10/10
·
Beğendi
𝗘𝗹𝘃𝗲𝗱𝗮 𝗛𝗮𝘇𝗶𝗿𝗮𝗻 Herkese Merhabalar... Ben bu kitabı okumuştum ama arkadaşlarım ile tekrar okumak istedim. Ehh aslında biraz onları teşvik için okudum. Zira en az 2 yıldır her haziran ayı #elvedahaziran diyelim diyorlar ama kısmet olmadı. En sonunda dedim ben de okurum hadi okuyalım. Yıllar önce okumuş çok sevmiştim yine çok severek okudum. Bütün duyguları ile yeniden hissettim. Yazarın kalemini zaten okuyanlar biliyor ve her kitabı ayri bir iz bırakıyor. Jun ona kalan miras üzerine 'Mavi Kuş Kitabevi'ne' gider. İşi ki hiç kolay değildir ve son derece de onemli bir pozisyondadır. İşini ona döneceğini nereden bilsin küçük işletmelere haciz işlemleri uygulayan Jun için sıra o büyüdüğü kitabevine de gelecekti. Ailesi ki annesi ve kız kardeşi ile sınırlı sağlam bir ilişkisi yoktur. Oldukça uzun bir zamandır da kardeşi Amy ile konuşmaz. Yıllar sonra teyze dediği Ruby'den kalan miras ile yollara düşer ama buraya gelince ruhunda kaybettiği şeyleri bulmaya başlar. Zaman ona kendi içinde olanları gösterek teyzesinden kalanları okudukça ise hayatı ile yüzleşmiş olacak. Hem de ne yüzleşme ama! Son sayfalara gelince kapatırken eminim ki gözyaşlarınıza engel olamayacaksınız. Kesinlikle okumalısınız hatta benim gibi bir daha bile okuyabilirsiniz Biz bu kitabı canım kadınlar Funda Keskinsoy Derya KÖSEDAĞ Book•lover ❥ ile birlikte okuduk. Nice kitaplara olsun bebekler... #elvedahaziran #seldacacomments
Elveda HaziranSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201911,1bin okunma
8/10
·64 syf.··
2026 10. kitabı
Gitmekle kalmak arasında hayatlar... Dokuz ayrı kadın ve çok benzer yaşamlar. Her kadının içindeki sessiz çığlıklar; gitmek istese de vazgeçemediği hayatlar... Yaşam mücadelesi verirken kendinin farkına bile varamadan ömrünü yargılayan kadınlar. "İnci Küpe"... Bakmakla görmek arasında kalmış bir kadın! Bazen bilmek acıtacağından yokmuş gibi, her şey yolundaymış gibi davranırız. Ta ki nefes almak bile zorlaşana kadar. İşte bu hikâye de sadece onlardan birisi: "Benim hiç inci küpem olmamıştı ki..." Seçimler, acılar, vedalar... Yaşama dair, yaşanmaya dair kısa öyküler seviyorsanız şimdiden keyifli okumalar. #yasamak#yokusasagi#oyku#cuma @1kitap.1kahveee Merve @potkalkitap @herayokuyanlarkulubu
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202644 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistan
6/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
"İnsan kafasını fare kafasından ayıran en temel özellik zalime karşı duyduğu öfkedir." İhsan Şenocak'ın "Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistan" eseri, sadece bir coğrafyanın hazin hikâyesini değil, İslam ümmetinin kanayan iki büyük yarası olan Doğu Türkistan ve Gazze’nin sessiz çığlığını kalbimize mühürlerken, bu coğrafyalarda yaşayan ümmetin onur ve hürriyet davasını sarsıcı bir dille ele almaktadır. Kitaptan süzülen şu hakikatler ışığında hazırlanan bu inceleme, Doğu Türkistan’da yaşanan sessiz soykırımı iliklerimize kadar hissettirirken, okuyucuyu konforundan uyandırıp bir vicdan muhasebesine davet etmekte, her Müslüman’ın bu ve bunun gibi eserleri neden okuması gerektiğini gözler önüne sermektedir. Tarihin Sessiz Çığlığı: İkinci Endülüs Doğu Türkistan Bugün Gazze’de bombalar altında can veren kardeşlerimizin feryadı dünyayı inletirken, Doğu Türkistan’da "Sincan/Kazanılmış Topraklar" adı altında sessiz bir soykırım yaşanmaktadır. Yazar, bu kadim İslam beldesini "İkinci Endülüs" olarak tanımlar; dün Kilise’nin Endülüs’te yaptığı kültürel ve fiziksel yıkımın bir benzeri, bugün modern dünyanın gözleri önünde Çin tarafından Türkistan topraklarında sistematik bir şekilde tatbik edilmektedir. Bir yanda Gazze’nin açık hava hapishanesi hali, diğer yanda Türkistan’ın devasa bir toplama kampına dönüştürülmesi, kalbi olan her mümin için taşınması zor bir yüktür. Firavun’u Geride Bırakan Modern Bir Soykırım Eserde, Çin zulmünün ulaştığı boyutların tarihteki en zalim figürlerle kıyaslandığı görülmektedir. Yazarımız eserde bu konuyu şöyle vurgulamaktadır. "Firavun'un Beni İsrail'e yaptığından daha sefil bir zulüm var bugün Doğu Türkistan'da. Firavun, doğan çocuklardan sadece erkekleri, Çin ise daha anne karnında kız-erkek ayrımı yapmadan hepsini katlediyor. Ne var ki
Din
Bin Yıldır Düşmeyen Cephemiz Doğu Türkistanİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 2019534 okunma
Puan vermedi·303 syf.··
2026 40. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:27
Benim için Siyah Süt, annelik, kadınlık, üretkenlik ve bireysellik arasında sıkışıp kalan bir kadının iç dünyasına yapılmış samimi bir yolculuk gibiydi. Elif Şafak, kendi deneyimlerinden yola çıkarak doğum sonrası yaşadığı duygusal karmaşayı ve yazarlık kimliğiyle annelik rolü arasındaki çatışmayı oldukça içten bir dille anlatıyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, insanın içindeki farklı sesleri ve karakterleri görünür kılması oldu; çünkü bu yönüyle hepimizin zaman zaman yaşadığı kararsızlıkları, korkuları ve beklentileri sembolik ama anlaşılır bir şekilde yansıtıyor. Bana göre kitap sadece annelik üzerine değil, aynı zamanda kişinin kendini kabul etme ve hayatındaki farklı kimlikleri uzlaştırma mücadelesi üzerine de güçlü bir anlatı sunuyor. Yer yer deneme, yer yer anı niteliği taşıyan bu eser, akıcı dili sayesinde kolay okunuyor; ancak asıl etkisini, okuru kendi iç dünyasını sorgulamaya itmesinden alıyor. Bu yüzden ben Siyah Süt’ü, özellikle kimlik arayışı, üretkenlik kaygısı ve hayatın dönüştürücü süreçleri üzerine düşünmek isteyenler için samimi ve düşündürücü bir kitap olarak değerlendiriyorum. Kitapta ayrıca tarihte iz bırakmış birçok kadın yazardan söz edilmesi, anlatımı daha zengin ve etkileyici hâle getiriyor. Elif Şafak, özellikle annelik ve yazarlık arasında denge kurmaya çalışan kadınların yaşadığı zorlukları göstermek için farklı dönemlerden kadın yazarların hayatlarına değiniyor. Bu örnekler sayesinde, kadınların sanat üretirken toplumsal beklentilerle nasıl mücadele ettiklerini ve buna rağmen edebiyat dünyasında kalıcı eserler bıraktıklarını görüyoruz. Böylece kitap, yalnızca yazarın kişisel deneyimlerini değil, aynı zamanda kadınların tarih boyunca verdiği var olma ve üretme mücadelesini de gözler önüne seriyor. Bu yönüyle Siyah Süt,
İnceleme
Siyah SütElif Şafak · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
2/10
·440 syf.··
2026 13. kitabı
Kitap çok övüldüğü için büyük bir beklentiyle okumuştum ama beni şaşırttı. Kitapta bana göre toplumsal ahlak çöküşünü normalleştirmeye çalışıyor. Ana karakter saplantılı bir aşık gibi anlatılmış fakat toplumsal dayatmalara karşı, metres olmanın normalde karşıdaki kadın önemsizmiş gibi gösteriyor. Kitapta yasak ilişkisinden vazgeçemeyen bana göre zayıf bir karakteri zorlama bir şekilde entellektüel aydın gösterilmeye çalışmış geldi. Hikaye ilerlemek bilmedi. Baya kasvetli bit kitaptı bana göre. Ayrıca çok kayda değer bir konusuda yok. Sürekli kendini tekrarlayan gereksiz uzatılmış bazı kısımları kopuk bir kitap.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,3bin okunma
İnsandan duygularını alırsanız ne olur?
7/10
·216 syf.·
2026 22. kitabı
İthaki BKK serisinden, kurgusunda bilim-kurgu barındıran bir kitap okumuş olmanın memnuniyetini baştan belirtmem gerekir. Zira her ne kadar seriyi seviyor ve de koleksiyoner edasıyla, okuyamasam da topluyor olsam dahi, "bazı kitapların bu seride ne işi var" diye sormaktan kendimi alamıyorum doğrusu. Neyse ki bu sefer böyle bir durum yaşamadım, gelgelelim okuduğum kitaptan etkilendim mi? Ehhh işte... Kendi halinde, Mill Valley adında bir kasabada gelişiyor olaylar. Baş karakterimiz Doktor Miles, eski yangını, yeni boşanmış Becky Hanımın, muayenehanesine gelmesiyle ufak çaplı bir bocalama yaşıyor. Kendisi de yeni boşanmış, "ulan acaba bu bir işaret mi" gibilerinden kafasında türlü çakallıklar dolandırırken, işin aslının başka bir sebepten olduğunu öğreniyor. Becky, kuzeni Wilma'nın yaşadığı bir problemden ötürü yardımını istiyor Miles'ın (yine hüsrağğnnn... yok yok merak etmeyin, çiftimiz öylece ayrı yollara gidip, Becky hemen denklemden çıkmıyor). Wilma, amcası Ira'nın, aslında amcası olmadığını düşünüyormuş meğer. Bir terslik sezinleniyor, ki genelde böylesi, özellikle de duygusal sapmalar, terslikler, ya kadınlar ya da çocuklar tarafından sezinlenir. Hakkınızı vermek lazım ;) Neyse, gidiyorlar beraber, amcayla sohbet muhabbet... Pek ikna olmuyor doktorumuz ve böylesi ikna edilemeyişlerin akabinde, kaçınılmaz olan şey gerçekleşip, doktorumuzun psikiyatr arkadaşına havale ediliyor Wilma. Fakat buna benzer vakaların sayısı artarak devam edince işin rengi değişiyor. Üstüne üstlük, kasabanın edebiyatçısı da evinde bir ceset bulup durumu doktorumuza anlatınca (ne hikmetse), işler iyice girift bir hale bürünüyor. Buraya kadar bahsetmekte bir beis görmüyorum, bunu girizgahtan sayalım. Sonrası ise işin bilim-kurgu tarafı... Aslına bakarsanız, "insandan duygularını alırsanız,
Bilim-Kurgu
Beden Kemiricilerin İstilasıJack Finney · İthaki Yayınları · 20267 okunma