"Kimliklerimizi gizli tutup bunun eski bir büyünün oyunu olduğunu, kapılarımızın birbirine bağlandığını bilmekle yetinelim. Fakat merak ediyorsan diye söyleyeyim, yazacağın her şeyi seve seve okurum."
Sayfa 55 - Roman·Kitabı okuyor
Anton Çehov "Vanya Dayı" oyununda, şöyle diyor:
SONYA: "Ne yapabiliriz? Yaşamak gerek! Yaşayacağız Vanya Dayı. Çok uzun günler, boğucu akşamlar geçireceğiz. Alınyazımızın bütün sınavlarına sabırla katlanacağız. Bugün de, yaşlılığımızda da dinlenmek bilmeden başkaları için çalışıp didineceğiz. Ecel gelip çatınca da uysalca öleceğiz ve orada, mezarın ötesinde, "Çok acı çektik, gözyaşı döktük, çok acı şeyler yaşadık," diyeceğiz... Tanrı da acıyacak bize ve biz seninle canım dayıcığım, parlak, güzel, sevimli bir hayata kavuşacağız ve buradaki mutsuzluklarımıza sevgiyle, hoşgörüyle gülümseyeceğiz ve dinleneceğiz... İnanıyorum buna dayıcığım, bütün kalbimle, tutkuyla inanıyorum... Dinleneceğiz! Dinleneceğiz! Melekleri dinleyeceğiz, elmas gibi yıldızlarla kaplı gökleri göreceğiz. Dünyanın tüm kötülüklerinin, tüm acılarımızın, dünyayı baştan başa kaplayacak olan merhametin önünde silinip gittiğini göreceğiz ve hayatımız bir okşama gibi dingin, yumuşak, tatlı olacak. İnanıyorum, inanıyorum buna. Zavallı, zavallı Vanya Dayı, ağlıyorsun... Hayatında mutluluğu tadamadın ama bekle Vanya Dayı, bekle... Dinleneceğiz... Dinleneceğiz!
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mantıklı bir insan olup kaderine razı olman senin için en iyisi. Fakat görüyorum ki tamamen kaybolmuş durumdasın...
Alıntı
Her nefis ölümü tadacaktır.
Ölüm, anlam yüklediğimiz anlamların bittiği bir duraktır. Ölümn belirsizliğin karşısında hissettiğimiz çaresizliği ortadan kaldırmak için aldığımız tedbirlerin tükendiği noktadır. Ölüm gerçektir ve hakikattir.
Yaşamana bak, tadını çıkar yaşamanın! Süleyman Peygamber sevinç duymasını ister insanların! Yüreğinin çektiği yana git, gözlerinin dilediği yere!
Alıntı
Yıldızlara benziyordu tıpkı, çevresi kendine özgü bir atmosferle kuşatılmıştı, kendine özgü yasalar çerçevesinde yaşayıp gidiyordu.