ı özleyenler de parmaklarını kaldırmaya başladılar. Sırf ABD ile kavgalıydı diye Saddam'a övgüler düzenlerimiz ve sadece ABD tarafından kurulan bir mahkemece idam edildiği için kendisini "şehit" ilân edenlerimiz, onun yönetimi altında Irak halkının çeşitli kesimlerinin yaşadığı acıları ise görmezden geliyor. Bugün Saddam'lara Kaddafi'lere lâyık görülen övgü ve iltifatlara bakıp, "Beşşar Esed de günün birinde aynı iltifatlara mazhar olacak mı acaba?" diye sormamak imkânsız. Oysa ölçümüz belli: Liderleri, kendisinin karşıtları veya taraftarları üzerinden değil, bizzat yaptıkları ve yapmadıklarıyla değerlendirmemiz gerekiyor, "Halkına nasıl davrandı?", "Özgürlük taleplerine ne cevap verdi?", "Ülkesinin zenginliğiyle ne yaptı?" sorularını sormadan, ezbere yapılacak bütün değerlendirmeler, geçersiz kalmaya mahkûmdur. Saddam örneği çerçevesinde, üzerinde kafa yoracağımız esas soru da șu: İslâm dünyası, dışarıdan müdahale ve zorlama olmaksızın, kendi içindeki yanlışları ve aksaklıkları gidermeyi ne zaman öğrenecek?”
Sayfa 81 - “Şehit Saddam”
“2003'te Irak'ın ABD tarafından işgalinin ardından devrilen, bilähare de yargılanarak idam edilen Saddam Hüseyin'i işte bu Kâdisiyye filmiyle hatırlıyorum ben. Tıpkı Muammer Kaddafi'yi, finanse ettiği Çağrı ve Çöl Aslanı (Ömer Muhtar) filmleriyle hatırladığım gibi. Halklarına reva gördükleri muamele, yolun sonunda kendi akıbetlerini de belirleyen bu iki diktatör, arkalarında İslâmî sinema sanatının en nadide örneklerini bıraktılar. Çekilmesine vesile oldukları filmler,. bugün birçok yönden hâlâ tesirini ve büyüsünü korumaya devam ediyor. Saddam'ı ve Kaddafi'yi düşünürken, "Bize kazandırdıkları filmlerde verilen İslâmî mesaja biraz uygun hareket etmeyi düşünselerdi, Ortadoğu'nun tarihi bambaşka şekilde yazılırdı" demeden de edemiyorum doğrusu.”
Sayfa 81 - “Şehit Saddam”
32
Libya lideri Kaddafi, çeşitli ülkelerin illegal ve özellikle terörist olan gruplarına her türlü maddi imkan ve serbestiyi verdiği gibi bunları PKK’ya da vermektedir.
Sayfa 205·Kitabı okudu
Alıntı